Hilmi Ziya Ülken’in “Resim ve Cemiyet” kitabı dolayısıyla

Ümit Gezgin

  Görsel sanatların en önemli alanlarından biri olan resim, anlatmakla kalmaz, aynı zamanda tanımlar da.. Empresyonistlerin mantığıyla doğa ve çevrenin sanatçı üzerinde uyandırdığı izlenimi yansıtır tuvale, yüzeye.. Kübistlerin mantığıyla doğada ve görünen dünyada her şeyin geometrik formlara dönüşebileceğini verir. Bu Fovist bir resimde boyalar tüpten çıktığı gibi sürülerek yüzeye, rengin karışım ve renksel arayış olmadan da, kendini doğrudan ifade edebileceği, giderek anlatmaya çalıştığı şeyi, nesneyi en iyi şekilde ve insan ruhunu, karakterini de devreye sokarak tanımlayabileceğini, gösterir.

Aslında bütün sanat akımları sahip oldukları felsefe ve teknikle yeni yorumlar, anlamlar getirme, biçim verme ve gerçekliği yeniden tanımlama etkinliği olarak varlık kazanır. Bireysel veya toplumsal kaygıyla yapılsın, resim, eninde sonunda toplumsal oluşumun bir değerine dönüşecektir. Toplum onunla iletişim kurduğu oranda, resim ve toplum arasında sürekli, birbirini besleyen bir süreç yaşanacaktır.

Hilmi Ziya Ülken’in 1942’de yazdığı ‘Resim ve Cemiyet’ kitabı bu anlamda çok önemlidir. Toplum ve resim ilişkisini, düşünsel temeller üzerinde yeniden kurgular Ülken ve böylece ülkemizde felsefenin de resim üzerinde yorumlayıcı bir etkisi olur.

Resim ve Cemiyet’te Ülken, sadece resmi anlamaya çalışmaz, aynı zamanda bir felsefeci olarak onu tanımlar ve yönlendirmeye de çalışır. Kübizmi, Dadaizmi ve Fütürizmi bir buhran sanatı ve dejenerasyon olarak nitelendirir. Kendine göre tanımlar yapar ve yorumlar geliştirir. Hatta Ülken; “Sanat sanat içindir” önermesini de ciddi olarak eleştirir ve sanatı, kişisel varoluşu olarak tanımlayan ve sürdüren ressamları da küçük görür.

Avangard sanatın toplumsal yönünün bulunduğunu, vurgulaması, onun düşünce çelişkisi mi, yoksa özgün bir yorumlama becerisi mi.. ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir yorumdur. Ne olursa olsun, Resim ve Cemiyet kitabı, Hilmi Ziya Ülken’in özgün yorumlar ve değerlendirmeler içerdiği önemli bir çalışmadır.

Ülken’in Türk resmi konusunda da yeni yaklaşımları vardır. Batıyı taklit eden resmin dekordan, taklitten ileri gitmediğini, doğal olarak basit düzeyde kaldığını belirtmektedir. Ada plajları, çamlıklar, doğa ve manzara resimlerinin, edebiyattaki Fecri Ati topluluğuna benzediğini belirttir ve bunları özgün ve yaratıcı olamamakla eleştirir; giderek sanatı yüzeysel olarak kavradıklarını belirtir.

Sonuç olarak Resim ve Cemiyet kitabı, daha 1940’lı yıllarda, özgün yaklaşımlarla yeni boyutlar katmakta, sanat eleştirisi noktasında önemli açılımlar getirmektedir…

Hilmi Ziya Ülken

 3 Ekim 1901, İstanbul – 5 Haziran 1974, İstanbul), Türk düşünce yaşamında ve Türkiye’de bir felsefe geleneğinin oluşmasında büyük etkisi olmuş felsefeci ve sosyolog.

Hayatı

Hilmi Ziya Ülken İstanbul Sultanisi’ni (İstanbul Lisesi) (1918) ve Mekteb-i Mülkiye’yi (A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi (1921). Aynı yıl Darülfünun-ı Osmani (bugün İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Beşeri Coğrafya Kürsüsü’ne asistan oldu. Aynı fakültede felsefe tarihi ve sosyoloji öğrenimi gördü. 1933’e değin sosyoloji, felsefe, tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. Umumi İçtimaiyat (1931), Türk Tefekkürü Tarihi (1932-33, 2 cilt) adlı kitapları yayımlandıktan sonra uzmanlık eğitimi için Almanya‘ya gitti (1934). Türkiye’ye döndükten sonra İ. Ü. Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tefekkür Tarihi Kürsüsü’ne doçent olarak atandı (1935). 1944 yılında profesör, 1957 yılında ordinaryüs profesör oldu. 1973’te A. Ü. İlahiyat Fakültesi’nden emekli oldu. Hilmi Ziya Ülken, 1938-1943 yılları arasında İnsan dergisini yayımladı ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi’ni yönetti. Türk düşünce tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla sosyal bilimlere önemli katkılar sağlamış olan Ülken 5 Haziran 1974’te İstanbul’da öldü.

Çalışmaları

Hilmi Ziya Ülken XX. yüzyılın 30. yıllarından Türk tefekkürü, düşüncesi hakkında araştırma yapmaya başlamış, iki ciltlik “Türk tefekkürü tarihi” kitabını yazmıştır. O, bu kitabı Galatasaray Lisesi’nde hocalık yaparken kaleme alarak yayımlatır. Alim bu konuyu bir fen gibi de tedris etmiştir.

Filozofun yaratıcılığında önemli yer tutan “Türk tefekkürü tarihi” kitabı yazarına şöhret kazandırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk kitabı yüksek değerlendirmiş, Hilmi Ziya Ülken’le görüşmüştür.

Hilmi Ziya Ülken’in felsefe tarihindeki önemli hizmetlerinden biri, İslam aleminin felsefesini, düşüncesini sistemli bir şekilde araştırmasıdır.

Başlıca yapıtları

Sosyoloji ve felsefe alanındaki çalışmaları

  • Umumi İçtimaiyat (1931)
  • Aşk Ahlakı (1931)
  • Türk Tefekkürü Tarihi (1933-1934)
  • İnsanî Vatanperverlik (1933)
  • Türk Filozofları Antolojisi (1935)
  • Türk Mistisizmini Tedkike Giriş (1935)
  • İçtimai Doktrinler Tarihi (1940)
  • Ziya Gökalp (1942)
  • Dini Sosyoloji (1943)
  • Şeytanla Konuşmalar (1943)
  • İslam Düşüncesi (1946)
  • Ahlak (1946)
  • Millet ve Tarih Şuuru (1948)
  • Sosyolojinin Problemleri (1953)
  • Veraset ve Cemiyet (1957)
  • Tarihî Maddeciliğe Reddiye (1958)
  • Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (1966)
  • Eğitim Felsefesi (1968)
  • İslam Felsefesi (1969)
  • Varlık ve Oluş (1969)
  • Bilgi ve Değer.
  • Ruh ve Beden Meselesi .
  • Toplum Yapısı ve Soyaçekme

Romanları

  • Posta (1941)
  • Yarım Adam (1942)

Bir Cevap Yazın