BAŞKENT’DE VE YAŞAMDA SANAT Nur Koçak’ın “Mutluluk Resimlerimiz” Sergisi

Hatice Kumbaracı Gürsöz

 Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

Ressam

hkgursoz@gmail.com

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek  Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi’nde okurken tanıdığım Nur Koçak’ın Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açtığı “Mutluluk Resimlerimiz” isimli sergisinde yıllar sonra kendisiyle buluşmak beni çok memnun etti. Şahsi nedenlerle akademi eğitimine ara veren Nur Koçak,  1967-1968 döneminde bizim atölyeye geldi. Demet Sayınoğlu, şimdi aramızda olmayan Pınar Kutat ve ben   üçlü bir arkadaş grubuyduk. Nur, hayat tecrübesini ve anılarını bizimle paylaşarak değerli  bir dostumuz oldu. Bizler 1969 yılında mezun olduktan sonra, benim aynı yıl  Taksim Sanat Galerisi’nde açtığım  ilk kişisel sergimde ve 1970 yılında Akademi’de açılan Avrupa Konkuru’nda onunla tekrar beraber olduk. Sonra o Fransa’da, ben diplomat olan eşimle beraber beş ayrı ülkede yaşamıma devam ederken uzun süre birbirimizden koptuk. 

Dışişleri Bakanlığı Suna Çokgör Ilıcak Sanat Galerisi’ni kurup kuratörlüğünü üstlendiğimde “Akademi Mezunları Sergisi”ne davet etmek için telefonla irtibata geçtim, çok yoğun çalıştığı için katılamadı. Ankara’daki sergisinde karşılaşmak güzel bir buluşmaydı. Garanti Bankası sponsorluğunda SALT organizasyonunun Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılan sergisi Ankara’ya yeni bir soluk aldırdı. Bu tip organizasyonlar bir ekip işi ve her  sanatçının çok arzu ettiği bir oluşumdur. Sanatçı için sadece  eser üretmek bir şey ifade etmiyor; bunun sanatseverlerle  buluşmasını temin etmek için büyük kuruluşların sponsor olması çok önemli. Onun için hem sanatçı arkadaşımı, hem de Garanti Bankası’nın SALT organizasyonunu kutlarım. 

Nur Koçak’ın  sanatı hakkında sizinle paylaşacağım aşağıdaki yazı onu ve eserlerini tanımanız açısından  önem taşımaktadır. 

1941 yılında İstanbul’da doğan, yapıtları dünya çapında birçok sanat müzesinde sergilenen Nur Koçak, kadınların toplumdaki yerine odaklanan çalışmalar yapmaktadır. TED Ankara Koleji mezunudur. İlk resim çalışmalarını Turgut Zaim‘le yapan sanatçı,  daha sonra ABD’de Washington D.C.’de lise öğrencisiyken bir süre Leon Berkowitz‘le çalıştı. 1960-1968 yıllarında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi‘nde (MSGSÜ) Adnan ÇokerCemal Tollu veNeşet Günal‘ın öğrencisi oldu. 1970-1974 yıllarında, Paris’te ENSBA‘da resim dalında uzmanlık çalışmaları yaptı. 1975-1981 yıllarında  Akademi’de öğretim görevlisi oldu.

Nur Koçak, ABD’de bulunduğu yıllarda bir süre “Soyut Dışavurumculuk” akımına ilgi duymakla birlikte, Paris’te “Foto-Gerçekçilik” doğrultusunda çalışmaya başladı. Batı’nın renkli kadın dergilerindeki reklamlardan esinlenerek 1974’te başladığı “Fetiş Nesneler” dizisinde kadının kullanım nesnelerini ya da kadının nesne olarak kullanımını konu aldı. Koçak, amaçladığı fotoğrafik görüntüyü yağlı boya yerine akrilik, fırça yerine de boya tabancası (pistole) kullanarak elde etti; nesneleri en ince ayrıntısına kadar betimledi. Sanatçı 1970’lerin sonunda “Posta Sanatı” ile ilgilendi. 1980’ler boyunca da gazete fotoğraflarından ve kartpostallardan yola çıkarak kağıt üzerine kurşun kalemle yaptığı “Mutluluk Resimlerimiz” dizisi ile kendi aile albümünden yararlandığı “Aile Albümü” dizilerini gerçekleştirdi.Koçak, kendi çektiği fotoğraflardan yararlandığı “Vitrinler” dizisini 1980’lerin sonunda yaptı.

“Foto-Gerçekçilik” akımının Türkiye’deki ilk temsilcilerinden olan Nur Koçak’ın “Mutluluk Resimlerimiz” sergisi, kadın dergilerinden Hollywood sinemasına popüler kültürün yaygınlaşması ve Türkiye’deki yansımalarını irdeleyen sanatçının desenleri ve resim serilerinden oluşan sergi, Koçak‘ın yarım yüzyıllık üretimine ayrıntılı bir bakış sunuyor. Bu sergi, mecra ve teknik seçimindeki kararlılığının yanı sıra feminist bakış açısına sahip işleriyle kadın kimliğinin arka planda bırakıldığı sanat tarihsel anlatının dönüşümüne katkı sağlayan Koçak‘ın bu en kapsamlı sergisidir. 

