Dedem Lütfü Kayhan’ın Aziz Hatırasına

ÜMİT BAYINDIR

Zaman geçtikçe insan anılarına, geçmişe sığınıyor.. Geçmişin güzel günleri, büyüklerinin yaşantıları ve karakter özellikleri bir bir hatırına geliyor.. Onlarla oyalanıyor.. Annemin babası Lütfü dedemin de, gerek ailemiz için, gerek benim için özel bir önemi ve değeri vardır. Asker kökenli olduğu için, disiplinli, çalışkan, okuyan, örnek bir insandı.. Uzun yaşamı içinde, askeri disiplininden taviz vermemiş, günlük alışkanlıklarını son dakikasına kadar, bildiğim kadarıyla hiç hastalanmadan ve hatta hiçbir şeyden sızlanmadan, her şeye hoşgörüyle bakarak geçirmiştir..

Lütfü Kayhan, Adapazarı depreminde görevinin başında…


O kadar başkalarını düşünen, vatanına ve değerlerine bağlı bir insandı ki.. yokluklara, açlıklara, sefalet yıllarına tanık olduğu için; emekli maaşı bağlamak istediklerinde, kabul etmeyecek kadar yüce gönüllü bir insandı.. Çocukları çok sever.. cebinde hep şeker taşır, onlara, öğretmenlik de yaptığı için nasihatlerde bulunur ve cebinde taşıdığı şekerleri verirdi…


Dedem Lütfü Kayhan pek çok cephede vatanı için çarpışmış bir Türk Askeriydi. Gazi’ydi. Atatürk’ü cephede görmüş bir insan.. Biz onun sayesinde Atatürk ve Vatan Sevgisi ile büyüdük. Çocukları çok severdi ve değer verirdi. Öldüğünde 102 yaşındaydı. Defnedildiği gün 23 nisan olduğu ve okullar tatil olduğu için cenazesine pek çok çocuk gelmiştir..

Dedem Lütfü Kayhan, annem (sağda) ve akraba çocuğuyla…


Dedem iyi bir kitap okuruydu, bir kitap kurdu da denilebilir kendisine..Kendisi için Göynük’deki evinde bir kişisel kütüphane yapıp, bütün kitaplarnını tek tek numaralandırmıştı.. Ben, kitap sevgisini ve kütüphane düzen ve kavramını ondan öğrendim… Ayrıca pul koleksiyonu vardı. Değişik pulları biriktirmişti. Kedileri, köpekleri çok severdi. Arap atı yetiştiricisiydi. Gerçek bir hayvan ve doğa severdi.. Her zaman evinin, bahçesinin önünde köpeği olurdu.. adı Alber’di köpeğin.. köpek öldükten sonra, mutlaka bir köpek alır ve ismini yine Alber koyardı.. Kediler, işten gelirken, dedemin geleceğini hisseder.. Bolu Göynük‘de yokuş üstündeki evinden kediler yokuştan aşağıya iner, yokuş yukarı kedilerle birlikte çıkardı..

Ananem, kucağında annem, dedem, arkadaki çocuk dayım, yanındaki kadın da bir akraba.. Yıl: 1933


Ölene kadar gözlük kullanmayan dedem, son zamanlarında kitaplarını büyüteçle okurdu. Zengin bir kütüphanesi vardı.. Dedemin abisi, Ahmet Kayhan Okul Müfettişi ve Müftüy’dü.. Her ikisinin de birçok değerli kitabı vardı.. Ahmet Kayhan vefat ettikten sonra, ondan kalan binlerce kıymetli kitaplarını aile, Ankara’daki Adnan Ötüken Kütüphanesi‘ne, babamın amcası Hilmi Bayındır‘ın aracılığıyla bağışlamıştır.. çünkü Adnan Ötüken, büyük amcam Hilmi Bayındır’ın yakın arkadaşıydı..

Göynük; dedem ve arkadaşları…


Yıllar geçtikçe, geçmişte kalmış anıların ve o anıların sahibi büyüklerimizin kıymetini, onların bizlere aşıladığı değerlerin önemini bir kez daha iyi anlıyoruz.. Ve, yine anlıyoruz ki, insan büyükleriyle, büyüklerinin kendilerine bıraktıkları hatıralarıyla anlam kazanıyor…

Bir Cevap Yazın