GÜNCE

Ümit Gezgin

16 Ekim 2019, Çarşamba

Kafede herkes kendi derdinde, konuşuyor.. Genç kızlar yakınıyorlar, sonra dönüp; “Ananem zor bir kadınmış.. Annem çok çile çekmiş. Bu seviyeye gelmişler ama, hep çalışarak.. zorluklarla..” diyor. Sonra kendi dertlerine dalıyorlar. Genç kızlar kahve içerek, cep telefonlarına bakarak habire ve konuşuyorlar, çevrelerinin farkında olarak konuşuyorlar.

Sanki herkes hep aynı hikayeler yaşamış. Her ailede  derdi kederi üstlenen birileri hep olmuş..

Akşam…

Dışarda arabalar, rüzgar.. Rüzgar, betonlara, arabalara çarparak ilerliyor.

17 Ekim 2019, Perşembe

Beklentilerle, umutlarla ve gelişmelerle ilgili kararları almak ve uygulamak. Uygulamayı ona göre yapmak ve nitelendirmek. İçimiz dışımız humor oldu.

Resimsel bir peyzaj, uzanıyor ufka doğru.. tek tük yelkenliler Kalamış parkının açıklarında, taa Moda burnuna doğru ağır ve rüzgarla sarmaş dolaş ilerliyor. Bakıyorum. Hasan Vecih Bereketoğlu’nun buralarda, Kurbağalıdere’de, Fenerbahçe parkının oralarda resimler çizdiğini, altmışlı yıllarda, ellili yıllarda bilmek, önemli.. Şimdilerde ben buralarda resimler çizerken, onu, Hikmet Onat’ı, Şeref Akdik’i düşünüyorum..

22 Ekim 2019, Salı

Bugün günlerden Salı, hafif rüzgarlı bir Ekim günü.. Kasım’a doğru evrildiğimiz bir gün. Yazar da ressam da olmak kolay değil. Bir gayret, çaba, süreklilik isteyen bir şey. Büyük yazar ve ressamları takip etmek gereken bir şey. Genç yazarlar ve ressamlar sadece kendi alanlarıyla sınırlı kaldıklarında o alanda derinleşeceklerini sanıyorlar; oysa, çok boyutlu olmakla ilgili bir şey bu. Çok boyutlu okumak, araştırmak ve gayret göstermekle ilgili.. Resim sadece resim değildir, keza edebiyat da sadece edebiyatla ilgili değildir…

27 Ekim 2019, Pazar

“…üst başta yaşlı, yaşlılıktan dalları toprağa eğilmiş, dalları kıvrılmış bir çınar ağacı bütün haşmetiyle yıllardır orada durup durur…” Yaşar Kemal

Akşam..

Hafif rüzgarlı dışarısı.. evde, kayınvaldemle televizyon karşısında oturuyoruz.. Ben internette Asker Kuşağı Ressamları’na ve Çallı Kuşağı Ressamları’na bakıyorum. Şeker Ahmet Paşa’nın, Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin, özellikle Hoca Ali Rıza’nın resimleriyle İstanbul’a derin anlamlar, görsel şöleni zengin perspektifler kattığını, düşündüm. Keza, İbrahim Çallı’nın resimleri de bir devrin bütün bir insan ve mekan kültürünü anlatır…

Bir Cevap Yazın