“KADIKÖY SÖYLEŞİLERİ” “Anılardan”

“AŞK EY!” İLE AHMET NECDET’E 2002 YUNUS NADİ ÖDÜLÜ

(Nusret Karaca)

Roni Margulies’le Yunus Nadi şiir ödülünü paylaşan şair,çevirmen Ahmet Necdet ile Bostancı’da konuştuk…

4 Temmuz 2002 Perşembe, İstanbul en sıcak günlerinden birini yaşıyor. Neyse ki Bostancı İstasyon Çay Bahçesindeyim. Çınaraltı’nda…  Rüzgar hafif hafif şaçımı okşuyor. Dostların edebiyat söyleşisi ise ruhumu. Bugün Behçet Kemal Çağlar  konuşuluyor… Ne güzel!

Kimler yok ki; Mehmet Başaran, Ahmet Miskioğlu, Elif Sorgun, Anıl Meriçelli, Leman Boduroğlu, Nevra Bucak, Tansu Bele, Bedrettin Aykın, Okan Baba, Hikmet Kurter, Arife Kalender, Osman Serhat Erkekli, Sadiye Akay, Sabahattin Kömürcüoğlu… Zaman ilerledikçe yeni dostlar katılacak aramıza. Ben Ahmet Necdet’i bekliyorum, söyleşmek için. Uzun zamandır fırsat olmamıştı.

Saat üçü gösterdiğinde Ahmet Necdet geldi. Soluklanıyor, sonra kendisiyle, bir çok edebiyatçı dostla olduğu gibi bir solukta söyleşiyoruz.

– “Aşk Ey” 2002 Yunus Nadi Öykü ödülüne layik görüldü. Kutluyorum.

– Teşekkür ediyorum Karaca.

– Yapıtınızı okudum. Farklı anlatımlar, farklı temalar var. Siz ne söyleyeceksiniz “Aşk Ey” hakkında ?

– Evet değişik temalar var. Aşk, yaşam, ölüm temaları çoğunlukta. Bunlar evrensel temalar. Bir de günceli, çağcıl yaşamı sorguladığım temalar da kitabımda yer alıyor. Çevre ve doğa kirliliği, barbarlık, yaşamımızın trajik yansımaları vb…

– Kadıköy Kız Lisesi’nde katıldığınız bir söyleşide geleneksel şiirden söz etmiştiniz. Geleceğe bağlı mısınız ?

– Ben geleceğe bağlı değil, geleneğe yaslanan bir şairim. Coğrafya profesörü olmama bakmayın siz. Benim tarihçi bir yanımda var. Geleneksel şiire olan ilgim de onun etkisi olmalı. Anca dediğim gibi geleneğin tutsağı değilim. Ben çağdaş şiir için yeni açılımlar ardında koşan bir şairim. Keside, gazel, tuyuğ ve hoyrat gibi şiir formlarına yaslanmam, gelenekseli güncele taşıma hevesini yansıtır.

– Eski şiirimize ve dünya şiirine önem vermenizdeki amacınız ?

– Hem eski şiirimizi iyi tanımak, hem de dünya şiirini yoklamak amacındayım. Çağdaş edebiyatımıza yeni şiir tadları katmak istiyorum. Okullardaki kültürel ve sanatsal etkinliklere önem verilmeli. Ayrıca bu görev yalnız edebiyat öğretmenlerinin yönlendirilmesiyle değil, sosyal bilimlerin eğitimini veren öğretmenler yaz günleri için gençlere değerli sanat ve edebiyat yapıtlarını kaynak göstermeli, tatillerini iyi değerlendirmelerine yardımcı olmalıdırlar.

– Zamanınızı aldım. Teşekkür ediyorum.

– Ne demek Karaca. Mutlu oldum.

Duygulu, coşkulu, gönül adamı çevirmen-şair Ahmet Necdet için Seyyit Nezir bakın neler yazmış; “Şiir, mayayı tutturma hüneridir. Benzersiz imgeler, yepyeni bir duyarlılık, sözcüklerin taptaze ve farklı buluşmaları, bildik sınanmış bir kuytulukta dinlenirken gelenekle mayalanır. Ahmet Necdetin şiiri;  Modern şiir kadar, tekke ve divan şiirinin eda ritmindeki revnaklı söyleşiye de yakın durur. Geleceği içermekle kalmaz, ama yeni tatlar getirir. Bir başka değişle “Moderni geleneğe açar.”

 Evet ! Bu sayıda da Ahmet Necdet’e yer verdik. Onu yakından tanımak, söyleşmek ve imazlı yapıtlarını edinmek istiyorsanız, daha önce de size anımsattığımız gibi haydi ! Türk Dili Dergisi Bostancı Perşembe toplantılarına… Dolu dolu bir gün geçirmek ve gününüzü daha anlamlı kılabilmek için.(*)

(*) Söyleşi:2002

Zamanı Kalbime Gömüyorum

Zamanı kalbime gömüyorum / bu sensin

Sesi kaynaklardan gelen su / bu sensin

Bir yağmur sonrası Gümüşlük’te

Kekiklerden tüten koku / bu sensin.

Bak güneş damlıyor kirpiklerinden

Kadehlerden kalan coşku / bu sensin.

Yokluğun aynasıdır yoksulluğumun

Düşte yaşadığım korku / bu sensin.

Kadınımsın benip hep böyle saçının ormanında

Salınarak gezen ahu / bu sensin.

Ey geceyi elleriyle kanatan güzel

Özlemlerin son umudu / bu sensin.

Ahmet NECDET

….

(*) Ahmet Necdet 2010 yılında yaşamını yitirdi.

Bir Cevap Yazın