SENUR BİÇER “Sanat değişik kültürlerdeki ifade şekillerinin evrensel kodlaması, yani dilidir .”

ÇİLSEM TOPRAK

Senur Biçer Kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?
1969 İstanbul doğumluyum. Üniversitede kimya öğretmenliği ve finans eğitimi aldım. Londra Art College – Çin fırça sanatı ve mürekkep resmi bölümünü üstün başarı ile bitirdim. TBMM Milli Saraylar Yıldız Şale Hikmet Barutçugil Ebru Atölyesi’ni bitirdim. Topkapı Sarayı Tezhip Bölümünde tezhip sanatı ile tanıştım. Halen tezhip çalışmalarına Saray Nakkaşhane’sinde devam ediyorum. Japonya – Tokyo ‘da bulunan Japon Kaligrafi Okulu’nda Mürekkep resmi ( Sumi -e ) ve kaligrafi eğitimime 2012 yılından beri devam etmekteyim.
Çalışmalarıma Amerika’da bulunan Sumi-e derneği ve İstanbul’da bulunan kendi atölyemde devam ediyorum. Pirinç ve doğal kağıt üzeri doğal boyalar ile yapılmış tablolar ve dekorasyon amaçlı objeler üretiyorum. Çeşitli kurumlarda ve atölyelerde tanıtım amaçlı workshoplar düzenlemekteyim. 2011 yılından beri 30’u aşkın karma sergide eserlerim yer almıştır. 2012 yılında İstanbul Büyükada’da ve 2019 yılında Japonya – Tokyo’da kişisel sergi açtım. Eserlerim, Türkiye’nin yanı sırasında Hollanda, İngiltere, Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya ve Bulgaristan’da önemli galerilerde sergilenmiştir.

Sennur Biçer’in bir çalışması

Yeteneğinizi ne zaman fark ettiniz? Nasıl bir yol izlediniz, bu süreçte bizimle paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?
Akademik olarak ortaokul sıralarında resim dersi ile başım hep dertte idi. Öyle ki 10’luk not sisteminde 5’i bile alamazdım. Diğer derslerim çok iyiyken resim dersi yüzünden sınıfta kalma durumuyla karşı karşıya kalırdım. 8. sınıfta okul değiştirdim. O sene resim öğretmenimiz karikatür sanatçısı İbrahim Ersaraç ile resim dersini sever hale gelmiştim. Liseden mezun olana kadar da resim öğretmenim İbrahim Hoca olmuştu. ‘’ Başarı tesadüf değildir ‘’ derler. Lise 1. sınıfta resim öğretmenim İbrahim Ersaraç’ın teşviki ile okullar arası bir resim yarışmasına katıldım ve derece aldım. Bu benim hayatımda bir dönüm noktası idi. Ödül almaktan çok insanın kendisine inandığında her şeyi başarabileceğini anlamıştım. Bu olaydan sonra hayatımda ‘’ imkansız ‘’ diye bir kelime yer almadı. Üniversite ve gençlik yıllarımda sanat ile ilgili okul seçmedim. Ama gittiğim Boğaziçi Üniversitesi’nde sanat derslerini seçmeli olarak almıştım. Öğrenim hayatım boyunca resim ve seramik dersleri aldım. Sonra kariyerime ev aletleri üretimi sektöründe devam ettim. 40 yaşlarımda hobi olarak başladığım resim sanatı ile ilgili eğitim almaya karar verdim ve London Art College de ‘’ Chinese Brush Painting ‘’ bölümünü üstün başarı ile bitirdim. Başlarken başaramayacağım diye en ufak bir tereddütüm yoktu. Sadece aklımda bir şey yapacaksam ‘’ kendime göre ‘’ en iyisini yapma çabası vardı. Büyük bir ihtimalle bu özgüvenim Lisedeki resim öğretmenim İbrahim Ersaraç’ın bana verdiği motivasyondan ileri geliyordu. Çok çalışarak başarılı olunmayacak bir şey yoktur. Ayrıca Londra’daki okul danışmanım Monica Cilmi başladıktan kısa bir süre sonra potansiyelimin farkına varmamı sağladı. Hayatımdaki rolü büyüktür.

