Ressam ve Sanat Yazarı Nurullah Berk

ÜMİT GEZGİN
22 Mart 1906’da İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra, Sanayi-i Nefise Mektebi‘nde İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’ın öğrencisi oldu. 1924’te Fransa’ya gitti ve Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda Ernest Laurent ile çalıştı. 1928’de öğrenimini tamamlayarak Türkiye’ ye döndü ve bir grup arkadaşıyla “Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği“‘nin kurucuları arasında yer aldı. Beş yıl sonra yeniden Paris’e giden sanatçı 1933’te Türkiye’ye döndü ve aynı yıl Abidin Dino, Elif Naci, Zeki Faik İzer, Cemal Tollu ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte “Türkiye’ye egemen izlenimci tutuma karşı, biçim olarak Batı’ daki çağdaş akımlara paralel kübist ve yapımcı teknik” şeklinde tarif edilen yeni bir anlayışın öncülüğünü yaptı. Berk’in önerisiyle bu grup “D Grubu” ismini aldı.


Paris Türk Sanatçısının Kaçış Mekanı
Paris o dönem sadece Nurullah Berk için değil, adeta Türk entellektüel ve sanatçılarının, giderek Türk burjuvalarının tamamı için bir kaçış mekanıydı.. Herkes oraya gitmek, oralarda gezmek tozmak, zamanının çoğunu orada geçirmek.. bu arada da öğrenmek ve bilgilenmek istiyordu.. Aslında bu Paris serüveni noktasında doğru düzgün araştırmalar da tam yapılabilmiş değildir.. Önde görülenler hakkında derme çatma bir-iki çalışma vardır sadece.. Oysa kayıp kuşaklar mevcuttur bu Paris sergüzeştinden.. Ciddi olarak yapılacak araştırmalar bunun boyutlarını da gösterecektir..


Evet, sadece Berk için değil.. edebiyattan sanatın diğer alanlarına ve elbet resme kadar birçok ünlü ünsüz, bilinir bilinmez genç kapağı Paris’e atmış.. zor bela da kendi memleketine dönmüş.. sonra tekrar Paris’e gitmek için de elinden geleni yapmıştır.. Nitekim Nurullah Berk de ikinci kez Paris’e gider… Paris’in o kendilerine göre özgürlükçü.. yani bol keseden eğlenme de kokan atmosferi içinde kaybolmak.. bu arada da öğrenebiliyorlarsa bir şeyler de öğrenmek istiyorlardır.. Yoksa, Paris’i diğer anlamlarda çok ciddiye aldıklarını sanmıyorum.. Öyle olsaydı.. sanattan bilime kadar Türk aydın ve sanatçıların büyük sıçrayışlar gerçekleştirmeleri gerekirdi.. Oysa, sanat anlamında da bilim anlamında da yarı yolda kaldığımıza ve taklitten de öteye geçemediğimize göre.. demek ki burada bir yanlışlık var…


Nurullah Berk Birçoklarından Farklıydı
Nurullah Berk, yine de birçoklarıyla kıyaslandığında Paris’i ve batıyı iyi değerlendiren, dağarcığını zenginleştirmiş.. alanıyla ilgili birçok kitap yazmış.. hatta bazıları “Resim Bilgisi” gibi.. resmin alfabesi denilecek özellikler taşıyan kitaplar da buna dahil olmak üzere.. entellektüel bir yazar olarak da görsel sanatlara hizmetleri dokunmuştur.. Ama biliyoruz ki.. bu arada kayıp kuşaklar, sanatçılar vardır Paris sergüzeştinde.. Bunların içinde potansiyeli yüksek edebiyatçılar, heykeltraşlar ve ressamlar bulunmaktadır.. Bunlar üzerine de ne bir hatıra yazılmıştır doğru düzgün.. çünkü bunlar ancak hatıralarda ortaya çıkacaktır.. yoksa nasıl belli olacaktır… Ne de kitap boyutunda araştırmalar yapılmış.. yapılanların çoğu popüler kültür çizgisinde, günü doldurmak ve kurtarmak için yapılmıştır.. Ciddi, bağımsız karakterli çalışmalar yoktur…


Çok Yönlü Bir Sanat İnsanıydı
Yurtiçi ve yurtdışında birçok sergi açan Berk, 1947’de Ahmet Çanaklı Ödülünü, 1966’da 28. Devlet Resim ve Heykel Sergisi birincilik ödülünü ve 1975’te DYO Ödülü Resim Yarışmasını kazandı. Berk’in son 15 yıllık çabası ise “Doğu ile Batı esprilerini kaynaştırmak, geleneksel sanat biçimlerini Batı anlayışıyla bağdaştırmak” biçiminde yorumlandı. 1953’te Suut Kemal Yetkin’le birlikte UNESCO’ya batı Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Birliği’nin Türkiye ulusal komitesini kuran Berk’in sanat tarihi, resim ve heykel sanatı konulu çok sayıda yayınlanmış yapıt vardır.


Doğu-Batı ikilemi içinde bunalan bir sanat ortamında, geometrik-figüratif bir anlayışı, geleneksel tasvir sanatlarımızdan yola çıkarak özgün bir temel üzerinde yorumlayan Nurullah Berk, 1920-1924 yılları arasında Sanayi-i Nefise’de Hikmet Onat ve İbrahim Çallı atölyelerinde sanat öğrenimi gördü.


Paris’te André Lhôte ve Fernand Léger’in atölyelerinde yaptığı çalışmalar sanatında uzun yıllar sürecek etkiler bıraktı. Yurda dönüşünde ‘Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği’ içinde yer aldı.

D Grubu’nun Kurucuları Arasında Yeraldı
1933 yılında Abidin Dino, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Cemal Tollu ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte, 1914 kuşağı izlenimci ressamların estetiğine ve tekniğine karşı kübist ve yapımcı bir tekniği getiren ‘d Grubu’nu kurdu.


Berk, Batı’nın tekniğine, Doğu’nun estetiğine yönelerek üslubu ile Türk resminin kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynadı.
Sanatçı, resimleriyle ‘kendine has bir şeylere erişebildiğini’ düşünür ve ekler ‘Ama sakın o sonucu da büyütmeyelim!; Koca Cézanne bile ‘Küçük, küçücük bir şey buldum’ dememiş midir?’

9 Ocak 1982’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi 13 Ocak 1982’de Heybeliada Mezarlığı’na defnedildi.

En tanınmış eserleri
İskambil Kağıtlı Natürmort
Ütü Yapan Kadın
Çömlekçi,
Odalık
Dikenler
Kuşlar

Kitapları
1932 – Modern Sanat
1933 – Leonardo da Vinci
1937 – Türk Heykeltraşları
1943 – Türkiye’de Resim
1950 – La Peinture Turque
1951 – Belliniler
1957 – Türkiye’de Resim ve Heykel
1964 – Resim Bilgisi
1968 – Sandro Botticelli
1968 – Paolo Ucello
1968 – Piero della Francesca
1972 – İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
1973 – Elli Yılda Türk Resmi ve Heykeli
1977 – Fikret Mualla
1977 – Türk Resminde İstanbul

Bir Cevap Yazın