İstanbul’un Eski Vapurları

İstanbul söz konusu olduğunda hemen aklımıza vapurlar gelir.. Özellikle eski vapurlar.. Şirketi Hayriye’nin vapurları.. Çünkü onlar sadece taşımacılık hizmeti yapmazlar.. adeta şiirin, edebiyatın ve resmin de konusu olurlar.. Yandan çarklılar.. sivri bacalılar.. yunus balığı gibi süzülenler.. koyu dumanlar salanlar…

Vapurlar İstanbul’un simgesiydi..


Vapur, çoğunlukla kısa mesafelerde yolcu taşımacılığında kullanılan bir deniz taşıtı. İstanbul’da yaşayanlar olarak bu vapurlarda yüzlerce kez yolculuk yaptık.. yapıyoruz.. şairler, yazarlar, ressamlar için olduğu kadar, onlardan daha fazla, son yıllarda özellikle amatör müzik topluluklarına rastlanıyor.. amatör müzik toplulukları ve belki çoğu genç.. ama icra ettikleri müzikler söz konusu olduğunda onlara hiç de amatör denilemez.. profesyonel sahnelerde müzisyen olarak çıkanlardan hiç de farkları yok…

En eski vapurlar…


Biliyoruz ki, Sait Faik birçok hikayesini vapurlarda yazmıştır.. Burgazada’daki evine giderken, vapurun kuytu bir köşesinde oturur ve hayallere dalarak.. gözlemlerini, duygularını ve düşüncelerini hikaye kurgusu içinde anlatır, vapur Burgazada iskelesine yanaşana kadar da başladığı hikayesini bitirir..


Yine Sait Faik, “Bir Vapur” adlı hikayesinde; “..birinci mevkiden üçüncü mevkideki sevgililerini görmeye giden anormal prensesler, on altı yaşında rüya kadar güzel çocuklarının gözü önünde flört yapan Rum kadınları gördüm. Ben bu vapurda cömert Yahudilere, dost Ermenilere, luabali İngilizlere, ciddi Fransızlara rastladım..”

Güzelhisar vapuru
Yandan çarklı vapurlar…


Türkçeye Fransızcadaki “buharlı gemi” anlamına gelen bateau à vapeur kavramından geçmiştir. Eski dönemlerde gerçekten de buharla çalışan vapurlar, günümüzde akaryakıt ile çalışmaktadır. Çalışmaktadır da.. bu önemli değildir.. önemli olan vapuru sanatla buluşturmaktır.. Vapurların, özellikle eski vapurların sanatla iç içe geçmiş yapıları hala sanatı ve sanatçıları etkilemeye devam ediyor…

Bir Cevap Yazın