Sennur Biçer’in bir çalışması


Çizim yaparken sürekli dinlediğiniz bir şarkı var mı? Size eşlik eden müzik tarzını bizimle paylaşır mısınız?
Çizim / eser yaparken etnik müzik dinlemeyi tercih ederim. Mercan Dede, Deva Premal ve meditasyon müzikleri dinlerim. Özellikle anlamından dolayı sıklıkla Deva Premal in söylediği Gayatri Mantrayı dinlemeyi tercih ederim. ( Deva Premal & Miten with Manose – Gayatri Mantra diye bulabilirsiniz )
Anlamı:
‘’ You who are the source of all power
Whose rays illuminate the world
Illuminate also my heart and my mind
So that they too can do your work! ‘’
Anlamı:
‘’ Dünyaya ışık saçan tüm gücün kaynağı olan Siz, kalbimi ve zihnimi de aydınlatıyorsunuz. Böylelikle onlar da sizin işinizi yapabilirler ‘’
Bu sözlerden çok etkilendiğim için mutlaka her eserimin başına oturduğumda bunu dinlerim . Ayrıca Deva Premal in ‘’ Jai Radha Madhav ‘’ını da dinlerim.
En az 20 senedir Mercan Dede dinlerim. İlk dinlediğim albümü ‘’ Nar ‘’dı. Sonra sıklıkla dinler oldum. Özellikle ney sesi beni derinden etkiliyor. Ortama mistik bir hava katıyor.
Yaptığım sanat dalı meditasyon yapmayı gerektirdiği için ayrıca meditasyon müzikleri de dinlerim eser yaparken… Bu müzikler sayesinde hayallerimdeki dünyaya kolaylıkla gidebilir ve bu hayalleri kağıda aktarabilirim.


Japon Sanatı ile nasıl tanıştınız? Sizin için ne ifade ediyor?
Aslında yaptığım sanatın adı ‘’ Japon Sanatı’ ndan” çok ‘’ Uzakdoğu Fırça Sanatı ‘’ dır . Doğuşu Çin’ dir . İçinde bulunduğu coğrafyaya ve kültüre göre özgünlük kazanır. Japonya da adı Nihon-ga ve sumi-e adını alır. Her iki kelime de Japoncadır. Çince de ise adı Shui mo, mürekkep ve su demek. Ayrıca Çin de Gongbi diye bir tarz vardır ki bu da detaylı işler anlamındadır. Bizdeki karşılığı minyatür sayılabilir.
Bu sanat ile işim gereği Uzak doğuya, Çin’e, Hong Kong’a, Taiwan’a ve Japonya’ya yaptığım seyahatler sırasında tanıştım. İlk gördüğüm anın heyecanını halen içimde hissediyorum. Bir manzara resmiydi. Çin de Zhangjaje National Forest Park’dan bir görüntüydü. Dikine ve sivri oluşmuş kayalıklar ve tepesinde ağaçlar olan dağlar öylesine cimri fırça darbeleriyle resmedilmişti ki bu sadeliğe rağmen dağların heybetini ve aynı zamanda dinginliği hissedebiliyordunuz. Bugün bile bu tarz resmedilmiş bir dağ manzarasına saatlerce bakarken kendimi bulabiliyorum.
İster Çin ister Japon sanatı olsun ben de bu tarz resimler doğa sevgisini anımsatıyor. Özgürlüğü çağrıştırıyor. İçimdeki doğa sevgisi ve özgürlük hissi bu sanatla yolumun kesiştiği unsurlar…

Sık sık seyahatler yapıyorsunuz, farklı sanat disiplinlerini izleme fırsatınız oluyor, size
“Sanat …” desek bu boşluğu nasıl doldurursunuz?

