BİLGE AKON’UN SANATSAL YOLCULUĞU

Çilsem Toprak

Bilge Akon, sanata gönül vermiş insanlardan biri. Onunla enine boyuna sanatı ve onu nasıl algıladığıyla ilgili bir röportaj gerçekleştirdik…

Bilge Akon Kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Hayatımı iki dönem olarak değerlendiriyorum 

İlk dönem çocukluk, okullar ve eğitim, daha sonra iş hayatı ve peş peşe yaşanmış yıllar. Bu dönem iç dünyamı zenginleştiren yıllardır. Biraz dikkatli ve incelemeyi seven meraklı bir yapıya sahiptim. İnsanları, davranışlarını, olayları sanki özel bir kamerayla kaydedip üstünde düşünmek doğal olarak gelişen bir durumdu.

Sanatçının çalışmalarından biri..

İlginç olan öğrencilik yıllarımda resim dersi ilgimi çekmediği halde özellikle ortaokulda yaz tatillerinde evde resim yaparak zaman geçirirdim 

İş hayatımda da uygun zaman buldukça yağlıboya resim yapmaya ağırlık veriyordum. 

Emekli olduktan sonra zaman avantajı ile daha düzenli olarak karakalem, suluboya veya yağlıboya çalışmalar yaptım.

Suluboya konusunda değerli ressamlar Burhan Özer ve Sait Günel’den çok değerli katkılar aldım. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Sanat dediğimiz zaman aklınıza ne geliyor? Sizin için ne ifade ediyor?

Büyük Atatürk’ün bir sözü ile başlayayım “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir “

Bunun gibi sanat ve sanatçı için önemli sözleri vardır

Benim için “sanat” insanlığın hayat ışığıdır. Sanat yaşam için hava ve su kadar önemlidir. Sanat hayatımızın can suyu demektir.

Sanatçının çalışmalarından..

Sanat, fırçalar ve boyalar ile yolunuz nasıl kesişti? Yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?

Hayatımın en erken döneminde” sanat “kavramından habersizken resim ve müzik ile tanıştım. Her ikisi de okulda “ders” adıydı. Ama zaman geçtikçe ilginç bir şekilde resim ağırlık kazandı. Yeteneğin keşfinden ziyade ilgimi çeken sanatın “resim” olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmış olmamdı.

Ortaokulda ilk defa boya ve fırça sahibi oldum. Klasik ve Empresyonist ressamlarla ilgili kitap alarak büyük bir heyecan içinde ressamların hayatı ve eserlerini tanıma fırsatım oldu. Kitaplar çok küçük boyuttaydı ve resimler siyah beyazdı. Kitapları incelediğim zaman klasik dönem ressamı Rembrandt ,  empresyonist ressam Renoir beni etkileyen sanatçılar oldu. Yıllar içinde tanıdıkça birçok ressama hayranlık duydum.

Sulu Boya tekniği hakkında bizimle paylaşabileceğiniz anekdotlar var mı?

Suluboya kendine has zorluğu cazibesi olan bir malzemedir. Nazlıdır kolay isyan eder ve kontrolden çıkar. Dolayısıyla bu özelliği moral bozucudur. Ancak kararlı olmak ve huyuna ayak uydurma hem de kontrol altına alma tecrübesi benim için en güzel anekdot oldu.

Eserlerinizde anlatmak istediğiniz bir hikâye var mı? Ya da hikayesi olan bir eserinizi paylaşabilir misiniz?

Resimlerim ve hikayesi konusunda suluboya ve yağlıboya oluşuna göre biraz farklılık gösterir.

Suluboya çalışmasında öncelikle konu belirleyip kompozisyonu hayalimde kurgulayıp sonra kâğıda çizerek devam ederim. Ancak son zamanlarda renk ahengiyle kâğıt üzerinde oluşan lekelerle kompozisyonumu oluşturuyorum.

Yağlıboya çalışmalarımda yine temel konuya karar verip tuval üzerinde doğrudan renklerle ve fırça ile kompozisyonu oluşturuyorum

Doğal olarak bu tarz çalışma oldukça uzun zaman gerektiriyor.

İlham aldığınız bir sanatçı veya eser var mı?

Yukarıda bahsettiğim gibi beni ilk etkileyen ressamlar Rembrandt ve Renoir olmuştur.

Daha sonra birçok ressamın ufkumun açılmasında katkıları olmuştur. Ancak daha sonra çalışmalarımda iç dünyamın yansıması etkili olmuştur 

Işık en önemli faktördür çünkü “ışık yoksa hayat yoktur “o nedenle resimlerimde ışık ve yansıması beni etkilemektedir.

Eserlerinizde farklı bir teknik kullanıyor musunuz?

Eserlerimde temel olarak suluboya, yağlıboya ve karakalem tekniklerini kullanmaktayım

Günümüzde sanata bakışı, sanatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Toplumda sanat ve sanata bakışı her şeyden önce ekonomik ve siyasi koşullar etkilemektedir. Sanat bir “ifade” zeminidir.

Eğitim ise sanatın ve sanata bakışın kalitesini etkileyen önemli bir sistemdir

Bir Cevap Yazın