İstanbul.. Bosphorus… Her zaman söylerim.. “Bir Dünya Güzeli”

Nusret Karaca

İstanbul.. Bosphorus… Her zaman söylerim..”Bir Dünya Güzeli”

Bu şehirde yaşamak, onu solumak, aidiyet duygusuyla bağlı olmak.. Ne gurur ve mutluluk!

2010 Avrupa Kültür Başkenti Etkinlik ve projelerinde “BEN HALİÇ”ile yer almak..”İSTANBULUM”dizisi içinde bulunmak çok anlamlıydı. O zamanlar yarım kalan bazı araştırmalarım için rehberim olmuştu dostlarım ve Kültür A.Ş. çalışmaları.

Dikkatimi çekenleri not etmiştim bir yerlere.. Şimdi onlardan ve daha öncekilerden bazılarını tekrar anımsatmak istedim İSTANBUL adına, bu şehrin aşıklarına..

….

Dördü de yabancı, dördü de İstanbul sevdalısı, dördünün de adları bazı caddelerde, semtlerde…

….

Claude Farrere;1902 yılında İstanbul”a gelir Fransız yazar. Söylenildiğine göre önyargılarıyla..2 yıl sonra ise bir Türk dostu olarak ayrılır. Doğu’ya, İslam’a ve denizciliğe ilgisiyle bilinir.1922 yılında yine Türkiye’ye gelir. “Türkler’in Manevi Gücü”, “Ankaralı Dört Hanım” adlı kitapları bulunan yazarın adı Sultanahmet’te bir caddeye verilmiştir.

Alphonse de La Martin; Adı Taksim’de bir cadde’ye verilen Fransız yazar İstanbul için “Biricik ve kabul etmez şehirdir. Manzarasının güzelliğini hiç bir fırça ve kalem layıkıyle tasvir edemez” ifadelerini kullanmıştır.1833 yılında Osmanlı Padişahı Abdülmecid tarafından iyi bir şekilde ağırlandı. “Historia de la Turkie”adlı bir araştırması bulunuyor.

….

Giuseppe Donizetti; İtalyan müzisyendir. II. Mahmut’un daveti üzerine İstanbul’a gelir. Abdülmecid tarafından paşa ünvanı verilir. “Mahmudiye” ve “Mecidiye” marşlarını besteler ve de”Mızık-a ı Hümayun” u yapılandırır. Müzik dersleri verir.

….

Pierre-Loti; Genç yaşta Fransız Deniz Kuvvetleri’ne katılan Fransız subay/yazar çok kez İstanbul’da bulunur. 1879 da aşık olduğu kişi adına “AZİYADE” adlı romanı yayınlar. Bu eser o zaman’ın yaşamından izler taşır. 1920 yılında şehrin fahri hemşehrisi ilan edilir. En çok gittiği yer olan Haliç’teki (Eyüp sırtları)

kahvehane ve tepe onun adıyla anılıyor. Pierre-Loti Kahvehanesi.. Biraz yukarısında Aziyade ziyaret edilen panoramik mekanlar…

….

Evet!.Çok uzaklardan da gelseler İstanbul onları cezbetti…bir bakıma

“UZAKLARDAKİ İSTANBULLULAR”oldu 

her biri..

Umberto Eco “Bazı kentler birdenbire içine alıverir, bazılarıysa kendini sakınmadan, yaklaştıkça yavaş yavaş ortaya koyar. Kuşkusuz İstanbul ikinci tip kentlerden” der. (*)

….. 

İyi ki varsın İSTANBUL..iyi ki HALİÇ’te büyüdüm, KHALKEDON’da yaşıyorum..

Her iki yaka’n dan da kucaklıyorum seni BOSPHORUS’UM..

(*)İstanbul Kültür A.Ş,Atlas 1999,Pierre-Loti, Haliç anıları, konuşmaları, 2010 Avrupa Kültür Başkenti Etkinlikleri ve Söyleşileri, Yayınları, Golden Horn ‘daki duyduklarım. Semtimden tuttuğum notlarım, İ.B.B yayınları

Bir Cevap Yazın