Sanat… değişik kültürlerdeki ifade şekillerinin evrensel kodlaması yani dilidir.

Yoğun bir tempo ile çalışıyorsunuz aynı zamanda sanatınız ve yüksek enerjiniz ile dikkat çekiyorsunuz hayat mottonuz nedir?
Hayat mottom ‘’ başarı tesadüf değildir ‘’ ‘’ ne yaparsan yap yaptığın işin en iyisini yap , tek rakibin kendinsin ‘’


İlham aldığınız bir sanatçı veya eser var mı?
Ogata Korin ve Hokusai’nin tüm eserleri ilham kaynağımdır. Ayrıca 16 yy Karahisari Kuran-ı Kerim’indeki tezhip süslemeleri bana ayrı ilham veriyor. Her bir süsleme sanki konuşuyor gibi geliyor bana… Monet’i de severim. Nilüfer bahçeleri resimleri bana uzak doğuyu hatırlatıyor.
Ayrıca Tokyo’da bulunan Yamatone Sanat Müzesi’ni her sene mutlaka ziyaret etmeye gayret ederim. Japon resim sanatını tam anlamıyla yansıtan zengin bir koleksiyona sahip. Koleksiyonun tamamını sergilemiyorlar. Her sezon değişik temalarla koleksiyonun bir kısmını sergiliyorlar. Bu yüzden her ziyarette farklı eserlerle karşılaşıyorsunuz. İlham aldığım müzelerden biridir.


Eserlerinizde farklı bir teknik kullanıyor musunuz?
Eserlerimde çoğunlukla doğal kağıtlar, doğal boyalar, doğal mürekkep kullanırım. Kullandığım doğal kağıtlar ağırlıklı pirinç kağıdı, bambu kağıdı ve çeşitli liflerden yapılmış el yapımı özel kağıtlardır. Benim için malzeme aldığım yerler de önemlidir. Çünkü malzeme aldığım yerler sadece malzeme satmakla kalmıyor aldığınız ürün ile ilgili ilginç hikayeler de anlatıyorlar. Bütün bu malzemeleri Çin ve Japonya’dan alıyorum. Özellikle pirinç kağıtlarını yapan yerler bu işi nesiller boyunca yapan yerler. Her kağıdın yapımı sadece aileye özgü tekniklerle yapılıyor. Dolayısıyla bu sırlar ailede nesiller boyu bir sonraki nesle aktarılıyor. Ayrıca Bakırköy’de Japonya’dan sanat malzemeleri getiren butik bir yer var. O da bir aile işletmesi. İşlerini büyük bir özenle yapıyorlar. Dahası aldıkları malzemeler hakkında ilginç bilgileri biz sanatçılarla paylaşıyorlar. Çok özel malzemeleri artık buradan bile alabiliyorum. Kısaca malzemelerimi aldığım yerler bile bana ilham verebiliyor.


Farklı sanat dallarıyla ilgileniyor musunuz?

Geleneksel sanatlarımızdan ebru ve tezhip sanatı ile ilgileniyorum. Hazır yapılmış ebrulu kağıtlar kullandığım gibi ağırlıklı kendi yaptığım ebrulu kağıtları da kullanıyorum. Baskı tekniğini de kendime yakın buluyorum. Detay çizmeyi seviyorum. Ancak izleyicinin de eserlerimde bir şeyler keşfetmesine ve yorumlamasına müsaade edecek çizgilere yer veriyorum. Kendi düşünce ve bakış şekline göre bazı tamamlanmamış yerlerin yorumunu izleyiciye bırakıyorum.

Bir röportajınızda “Eğer savaş vermem gerekirse silahlarım her zaman sevgi ve umuttur” diyorsunuz … Pozitif enerjinizi, sevgi ve umudunuzu eserlerinize ve karşınızdaki insanlara şeffaf bir şekilde yansıtıyorsunuz. Evrenin güzel enerjilerinin sizi bulması dileğiyle Sanat ile kalın…

Bir Cevap Yazın