Koçak, “Fetiş Nesneler” (1974-1988) ve “Nesne Kadınlar” (1975-1979) serilerinde ise, Paris’te devlet bursuyla resim eğitimi alırken takip ettiği kadın dergilerinden görsel ögeleri kullanıyor. “Fetiş Nesneler”de, popüler tırnak cilası, ruj ve parfüm markalarının albenili fotoğraflarını işlev ve bağlamından kopararak anıtsal boyutlarda tuvale aktarırken, “Nesne Kadınlar”da iç çamaşırı, mayo ve bikini reklamlarının yüzü olmayan “anonim” kadınlarını resmediyor.

Koçak’ın yüzüne yer verdiği tek “arzu nesnesi” kadın, Türkiye sinemasının ilk yıldız oyuncusu, yapımcı ve yönetmen Cahide Sonku. 1935’te “Bataklı Damın Kızı Aysel” filmiyle şöhret bulan Sonku, bağımsız duruşu ve Hollywood yıldızlarını andıran sarı saçlarıyla kısa bir sürede “Batılılaşma isteği”nin bir temsiline dönüşüyor. Sanatçının tiyatro oyunlarından fotoğraflar ve filmlerden kareleri işlediği “Cahide’nin Öyküsü” (1996-2006) serisinde, 1960 öncesi kentli orta sınıfın beğenileri kadar, Sonku’nun  çok iniş çıkışlı hayatıyla gündeme getirilerek itibarsızlaştırılmasına vurgu yapıyor.

Sanatçının Aile Albümü” serisi bir subay kızı olan Koçak’ın çocukluk ve gençlik anılarıyla toplumsal hafızaya kazınmış “mutluluk” mizansenlerini buluşturuyor. Anne ve babasının evlendiği 1930’dan 1950’lere kadarki özel günlerde, çoğu stüdyoda çekilmiş hatıra fotoğraflarını temel alan “Aile Albümü” (1979-2012), toplumun her üyesine belirli bir rol atadığı, ideal cumhuriyet ailesinin portresi gibi: üniformalı baba figürü ailenin kurumsallığını, özverili anne figürü destek ve devamlılığı, özenle giydirilmiş çocuklar ise  umutla bakılan geleceği yansıtıyor.

Mutluluk Resimlerimiz” (1981) serisi, sanatçının 1970’lerin sonunda katıldığı posta sanatı sergileriyle gitgide artan kartpostal kullanımını görünür kılıyor. Cağaloğlu’ndan toplama, romantizm temalı asker kartpostallarına müdahalelerle oluşturduğu bir dizi işe, bir dönem bağımsız bir kadın gazetesi olarak yayımlanan Kelebek’teki “Mutluluk Resimlerimiz” köşesinden yola çıkarak yaptığı siyah beyaz çizimler eşlik ediyor.

Kadın ve erkeğin birlikte görüldüğü kartpostalların yanı sıra sadece erkek fotoğraflarının yer aldığı bu köşeye odaklanan Koçak, deneyimler ve temsilleri arasındaki uyumsuzluğa, vitrin resimleri, kadın ve erkek iç çamaşırlarını vurgulayan resimleri ve heykelleri dikkat çekiyor. 

Özellikle kadın dergilerinde ve reklamlarda yer alan kadın ve kadın bedeni tasvirlerini kullanıyor. Sanatçı “Mutluluk Resimlerimiz” adlı serisinde kaynak olarak kadınların okuduğu Kelebek gazetesindeki görselleri kullanır. Yarattığı yüzeylerin birer temsil aracı olduğuyla yüzleşmesine izleyicileri de dâhil eden Koçak’ın fotoğrafın nesnelliğiyle olan ilişkisi fotoğrafın dokunulabilirliğinin bambaşka bir boyut kazandığı günümüzde güncelliğini korumakta… 

Benim en takdir ettiğim şey sanatçının Akademide çizdiği desenlerini bile bugüne kadar saklamış olması. Ben, diplomatik yaşamımda tam bir gezgindim; beş ayrı ülkede bulundum. Avustralya, Pakistan, Almanya (Bonn ve Berlin), Yunanistan (Atina ve Nafplion), Türkmenistan, Suriye (Halep ve Şam), Ürdün, İsviçre (Cenevre ve Basel)   ve Türkiye’de 40 kişisel sergi açtım. Moldova, Kazakistan ve Türkiye’de çok sayıda karma sergiye  katıldım. Ancak ürettiğim eserlerin çoğunun müze, galeri ve koleksiyonerlerde oluşu çok kapsamlı bir retrospektif sergi açmamı engelledi. Buna rağmen, her sergimde, kırk kadar eserim ve  ve dokümanlar yer aldı. 50. sanat yılımı kutladığım 2019 yılında açtığım  kırkıncı sergim dahil, her sergim geniş zamanı kapsayan eserlerimden oluşuyordu. 

Değerli arkadaşım Nur Koçak’a sanat yaşamında resimleri gibi mutluluklar dilerim. 

Aynı mekânda sergilenen Genco Gülan’ın heykelleri ve kavramsal renkleri ihtiva eden tabloları dikkat çekiciydi. Ankaralı sanatseverlerin  bu iki sergide yer alan eserleri dikkatlice izlediklerinden eminim. 

Şimdilik Başkent’ten bu kadar… Barış ve özgürlük ortamında, mutlu, sağlıklı ve sanat dolu günlerde buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın