Refik Halit Karay yazarlığı ve “Minelbab İlelmihrab” ile “Memleket Hikayeleri” Kitapları

TURGUT TOKATKIRI

Farklı bir yazar Refik Halit Karay.. Ama özgün bir açılımı, dile getirdiği yeni yorumlar ve yaklaşımları var çevreye, nesnelere ve insanlara karşı.. Hayat hikayesine bakılacak olursa…


Bolu Mudurnu‘dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesinden Maliye Başveznedarı Mehmed Halit Bey‘in oğlu olarak 15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisi‘nde ve Hukuk Mektebi‘ nde okudu. Maliye Nezaretinde memur olarak çalıştı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra gazetecilik ile uğraşmaya başladı; Tercüman-ı Hakikat gazetesinde mütercimlik ve muhabirlik yaptı. Yazıları yüzünden ilk önce Sinop’a daha sonra Çorum, Ankara ve Bilecik’e sürgün olarak gönderildi. İstanbul’a dönünce bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. PTT (Posta ve Telgraf Teşkilatı) Genel Müdürlüğüne getirildi. Bu sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na üye oldu ve İstiklal Savaşı aleyhine yazdığı yazılarından ötürü yüzellilikler listesine girerek Beyrut ve Halep’te sürgün hayatı yaşadı.

Refit Halit Karay, eşi ve oğluyla


Af kanunu ile 16 senelik sürgün hayatının ardından temmuz 1938 de yurda döndü, daha önceden çıkardığı Aydede adlı mizah dergisini tekrar yayınladı. Türk Edebiyatı’nda ilk defa Anadolu’yu tanıtan eserleri ile ismini duyurmuş, yergi ve mizah türündeki yazıları ile de ün yapmıştır. Gözleme dayanan eserlerinde, tasvirler, portreler, benzetmeler kullanarak, sade, akıcı dili, güçlü tekniği ile 20. yüzyıl romancıları arasında seçkin bir yere sahip olmuştur. İstanbul’u bütün renk ve çizgileriyle yansıtarak Türkçeyi ustalıkla kullanan Refik Halit, Türk edebiyatına birçok eser kazandırmıştır.


Yaratılıştan Yazar
Refik Halit Karay; “Ben yaratılıştan bir yazarım; bunun için yazı yazmaktayım ve yazı yazmanın ilmi kısımları hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim. Yani ben alaylı bir yazarım. Hani bir zamanlar alaylı subaylar vardı, işte onlar gibi…”


Yazıyı, her zaman sanatsal algılamaları doğal bir gereksinim gibi sürdüren yazarlar nesli boyutunda sürdüren ve Sait Faik gibi, adeta; ” Yazmasam, çıldıracaktım!..” gerçekliğiyle algılayan bir yazardır Refik Halit..


Başka yazarlar da onun yazarlığını değerlendirmişler ve onun yazma tarzının ve üslubunun eşsiz ve özgün olduğunu belirtmişlerdir. Adile Ayda, 1947’de yazdığı bir yazıda, şöyle demiştir: “Refik Halit’in fıkracılığı aklı selim, zeka, kültür ve görgü zemini üzerine işlenmiş harikulade bir üsluptur..”


Onun yazarlığına olumlu yaklaşarak, alkış tutanların yanında, Hasan Cemal gibi yazarlar da, onun yazarlığını yermiştir. Şöyle der Cemal; “Bir tezi amaç edinmeyerek olayların, davranışların nedenlerine inmedi; dış gözlemleri ince zeka oyunlarıyla belirtmekle yetindi. İnsanın iç dünyasının derinliklerini araştırma çabasına girmedi..”


Minelbab İlelmihrab ve Memleket Hikayeleri Kitapları
Anı kitaplarının özel bir yönü vardır. Kişilerin kendi bakışaçılarına göre yaşadıkları devri, insan, kültür ve çevre gerçekliğiyle ele aldıkları önemli kitaplar olarak karşımıza çıkıyor. Evet, anı kitapları olabildiğince kişiseldir.. Herşeyi, insanları, çevreyi hep kendi bakışaçısı ve değerleri noktasında ele alırlar ve yorumlarlar.. Evet, Minelbab İlelmihrab da böylesi bir kişiselliği barındırır..


Çok ilgi çekmiş.. herkesin adeta üzerine olumlu olumsuz titrediği anı kitabı olarak değerlendirilmiştir bu kitap.. Aydede dergisinde tam olarak yayınlanmıştır. 1923’deki yazılışından günümüze yüz yıla yakın bir zaman geçmiştir ve tazeliğini, çözümlemedeki yetkinliğini kaybetmemiştir. Dönem kişilerini analiz etme ve yer yer de mizah ögesiyle hicvetme kabiliyeti ve açıkyürekliliğiyle bu kitap, Türk edebiyatının anı denizinde büyük bir gemi olarak yolalışını sürdürmektedir. Mütareke dönemi anılarını yazarın kapsaması anlamında da bu anılar, bir devre çok önemli yaklaşımlarda bulunmaktadır..


Refik Halit, hatıraları yazma gerekçesini de şöyle açıklıyor kitabında; “.. Kendi kendime dedim ki: Hatıralarımı yazsam; sabahları oyalanır, eğlenirim.. Benim hatıralarım nedir ki, ne olabilir?.. Eski başvekil miyim?.. Hepsini bir araya getirsem, bir incir çekirdeği doldurmaz…” Ama öyle olmaz.. ve, bu hatıralar fırtınalar koparır… engellerle karşılaşır…


Birçok kitabı var elbet Refik Halit’in.. “Memleket Hikayeleri” kitabı da bu kitapların önde gelenlerinden.. Kitapta, Anadolu gerçekliği, yüksek ve özgün bir estetik dille ele alınır ve değerlendirilir.. Cevdet Kudret kitapla ilgili olarak; “..mizah yazıları gibi hikayeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar İstanbul sınırları dışına çıkmayan Türk hikayesini Anadolu’ya yöneltmekle hikayeciliğimize yeni bir ufuk açmış, yeni bir soluk getirmiştir.” demiştir. Keza, Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi‘nde şunlar yazar; “Refik Halid’in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikayeleri ile Gurbet Hikayeleri’nde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun, ‘yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikayecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikayecimizdir..”

Bir Cevap Yazın