Sokak Çeşmeleri

Dr. Tuncay Gezgin

Muallim Naci,  çocukluk anılarını anlattığı Ömer’in Çocukluğu isimli eserinde, evlerinin bulunduğu yeri  tarif ederken bir sokak çeşmesi hakkında “gururlanan bir kahraman gibi durmakta olan bu çeşme” der. Çeşmenin gururlanmasının nedeni, o civar halkını, çok uzun zamandan beri başka uzak çeşmelere gitmekten kurtarmasıymış. 

Şimdilerde suyu akmayan, kırık, dökük çeşmelerde bu gururdan eser yok. Hatta asfaltla, kaldırım taşıyla bellerine kadar gömüldüklerinden, küçük düşürülmüş birer garip yaratık gibiler. Birçoğu, yüzlerce yıldır, bezemeli taşlarıyla, hattıyla, kitabelerindeki şiiriyle birer sanat zevki de aşılamış olan bu çeşmeler, sokak başlarında, küçük meydancıklarda, buraları dolduran kalabalığın tam ortasındaymış gibi ama gerçekte onlardan pek uzakta, bir yığın şeyin arasında sıkışmış olarak duruyorlar artık. 

Bu çeşmelerin duvarlarının dibinde belediyenin itinayla dizdiği, akşamları taşım taşım taşan  çöp konteynırları, önlerinde, yanlarında doğalgaz kutuları ve trafik levhaları,  üzerlerinde ise vidalanmış şekilde  “… okuluna gider”,  “ camcı İbrahim”,  “kuaför Hayri” gibi tabelalar ve boyayla doğrudan uygulanmış, şiir alanında ne derece ileri gidildiğini de gösteren “ buraya çöp dökenin…” diye başlayan ve kimin kimi, neyi sevdiğini söz sanatlarına baş vurmadan, yalın bir Türkçe ile ifade eden yeni kitabeler bulunuyor. 

Çeşmelerin bazısı, tepelerinde bitmiş otlarla zülüflü, perçemli, kaküllü saçlara sahip olmuşlar. Bazı çeşmeler ise taşları nerdeyse kumlaşmış, teknesiz, tekne sedsiz, musluksuz, ayna taşsız, kitabesiz  halleriyle, yol genişletme adına yanlarında bulundukları caminin de yıkılıp her ne hikmetse kendilerine dokunulmadığı için dımdızlak ortada kaldıklarından, pek bir şeye benzetilemeyen soyut bir heykel gibiler. Bazısı da bir cami duvarında yine bu halleriyle manasız bir oyuk. Bunların küçük bir çukurdan ibaret maşrapalıkları,  yüzlerce yıl aynı sokağı seyrettikten sonra, feri gitmiş kör bir göz.

İşte tüm bu hakir görmelerin ortasında, bu canı çekilmiş çeşmelerin, eski medeniyetimizin inceliğiyle hala, şimdi yerinde olmayan bir çeşmenin kitabesindeki şiirin son mısrasını, artık susuzluğu gidermek için değil de bir yığın kirle bulanmış zihinleri temizlemek için fısıldadığını insan duyar sanki:

“ Ma sana bu çeşme-i pakizeden ayn-i hayat”.

Bir Cevap Yazın