ZİHNİ GÖKTAY İLE…

Nusret Karaca

Yılların tiyatro sanatçısı Zihni Göktay.
Bir duayen…
Feneryolu’nda aynı mahallede oturduğumuzdan sıkça karşılaşırız usta ile.
Kendisini görev yaptığım Kadıköy Kız Lisesi’ne (İstanbul Kadıköy Lisesi) davetimi karşılıksız bırakmaması ve iki kez öğrencilerimle buluşması anılarımızın arasında özel bir yer edinmiştir.
Hele bir seferinde vapur yolculuğunda karşılaşmamızı, öğrencilerimle orada söyleşmesi, okul dergimiz DAMLA için sorularına yanıtlar vermesi, çıkışta birlikte fotoğraf çektirmemiz… hiç unutamam!

1 Eylül 2020 Salı
Feneryolu.
Tren yolu alt geçidi yakınlarında karşılaştık yine…

Zihni Göktay, Kadıköy Lisesi’nde

-Merhaba Zihni bey.
-Ooo! Nusret hocam.

-Nasılsınız?. Yine alış verişten mi?
-Evet. Kızıma gidiyorum.

Zihni Göktay, Nusret Karaca ve öğretmen ve öğrencilerle birlikte

-Sizi maskeli de olsa her yerde tanırım.
-(Gülümsüyor) Teşekkür ediyorum.

-Tiyatro?
-Pandemi dönemi ya! Bekliyoruz.
Durum malum. Sözleşmeliyiz de…Bu arada biz de maaşlar konusunda etkilendik altı aydır.

-Yani?
-Gecikti.

-Bu olmamış.
Sizi yolda tutmayayım. Feneryolu Çay Bahçesi yeniden açıldı. Kısmetse otururuz.
-Evet orasının açılması epey uzamıştı…

-Müsade ederseniz bir fotoğraf?
-Elbette.

“Bir kare fotoğrafı ben çekiyorum. Bir başka kareye de birlikte giriyoruz yoldan geçen birisinden rica ederek.”

-Çok teşekkür ediyorum. Sağlıkla.
-Sağ olun. Görüşmek üzere Nusret hocam.

Usta’nın ardından Feneryolu Potlaç Kafe’ye uğruyorum. Bir çay içimi bu bir kaç satırı karalıyorum vakit geçirmeden.
Sonra ise daha öncelerden yaptığım ve yayınlanmış söyleşilerden kesitleri ekliyorum yazımın altına…
Böyle güzel insanları tarihe not düşmek için elbette…
..
ZİHNİ GÖKTAY ANILARI’NDAN

“Ben halkın içinden geldim. Halktan biriyim” diyen nice sanatçılar tanıdım. Sevgi üzerine, barış üzerine nice yapıtlar vermiş; sevgiden yoksun, kavgacı, agresif, egosu yüksek nice kişiler…
Ve yine nice sanatçılar tanıdım gerçekten
“İçimizden biri”… Bizlerin arasında dolaşıp, etrafına ışık saçan ve de donanımlarından yararlanıp bizlerin de donandığımız…

Zihni Göktay

Zihni Göktay, yılların sanatçısı… Sayısız filmde, dizide, oyunda rol almış… “Lüküs Hayat” ile adeta özdeşleşmiş bir güzel insan, bir bilge kişi, bir İstanbul beyefendisi… Gerçekten “İçimizden biri”…
Feneryolu’nda çay bahçesinde, pastanede, fırında, sokakta karşılaştığımızda gülümseyen yüz ifadesi ve sıcak samimi ses tonuyla bir “Merhaba, nasılsınız?” deyişi var ki…
Feneryolu Muhtarlığı Sokağı girişinde ayaküstü sohbetimizi ve okulda öğrencilerimle yaptığı bir söyleşisini tarihe not düşmek gerekir “insanlık ve sanat” adına…
Bir not düşmek istedim elimdeki boş kâğıda, içimden geldiğince… Yeter mi bilemem, ama iyi ki varsın Zihni Ağabey… İyi ki sizi tanıdım. İyi ki Feneryolu’nda senin komşunum…

