“ZAMANSIZ” Sergisinden Dolayı GÖRKEM UTKU ALPARSLAN’la Röportaj

Çilsem Toprak

Genç kuşak sanatçıları içinde özgün bir yere sahip olan Görkem Utku Alpaslan, “Zamansız” konsepti içindeki desen-resimlerini Bahariye Sanat Galerisi’nde sergiliyor. Sergi 10-17 Mart 2021 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. Kendisiyle enine-boyuna bir röportaj gerçekleştirdik…

1.Görkem Utku ALPARSLAN kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

1989 yılında Çorlu’da doğdum. Çocukluğumdan beri yerleşik dogmaları benimsemeyen bir insanım. İnsanlara dayatılan, sorgulanmayan, dogmatik gelenek ve göreneklere de hep karşı oldum. Ben Büyük Atatürk’ün “Manevi mirasın bilim ve akıldır” ülküsünü benimseyen fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür; özgür bir yurttaşım. Kendimi bu şekilde tanımlıyorum. Hür fikirliliğe ve insanların özgürlüğüne dayanan modern düşünceyi savunuyorum. Sanatta da ait olduğum yer Cezanne’dan 1945 yılına kadar gelen modernizmdir.

2.Sanat dediğimiz zaman aklınıza ne geliyor? Sizin için ne ifade ediyor?

Çeşitli sanat tanımları var. Bu tanımlar; mutlak kesin olmamakla birlikte sanatın gerek ve yeter koşullarını ortaya koymaya çabalıyorlar. Platon’dan modern döneme değin sanatın tanımları her zaman dönemin hakikat anlayışı çerçevesinde gelişmiştir. Sanat felsefesi bu çabanın ürünüdür ve insanın en önemli özelliği olan düşüncenin ürünleridir. Tüm sanatsal devrimlere baktığımızda (Antik Yunan, Rönesans, Modernizm), sanat ile düşüncenin birlikte hareket ettiği görülür, yani felsefenin. Maalesef postmodernizmde (1945 sonrasında) sanatın gerçeklikle bağları koparılmaya çalışıldı. Bu aslında sanatta ciddi bir nitelik kaybına yol açtı. Yani sanatın akılla tanımlanma ve belirlenme çabası baltalandı ve en nihayetinde her şey sanat olabilir muğlaklığı başladı. Benim düşüncem; sanatın gerçeklikle ilişkili olduğudur. Bu gerçeklik duyularla algıladığımız gerçeklik değildir. Bu gerçeklik; maddeyi ve insani sınırlılıkları aşan bir gerçekliktir. Zamansızdır yani entropiye karşı en önemli dirençtir. O maddeye dayanmaz; maddeye şekil veren gerçekliği arar. Bu bağlamda Antik dönemde Plotinos’un sanat görüşleri; günümüzde ise Pirsig’in nitelik metafiziğini sanat anlayışımın temeli olarak görüyorum.

3- Yeteneğinizi nasıl keşfettiniz ?

Ben çocukluktan beri resim yaparım. Ablamın da resim öğretmeni olması bunda etkili oldu. Ancak lise son sınıfta kesin olarak resim alanında ilerlemeye karar verdim.

4. Akademisyen olamaya nasıl karar verdiniz ?

Akademisyen olmaya üniversitede okurken karar verdim. Üniversitede kariyer yapmanın beni özgür düşünce ve resim üretimi anlamında daha çok olanak sağlayacağını düşündüm.

4.Eserlerinizde anlatmak istediğiniz bir hikaye var mı? Ya da hikayesi olan bir eserinizi paylaşabilir misiniz?

Yapıtlarımda herhangi bir öyküleştirme yapmıyorum. Zaten öyküleştirmeyi resimde doğru bulmayan biriyim. Ben gördüğümü çiziyorum. Resimlerde entropiye karşı zamansızlığı arıyorum.

5.İlham aldığınız bir sanatçı veya eser var mı ?

Bana en çok Ard – İzlenimciler esin veriyor. Onların maddeyi aşma çabası modernizmin en saf özelliğini gösteriyor: özgürlük.

6.Eserlerinizde farklı bir teknik kullanıyor musunuz?

Resimlerimde, zaman zaman kolaj ile birlikte yağlıboya karışık teknik kullandım. Klasik yağlıboya resim de yapıyorum. Ama en çok beni heyecanlandıran lavi desenler oldu. Lavi yanında füzen de tercih ettiğim desen malzemesidir.

7.Günümüzde sanata bakışı, sanatı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Günümüzde postmodernizmin etkileri bir hayli yüksek. Bu bağlamda popüler olana yönelme ya da insanları buna yönlendirme oldukça net görülüyor. Benim burada karşı olduğum nokta; özgünlük ve yaratıcılığın bu yolla örselenmesi. Bunun en büyük nedeni de sanatın düşünce boyutunun ve kanonlarının göz ardı edilmesi. Bunun düzeltilebilmesi için sanat felsefesi alanında uzman kişilere her zamandan daha fazla ihtiyaç vardır. Zaten sanat yapıtının anlamını ortaya koymayı amaçlayan sanat eleştirisi metodu da ancak felsefi bir anahtarla çözülebilir.

Sanatsal kanonlar konusunda gelince de burada akademik anlamda desen eğitiminin önemi ortaya çıkıyor. Çıplak modelden desen eğitimi bu bağlamda kesinlikle şarttır. Ayrıca ressamın desen karakterini sağlam bir şekilde oluşturmadan pentüre geçmesini de doğru bulmuyorum.

Resim alanında en çok karşı çıktığım şey hobiciliktir ve bunun yaygınlaşması beni çok üzüyor. Herkes resim yapmak zorunda değil. Resim yapmak ciddi bir iştir. İnsanlar hobi ressamı olmak yerine sanattan başka şekilde tat almayı bilmeliler.

Bir Cevap Yazın