GÖRKEM UTKU ALPARSLAN RESMİ ÜZERİNE

Doç. Dr. Ümit Gezgin

Sanat Eleştirmeni

Resim varoluş sorunsal olarak algılanmadan önce, bir ifade biçimidir. Her ressam ilk adımını çizgiyle atar ve bu çizgi bir bilinç serüvenine dönüşerek resmi meydana getirir. Cezzanne’den Monet’e, Sisley’den Degas’a ve Lautrec’e kadar uzanan gelişim içinde resim olgusu, temelini çizgisel ve desen serüveni boyutlarında göstermiştir.

Burada aynı zamanda desen olgusunun başlangıçta ve sonuçta hem resmin temelini ve hem de çatısını oluşturduğunu da özellikle söylemek gerekmektedir. Görkem Utku Alparslan’da da desen, resminin temelini teşkil eden, giderek onun için varoluşsal bir soruna dönüşen, estetik realiteler toplamı olarak karşımıza çıkıyor.

Tek tek desenlerine, kompozisyonlarına, çizgiye, forma ve mekana hakim olan üslupsal anlatımına bakıldığında da, resmin onun için ne anlam ifade ettiğini çok iyi kavrıyoruz. Rahat bir ifade, çizgiye egemen üslupsal bir güç ve bilinç, rahat ve zorlamasız kompozisyon kurma kabiliyeti Alparslan’ın temel resim kültürünün en belirin özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gerek çizgisel, gerek lekesel monokrom anlatımlarının içinde varolan mekan oluşturma gücü ve figürlerle kurgulanan atmfosfer, sanatçının üslubuyla bütünleşen özgünlüğünü gösteriyor. Sadece bu resimler yaşamsal bir kurguyu gerçekleştirmiyor, aynı zamanda varolan mekanın anlamını da bize göstermiş oluyor. Kısacası anlatılmak istenen şeyi bize hissettiriyor.

Yaşamın devingen yüzünü bu desenlerde, resimsel kültürün en önemli parçaları olarak hissetmek, onun sanat anlayışının en önemli ve güçlü yanını da bizelere göstermektedir. Görkem Utku Alparslan resmi, çizgiye dayalı bir dünya kurmasının ötesinde, insan varoluşunun mekansal estetiği olarak da karşımıza çıkmakta ve en önemlisi izleyiciyi resmin içinde bir estetik algıya davet etmektedir.

Sonuç olarak resmi tutku boyutunda algılayan ve yaşamının merkezine yerleştiren sanatçı, bu çalışmalarıyla kendi estetiğini bir ileri aşamaya da taşımasını bilmiştir…

Bir Cevap Yazın