Öykü: Güneşli Bir Gün

Ümit Gezgin

Güneşli bir gün. Arabalar yollardan hoyratça geçiyor. Apartmanlar insanın üstüne üstüne geliyor. Deniz bir kabarıyor, bir alçalıyor. Ağaçlar, havanın güneşli ve görece sakin olmasına aldırmadan, dal ve yapraklarını durmaksızın sallıyorlar. Bu da çevreden geçenlere korku veriyor. Ürperti duyuyor özellikle yaşlılar ve ölüme bir adım daha yaklaştıklarını hissederek, o dermansız ve titrek bacaklarını daha bir hızlı atmaya çalışıyorlar. Nereye gidecekler?…

Sahilde tek tük yürüyen insanlar var. Denize, uzak ufuklara bakar gibi bakan genç çiftler, aslında birbirlerinin sıcaklığından başka birşey hissetmiyorlar. Ne gökyüzü, ne deniz ve ne de uzak ufuklar umurlarında. Bebeler, annelerinin kucağında huzurlu ve mutlu. Anneler, kocalarından bir adım önde, kucakladıkları bebekleriyle hayata daha bir umutla atılmanın iç huzurunu yaşıyorlar. Zaten neşelerinden, yanlarındaki arkadaşlarıyla konuşmalarından, kuşlara, kedilere bakmalarından belli oluyor bu.

Çocuklar koşturup oynuyorlar. Kay kay, bisiklet, paten.. araya densiz gençlerin motorlarla çetelik yapmaları karışmasa, çocuklar parklarda, yollarda daha huzurlu olacaklar..

Güneş, aniden ortaya çıkan bulutların arasına karışıyor, hava birden kararıyor.. yağmur başlıyor. İnsanlar, çoluk çocuk, parklarda, ağaçların altlarında oturanlar kaçışıyorlar, hazırlıksız yakalandıkları için, bir şaşkınlıktır baş gösteriyor. Köpek gezdiren kız, erkek gençler de kısa bir telaş yaşıyorlar. Köpekler veryansın ediyor.. Bir telaş.. önce herkes sığınacak bir ağaç altı, kulübe veya benzeri saçak arıyor…

Bulutlar dağılıyor beş-on dakika içinde.. Güneş olabildiğince sıcak yüzünü kısa sürede gösteriyor, bütün ıslaklık aniden ortadan kalkıyor. Deniz yumuşuyor, maviliği açılıyor, gökyüzüne karışıyor ve yelkenliler denizin içinde daha bir beyaz parıltılara bürünüyorlar.

İleride ufka doğru sıra dağlar gözüküyor. Yan yanaymış gibi. Aslında birbirlerinden ayrı prens adaları bunlar. Ama sanki sıradağlar gibi. Biraz ilerde, çok ilerde, çoğu kere sisin arasında kaybolan Yassıada ve Hayırsızada şimdi pırıl pırıl ortaya çıkmış ve oralarda büyük tankerler de göze çarpıyor. Martılar, birçok martı.. Bazıları başıbozuklar gibi bağırıyor çağırıyor.. Genç olanlar daha hızlı kanat çırpıyorlar. Orta yaş, daha beyaz, iri ördekler gibi olanlar ise daha vakarlı. Ama sesleri kuvvetli ve mütehakkim.

Ağaçlar mevleviler gibi eğilmiş toprağa, gökyüzü bulutları Sait Faik adasının üzerinde toplanmış, vapurlar geçiyor uzaklardan, bir vapurun dumanı Monet tablosundaki gibi süzülüyor göğe doğru.. Bir kadın, uzaklara doğru bakarken, cep telefonuyla fotoğraf çekiyor, dili dışarda uzun sarı tüylü bir köpek neşe içinde koşuyor…

Velhasıl güneş yüzünü iyisinden gösteriyor…

Bir Cevap Yazın