ŞEREF AKDİK Resminde İzlenimcilik

Ümit Gezgin

Her ressam tutkuyla bağlı olduğu şeylerin izini sürer. Nasıl Mahmut Cüda yıllar yılı natürmortların peşinden, ölü doğanın, meyve ve nesnelerin karakterinden süzülerek izdüşümünü aramış, bir iç empresyonizm meydana getirmişse; Şeref Akdik de Türk izlenimcileri arasında, kendi kişisel beğenisinin izini sürerek ilerlemiştir.

Mahmut Cüda’da natürmort, Şeref Akdik’te doğa izlenimciliği başat öge olarak belirginlik kazanır. Sanatçı izlediği, katıldığı, duyumsadığı ve yaşadığı çevre ve doğayı paletindeki renklerin duru karışımıyla yüzeyde tekrar kurar. Çevreye ve doğaya katılma seromanisidir sanatçının yaptığı, sadece bir izlenimci değildir, yüzeysel, optik bir gözlemin aktarıcısı olmaktan öte, katılımcı bir izlenimin, dahası, yorumsal bir gerçekliğin peşindedir.

Elbet hocaları; Warnia Zarzecki, Ömer Adil ve İbrahim Çallı’nın etkisi de vardır üzerinde. Yetişme çağlarında sanatçıların hocalarından etkilenmesi ve onların gölgelerinde kalmaları çok normaldir. Genç sanatçı kültür ve bilgisi arttıkça, deneyimi çoğaldıkça, kendi karakterini bulacak ve üslubu bu karakter özelliği içinde tuvallerine yansıyacaktır.

Yurtdışı eğitiminin ve orada Julian Akademisi’nde Albert Laurens’ten aldığı sanatsal bilgi ve tecrübesinin sanatı üzerinde olgunlaştırıcı etkileri olmuştur. 1925’ten 1928’e kadar kaldığı Paris ona geniş ufuklar kazandırdı. Bu bilgi ve görgülerle yurda döndü. Sivas Lisesi’nde resim öğretmenliği yaptı. Daha sonra birçok okulda bu öğretmenlikleri devam etti. 1951’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne atandı.

Bir sanatçının yaşamı deneyim ve tecrübelerle değişir ve zenginleşir. Doğal olarak bütün bu değişim resimlerine de yansır. Sanatsal olgunlaşma dediğimiz şey de budur; resimlerin değişmesi, farklılaşması ve olgunlaşması.. Her sanatçıda bu süreç yaşandığı gibi, Akdik’te de böylesi bir olgunluk, yeterlilik geliştirmiş ve hem konularına, hem renk ve biçimine tecrübeleri, düşünceleri, yaşantısı yansımıştır.

Sonuç olarak Şeref Akdik Türk Resmi içinde önemli sanatçılardan biridir.

Şeref Akdik

 1899, İstanbul , Fatih – 1972 , İstanbulTürk ressam ve hattat

İlk ve orta öğrenimini Fatih’te tamamladı. 1915 yılında girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)’nde Warnia ZarzeckiÖmer Adil ve İbrahim Çallı ile çalıştı. Akademi’de öğrenciyken; 1916’da Türk Ressamlar Sergisi’ne, ardından da 1921’den başlayarak Galatasaray Sergileri’ne katılmaya başladı. 1924 yılında mezuniyetinden sonra Gazi Osman Paşa Lisesi’nde bir yıl öğretmenlik yaptı.

Yurtdışına gitmek için, Avrupa sınavlarına katıldı. Sınavı başaranlar arasında kendisiyle birlikte Muhittin SebatiMahmut CudaCevat Dereli, ile Refik Epikman da vardı. 1925 yılında Paris’e gitti. 1926’da Julian Akademisi’nde Albert Laurens ile çalıştı. 1928’de İstanbul’a döndü. Kısa bir süre Sivas Lisesi’nde ve daha sonra Ankara Öğretmen Okulu’nda (Gazi Terbiye Mektebi) resim öğretmenliği yaptı. 1929’da Ankara Erkek Lisesi’de öğretmenlik yaparken aynı yıl, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğinin kurucuları arasında yer aldı. Ankara Musiki Muallim Mektebi öğretmenliğine 1930 yılında atandı.

1932’de Ankara Halkevi’nde ilk kişisel sergisini açan sanatçı, Aynı yılın sonunda İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nda, 1933’te Kadıköy Erkek Lisesi’nde ve 1934’te Haydarpaşa Lisesi’nde resim öğretmenliği yaptı.

1940 yılında Halkevleri “Yurt Gezisi” programı kapsamında 3. Yurt Gezisi’ne katıldı ve Mersin’e gitti. 1948’de İstanbul Öğretmen Okulu’na ve 1951’de de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne atandı.

1956’da “Vilayet Tabloları” sergisine “Kütahya Kalesi” adlı yapıtıyla katıldı. 1957’de İstanbul Belediyesi Beyoğlu Şehir Galerisi’nde Retrospektif sergi açtı.

Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1964 yılında emekli olan sanatçı. 1972’de İstanbul’da vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Bir Cevap Yazın