Öykü: Ressam Olmak İstiyorum

Nazlı Okur

Ressam olmak istiyorum. Daha doğrusu ressam olmak istiyordum. İlkokul öğretmenim Zeynep Hanım, benim çok yetenekli olduğumu, düşünüyordu. “Sen ressam olacaksın” diyordu.. Bende bir sevinç bir sevinç… Ortaokulda da beni hep ressam olarak gösterirlerdi. Keza lise yıllarım da güzel resimler yaptığım, çizdiğim portrelerin sahiplerine çok benzediği yıllardı. Elim de pratikti. Hemen çizerdim. Çizgim çok kuvvetliydi, öyle derlerdi. “Çok iyi çiziyorsun, çok güzel benzetiyorsun, sen ressam olacaksın..” derlerdi. Ne zaman ressam olacağımı ise pek söyleyen yoktu. Arada bir bazıları, “Sen ressam olmuşsun..” derlerdi ama, ne dediklerini kendilerinin de doğrusu bildiğini sanmıyordum.

Üniversite kapısına dayandığımda, Güzel Sanatlar Fakültesi’ni  kolay kazandım. Çizgim kuvvetliydi. Baktığım şeyi kısa sürede fotoğraf gibi çiziyordum. Okulun ilk yılından başlayarak bu sefer hocalarım “Önünde uzun yıllar var ressam olmak için..” diyorlardı. Resmin gördüğünü çizmekle sınırlı olmadığını üniversite yıllarında anladım. Sonra bir sürü sanat tarihinde ressam. Hepsinin kendine göre tekniği, bir akıma bağlılığı, üslubu, şusu busu vardı. Doğrusu bunların altından nasıl kalkacaktım..

Üniversite yılları boyunca hemen hemen bütün hocalarımın bana söylediği şey; “Önünde uzun yıllar var. Ressam olmak öyle kolay birşey değil. Üslubun olması lazım. Kendine özgülük, anlatım..” türlü hikayeler…Doğrusu sanat tarihi içindeki ressamların da hayatları, hocaların hikayelerine denk düşüyordu. Her biri başka bir uğraş, başka bir mücadele içinde kendi tarzını, tekniğini bulmakla savaşmış, sonunda o düzeye gelenler, ulaşabilenler de sanat tarihine geçmişler.

Benim o seviyeye gelmem nasıl olacak doğrusu tam da bilmiyorum. Okul bittikten sonra bile hala ressam olamamıştım. Doğrusu ressam nasıl olunur, hocalar dahi bilmiyorlardı. Sadece, “Ressam olmak başka şey, ressam herkes olamaz..” diyorlardı ki, çoğu da ressam değildi. Aralarında resmi bırakmış olanlar bile vardı. Resmi çok iyi biliyor, anlatıyorlar, ressamları tanıyorlardı ama, resim yapmıyorlardı. Çoğunun resim yapıp yapmadığını bile bilmiyorduk, görmüyorduk çünkü.. Ressam olmak zordu, çok zordu ressam olmak. Gayret yeterli değildi, yetenek de yeterli değildi. Van Gogh gibi, Picasso gibi ressam olmak gerekiyordu. Cezzanne gibi, Monet gibi, Dali gibi… Eee, nasıl olacaktı bu? Kimse de söylemiyordu.

Okuldan mezun olanların çoğu hayat içinde savrulup gitmiş, resim yapmayı da bırakmışlardı. Hayat onları yutmuştu. Varsa bile içlerindeki sanat heyecanı sönüp gitmişti.

Oysa ben mezun olalı yıllar ve yıllar olduğu halde, hala ressam olmak istiyorum. Doğrusu nasıl olacağımı da bilmiyorum…

Bir Cevap Yazın