  • * * *
    Bu yazıyı kaleme aldıktan kısa bir müddet sonra Zihni Göktay, iki ameliyat birden geçirdi. 28 Aralık Pazartesi günü kendisi ile telefonda konuştum. “İyiyim Nusret Öğretmenim. Bir telefon kadar yakınsın biliyorum. Bu aralar tiyatroya ara verdim. Yürüyüşlere çıkıyorum. Dizi olursa düşünüyorum” yanıtını aldım.
    Onu fazla yormamak için meşgul etmedim. Sonra elime 2004 yılında benimle ve öğrencilerimle yaptığı söyleşinin bulunduğu Damla Dergisi geçti. Ona şöyle bir baktım. Ardından 3 yıl önce İstanbul Kadıköy Lisesi’nde öğrencilerimle buluştuğu ve onlara sanat dolu dakikalar yaşattığını anımsadım.
    Özetle, usta hızla iyileşiyor. Bir İstanbul beyefendisi sanatçıyı, sanatseverler ve komşuları öyle özlemişler ki, adının geçtiği yerde bana soruyorlar.

Kadıköylü Zihni Göktay ile söyleşi
Feneryolu’nda bir duayen

Feneryolu Mahallesi’nin çalışkan, dost, sevecen ve güleryüzlü muhtarı İbrahim Aktaş ile birlikteyiz. Güncel sohbetler sürüyor iş esnasında… Gazeteler, dergiler, kitaplar raflarda…
Sosyal sorumluluk projelerinden konuşuyoruz. Bir ara gazete, dergi standına uzanmış bir beyefendiyi işaret ediyor. Dönüp bakıyorum, Zihni Göktay… Kaçırır mıyım?

-Zihni Hocam, bu ne güzel sürpriz… Ayvalık’ta olduğunuzu sanıyordum.

-Söylemiştim Nusret Hocam, dinleniyorum. Eşimin bir işi nedeniyle geldim.

-Öğrencilerime telefonunuzu verdim, samimiyetinize güvenerek… Sizi çok görmek istiyorlar.

-Ne demek, elbette! Önümüzdeki eğitim-öğretim yılı sizlerleyim.

-Sizin sesinizi duymak bile heyecanlandırmış onları… “Daha önce okulumuza gelmiş. Biz de görmek istiyoruz” diye ısrarcılar…
-Ne güzel işte…

-Diziler?
-Zaten arada çekim için geliyorum. Sonra yine Cunda…

-Zindesiniz, sevindim. Ameliyat sıkıntısı kalmamış.
-İyiyim iyiyim…

-Oylum Talu ile söyleşinizi izledim. “Lüküs Hayat sahnelenirse yine oynar mısınız?” diye sordu.

-Ben de “Evet” demiştim. İstanbul Belediyesi Kültür İşleri’nden aradılar. Bunu konuştular özellikle…
-Sizi ayaküstü konuşturdum, zamanınızı aldım. Bunu kısa da olsa söyleşiye dönüştürürüm…
(Gülüyor)

-Bir fotoğraf?
-Elbette. Nerede durayım? Işık?

-Her zamanki gibi zarifisiniz. Benim için güzel bir Kadıköy sabahı…
-Teşekkür ederim Nusret Hocam…

  • * *
    Evet, söyleşi ayaküstü dediğim gibi gerçekleşti ve doğal olarak doğaçlama… Plansız ve programsız… Sonra daha önceki söyleşilerden belleğimde kalanlar çınlattı kulaklarımı:

“Vasfi Rıza, Avni Dilligil, Muhsin Ertuğrul, Ulvi Uraz, Zihni Küçükmen… Birçok ustayla çalıştım.”

“Annem ev hanımı, babam terziydi. Ailem, tiyatrocu olmama itiraz etmedi. Anne tarafım biraz karşı çıktı ama…”

“Gogol’un ‘Müfettiş’ piyesinde Amnos Federoviç’i oynadım. İlk oyunumdu.”

“1945 Fatih doğumluyum. Eminönü Halk Evi’nde tiyatro kolunda yer aldım. Ankara Meydan Sahnesi’nde profesyonel oldum.”

“Konservatuar okumadım. Alaylı bir sanatçıyım.”

“Kadıköy’de yaşamaktan memnunum. Evim Feneryolu’nda…”

  • * *
    Kadıköy’de güzel bir Temmuz günü, güzel bir mekânda güzel insanlarla edebiyatın içinde yer aldık. Ne güzel!..
    ….
    (*) 2013,2017 ve 2020 yazılarımdan

Bir Cevap Yazın