‘Özdemir Altan ve Sanatı Üzerine Bazı Mülahazalar’ : Dr. Tuncay GEZGİN

Türk resmi denince ilk akla gelen sanatçılardan biridir Özdemir Altan. Kendi kuşağını olduğu kadar genç kuşak sanatçıları da etkileyen, bu anlamda da Türk resmine yön vermiş, bu gücünü her daim diri tutmuş bir isimdir o. Onun sanatını kendi deyişiyle  idare eden en etken güç tepkidir. Tepkisi en başta sanatın alışılmış, tabulaşmış dünyasınadır. 

Sonrasında yaşadığı dünyaya, kültürel atmosfere, sanatçı ve toplum arasında sığlığa,  koyvermişlik, bilgisizlik ve kültürsüzlük temelindeki uyuşmaya, geri kalmışlığa, çabasızlığa, taklide, hırsızlığa, yani olgunlaşmamış bir bünyeye, kendine, çevreye, alaturkaya uzanan bir tepkidir bu. 

Sanat anlayışını belirleyen bir başka önemli dinamik de rastlantıdır. Sanatsal espasın birbirinden farklı mantık, köken, kavram ve yapıların sentezi ile oluştuğunu kanıtlamak amacıyla rastlantısal buluşma yöntemini icat eden Özdemir Altan, bu uğurda, yapıtlarında, değişik doku, eleman, malzeme, sanat görüşü, ışık gibi aykırılıkların tesadüfen bir araya gelmesiyle oluşan bir sanat anlayışını uygular.  

Elbet bu uzun bir sanat hayatının, birçok üslubu deneyerek aşama aşama yürüyen bir sanatsal serüvenin vardığı son aşamadır. Sanatçı hiçbir zaman bulduğuyla yetinmemiş, cesaretle hep denemiş ve yeni buluşlar peşinde olmuştur. Zira Altan’a göre, sanatçının bir yerde durmaktaki ısrarı, olsa olsa, yaratıcılıktan uzak akademik tavrının ve piyasanın koşullarına boyun eğmişliğinin, kolaycılığının  tezahürüdür. 

Yerelden ziyade evrensele eklemlenen bir duygusu vardır Özdemir Altan’ın. İyi bir sanatçının yetişmesinde batı müziğini, Rönesans resmini, batı müzelerini önceler. Bir ayrıntı olarak mesela alaturkayı monoton niteleyip kenarda bırakırken Batı müziğini ulular. Çok sesli batı müziğinin resminin gelişmesinde büyük yeri vardır. Bu müziği çocukluğundan beri ilgi ve merakla dinlemiştir. Diğerinden hiç anlamaz. 

Özdemir Altan’a göre yerel zevk, dünya görüşü Türk resmini yaratıcılıktan  alıkoymaktadır. Şöyle der; dünya görüşünden, müziğine tekdüze olan toplumun resmi de yüzeyseldir. Bu düşüncesine değil de açık sözlülüğüne sempatiyle bakılabilecek Altan, belki de  şunu hatırlatmak istemiştir; Tanzimat’tan beri çok iyi bilmemiz gerektiğini bildiğimiz Batıyı hala bilmemek, tanımamaktaki kusurumuzu. 

Öte yandan böyle bir zevkin, yaklaşımın Türk resminde sahiciliğinin olmadığı da bellidir.  Özdemir Altan’a göre de Türk resminin en önemli sorunlarından biridir sahicilik. O halde Türk resmindeki yaratıcılıktan yoksunluğu geleneği değerlendirmedeki yapmacıklıkta ve samimiyetsizliktedir. Geçmiş bunların yaldızlı antikasıdır. Tam anlamıyla batıyı bilmediği gibi kendi değerlerini de bilmeyen, bunlarla hemhal olmamış bir sanatçı mış gibi yapmakta, zorlamalarla yol almakta, doğuyla batıyı  zorlamalarla meczetmek çabası içinde olmaktadır. 

Mamafih bizim geçmişimiz ortada yoktur. Ne tam anlamıyla korunmuş, ne açığa çıkarılmış,  ne araştırılmış,  ne üniversitelere sokulmuştur. Çokça muhayyeldir. Batı ise bütün sanatsal geçmişiyle mimarisi, heykeli, resmi, müziğiyle, bu geçmişi taşıyan kurumları, kriterleri, müzeleriyle  ortadadır. Batı sanatını dünya sanatı olarak nitelerken Altan muhtemelen bu gerçekten yola çıkar.  Geçmişi olmayanın geleceği yoktur. Türk sanatı ise geçmişsiz, kritersiz,müzesiz olarak sadece kendini bir şey sanmaktadır. 

Bir Cevap Yazın