“Kar Defteri” Kitabı Hakkında

ÜMİT GEZGİN

Kar Defteri Bahariye Sanat Galerisi’nde bir sergi dolayısıyla yayınlanmıştı. Bahariye Sanat Galerisi Yayınları’ndan çıkmıştı “Kar Defteri”.. Gerek Ruşen Eşref Yılmaz ve gerekse de Ahmet Özel‘le birlikte yaptığımız toplantı ve konuşmalar neticesinde doğmuş özgün bir tasarım olarak ortaya çıktı..

Ümit Gezgin ve Ruşen Eşref Yılmaz


Ahmet Özel desenlerini çizecek, Ruşen Eşref de şiirlerini yazacak ve ben de önsözle; edebiyat ve resim arasındaki ilişkileri irdeleyecektim. Önemli bir çalışma oldu Kar Defteri.. Edebiyat ve resmin bir tür buluşma noktasıydı. Edebiyat ve resim zaten tarih boyunca buluşmamış mıydı.. Sanatçıların çoğu interaktif bir şekilde birbirleriyle edebiyatı ve resmi, giderek plastik sanatları bir arada değerlendirir. Her iki alanı da sever ve bu sevgisini de hayatları boyunca korurlar.. Bakın, Hüseyin Rahmi Gürpınar‘ın herkes romancı olduğunu bilir de, ressam yönünden haberi yoktur. Bu mesela romancı Selim İleri için de böyledir.. Bedri Rahmi‘nin ressam olarak edebiyatçı, şair kimliğini, gayretini herkes bilir bilmesine ama, Tevfik Fikret‘in ressam yönünden haberi yoktur.. Nedense edebiyatçılar çoğu kere ressam kimliklerini saklamayı tercih etmişlerdir…


Her neyse, bu önemli bir projeydi ve edebiyat-görsel sanatlar arasındaki iletişimi kurduğu kadar, bu iletişimin nasıl geliştirileceği üzerine de özgün bir çalışmaydı.. Bir edebiyat sever olarak benim de devreye girmem, hem eleştirmen kimliğim, hem edebiyatçı ve hem de ressam yönlerimi de ortaya koyarak değerlendirmelerime sebep oldu.. Evet, Ahmet Özel, özgün, kendi tarzına uygun lekeci desenleriyle, Ruşen Eşref’in kar üzerine olan şiirlerinden, bağımsız desenler üretti.. Dahası zaten bir yıllık bir süreç içinde Ahmet, bu üretimini sürdürüyordu.. Keza, Ruşen Eşref de, kar üzerine şiirler yazmaya devam ediyordu.. Bunun bir galeride, böyle bir kitapla vücut bulması gerekiyordu ve onu birlikte gerçekleştirdik..

Ahmet Özel’in kitapta yer alan desenlerinden biri…


Bahariye Sanat Galerisi’ndeki sergi, aynı zamanda böyle bir kitapla taçlanarak ve yine, önsözünü benim yazdığım ve tüm bu süreç yanında, özellikle edebiyat ve görsel sanatlar, resim ilişkisini, değerini ve anlamını irdelediğim denemeye de dönüşerek; sanat-edebiyat alanı için önemli bir kaynak kitap haline dönüştü…


Ruşen Eşref ne diyor bir şiirinde:
KOR
gündüz göğünde
yıldız kümeleri
bir çöldeyim beyaz
susuyor bütün dualarım
ağaçların ellerinde çıplak
bitti sendeleyen sessizlik
taşıyor kendini ırmaklar
yüzünde kardan korlar
bir türkü yakacağım
senin adına
ağarırken büyüsün daha
penceremde kış güneşi

Evet, Kar Senfonisi, çok güzel bir sanatsal projeydi ve sonuçta 2010 yılında gerçekleşen bu sergi ve kitap, kalıcılığın gerçekliğine dönüştü.. Edebiyatın, şiirin ve resmin ortak noktasında buluştu ve kalıcılaştı.. Zaten resim, şiir ve edebiyat.. birbirine besleyen ana damarlar değil midir…


Buraya Ahmet Muhip Dranas’ın bir şiirini de eklemek istiyorum:
kardır yağan üstümüze geceden
yağmurlu, karanlık bir düşünceden
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dört nala dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze inceden…

Bir Cevap Yazın