Şehir Estetiğinde Osmanlı Saat Kuleleri

Tuncay Gezgin

Saat kulelerinin büyük ve narin cüsseleriyle hayatımıza katılması ağırlıklı olarak 19. yüzyılın ikinci yarısından sonradır. Bu tarihte Sultan II. Abdülhamid başta İstanbul olmak üzere Osmanlı coğrafyasında birçok şehre hatta kasabaya saat kulesi yapılmasını istemiştir. Her işte titizliğiyle dakikliğiyle tanınan sultan modern bir ritme memleketin de girmesini arzular. Saat kuleleri bir yanıyla modernlik göstergesidir. Bir yanıyla geniş sınırlara sahip Osmanlıda hilafet ve saltanatın birleştiriciliğinin nişanesi, simge yapısıdır.

Daha öncesinde de bazı saat kuleleri yapılmıştı. İstanbul’un ilk saat kulesi Abdülmecid zamanında 1849’da inşa edilmişti. Nusretiye saat kulesi bir topçu kışlasının ortasındaydı ve halktan daha çok askerlerin hizmetindeydi. Ama denizden görülmek gibi bir avantajı da vardı. İstanbul’un en ihtişamlı saat kulesi 1895’te Sultan Hamid’in yaptırdığı Beşiktaş’taki Dolmabahçe Saat Kulesi’dir. Sarayla cami arasındaki bu kule ve Yıldız Camii’nin önünde 1890’da yaptırılan zarif Hamidiye Saat Kulesi  yeni yapı biçiminin askerlik sınırlarını aştığını millete doğru genişlediğini işaret eder gibidir.

Meksika’daki Osmanlı Saat Kulesi

Anadolu’da saat  kuleleri çoğunlukla bulundukları şehrin merkezine inşa edilmiştir. Birçoğu da şehre hakim bir tepede yamaçta yer alır. Yaşadıkları inanç iklimi sebebiyle zamanı en çok bilmeye ihtiyacı olan bir toplum için bu kuleler  ayrı bir değer idi şüphesiz. Tabi zamanın değerini bilmenin onların gelmesiyle başladığını sanmamalı.  Bu işi bütün titizliğiyle yapan bir düzen bir işleyiş var idi.

Yüzlerce yıldır hemen her köşede olan muvakkithaneler, zamanı Müslümanların hem dünyadaki vazifelerini hem de sanki ahiretlerini düzenleyecek şekilde hesap eden ayarlayan yerler idi. Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde, muvakkithanelere değinerek,  eski toplumumuzdaki saatlerle hayat ve ahiret dengesinin nasıl kurulduğunu gayet güzel açıklar. “herkes bilir ki eski hayatımız saat üzerine kurulmuştur…Avrupa saatçiliğinin en büyük müşterisi daima Müslümanlar ve onlar içinde en dindarı olan memleketimiz halkı… Günde beş vakit namaz, ramazanlarda iftar, sahur her türlü ibadet saatle idi ve bu sıfatla eskilerin hayatını idare ederdi. Adım başında muvakkithaneler vardı…onların penceresi önünde durarak cebinden…saatlerini besmeleyle çıkarırlar…dua ederek ayarlarlar, kurarlar…”

İşte saat kuleleri bu ortamı zenginleştirmişti ancak. Sayıları yüzleri bulan Saat kulelerinin çoğu  Sultan II.Abdülhamid’in fermanıyla yerel yöneticiler tarafından yaptırılmıştı. Bir kısmını Sultan bizzat yaptırmış, bir kısmı ise Sultan’ın fermanından önce işbilir yöneticilerin girişimiyle ortaya çıkmıştır.  Örneğin Ziya Paşa ilk kule yapıcılardandır. 32 metre yüksekliğiyle Büyük saat olarak da anılan Adana saat kulesinin İnşasını Ziya Paşa başlatmıştı.  1882 yılında tamamlanan Büyük Saat modernleşmenin simge yapılarından biri olarak görülmüştür. Yapıldığı tarihten itibaren  Adana ‘nın en önemli cazibe merkezlerinden biridir Büyük saat.

Anadolu’da Balıkesir (1827), Amasya (1865),  Adana (1882),  Kastamonu (1885), Muğla (1885),  Çorum (1894),  Çanakkale (1897), Antalya (1901), İzmit (1901), Tokat (1902), Bursa (1905), Kayseri (1906), Bilecik (1907), Bayburt (1923), Yozgat (1908),  Merzifon (1866), Ankara (1884), Tarsus (1895), Göynük (1923) saat kuleleri başka birçok şehirdekiler arasında belki daha çok gözebatan ve bulundukları şehre ayrı bir estetik değer katan simge yapılar arasındadır. .

Saat kuleleri bulundukları şehrin estetiğine uyum içinde bir mimari karaktere sahiptir. Kullanılan malzemeden üslubuna dek. Onunla bir denge kurar. Bazısı estetik değerleriyle gösterişli yapılardır. Çoğunda büyük bir yalınlık göze çarpar.

Bütün bu saat kuleleri genel olarak kaide, gövde ve köşk bölümlerinden oluşur. Kaide bölümünde bir oda ve gövdeye çıkan merdiven, gövde bölümünde köşke çıkan bir merdiven, köşkte ise saat mekanizması yer alır. 

1901’de inşa edilen İzmir Saat Kulesi, doğrusu bu  kuleler arasında en zarifidir. Oryantalist üslupta, narin oranlar içindeki kulenin, dört tarafında dört çeşmesi bulunur. Bir ticaret ve liman kentinin zenginliğini de yansıtan bu saat kulesi  İzmir’in simge yapısıdır ve tek bir yapının dahi bir şehri nasıl güzelleştireceğinin timsali gibidir.

Bazı saat kuleleri saati göstermelerinin yanısıra değişik işlevler de görürler.  Samsun, Bursa saat kuleleri aynı zamanda yangın  ve gözetleme kulesidir. Dolmabahçe saat kulesi barometre  ve termometresiyle de hizmet verir. Kayseri, Muğla, Tokat saat kuleleri muvakkithane olarak da kullanılmıştır. İzmir, Çanakkale saat kulelerinde ve daha birçok saat kulesinin kaidesinde çeşme bulunur. Göynük saat kulesi  gibi bazı kuleler farklı bir sistemde hizmet görür, kadranı olmaksızın yalnızca çalar sistemiyle çalışır.  

Bugün artık Türkiye sınırları dışında kalan saat kuleleri de  Osmanlı medeniyetinin mirası olarak ayrıca anılmalıdır. Bulundukları yere büyük bir zenginlik, zarafet, incelik, katarlar. Hatta Osmanlının barış ve saadet rüzgarını oralarda hala estirirler. Üsküp, Tiran, Kudüs, Musul, Şam , Halep, Beyrut, Hayfa bunlar arasındadır.

.

Bir Cevap Yazın