Selim İleri’nin Edebiyatı ve Yazarlığı

Gülseren Nur

  Selim İleri Türk Edebiyatı’nın yaşayan en önemli yazarlarındandır. Edebiyatın aynı zamanda bir üslup meselesi olduğunu, düşündüğümüzde, Selim İleri’nin yeri ayrıca önem kazanır. Onun kitaplarında belirgin bir üslup vardır, anlatısını kendi perspektifinden gerçekleştirir. Gerek tarihi özelliği olan romanlarında, gerekse de güncel insan ilişkilerini anlattığı romanlarında hep, doğayla, çevreyle birlikte insanları, karakterlerini ve olayları ele alır.

Sadece öykü, roman değil, aynı zamanda da senaryolarıyla da ünlüdür Selim İleri. Onu Orhan Pamuk romancılığı ve edebiyata eğilme noktasında daha hakiki bir yazar olarak ele almak lazım. O çocukluğundan beri edebiyatçı olarak gelişen bir yazardır. Oysa Orhan Pamuk yirmi iki yaşında romancı olmaya karar vermiş, o güne kadar ressam olmayı düşleyen bir yazardır. Yazarlık Orhan Pamuk için karar verilen ve içekapanık bir uğraş, bir değerlendirmedir.

Oysa biliyoruz ki edebiyat bir karar verme meselesi değildir. Başlangıcı resim sanatında olduğu gibi adım adım gelişir. Edebiyat karar verilip, öykü, şiir, roman, düzyazının diğer tüm türleriyle birlikte sürdürülen bir uğraşken; Orhan Pamuk direkt roman yazmayla işe başlamış ve birçok romanını da otobiyografik merkeze oturtmuştur. Bu elbet onu başarısız ve kötü bir yazar yapmaz. Zaten aldığı Nobel Edebiyat Ödülü, onun dünya çapında bir yazar olduğunun tescilidir. Büyük, evrensel yazara dönüşmüştür Orhan Pamuk.

Sadece yetmiş yaş civarındaki edebiyatçılarımıza bakıldığında; Selim İleri, Orhan Pamuk, Nedim Gürsel, Latife Tekin, İskender Pala, Sevinç Çokum, Ayşe Kulin, vb. Türk edebiyatının yetmiş yaş civarında pek edebiyatçısının olmadığı da görülmektedir. Çünkü bu çoraklık sonuç olarak toplumun tarihi, kültürü, insan kimliğinin de ortaya bütün boyutlarıyla çıkmaması anlamlarına gelmektedir.

Bu noktalardan bakıldığında, çok yönlü edebi kimliği ve üretken özelliğiyle Selim İleri edebiyatın baş taçlarından biridir. Doğu-Batı gerçekliğini bütün boyutlarıyla algılayan ve modern yüzüyle aktaran ve tüm bunları da yaparken, özgün bir üslupla değerlendiren yazar olması noktasında, onun ayrıca önemi ortaya çıkmaktadır.

Selim İleri

Ali Selim İleri, 30 Nisan 1949’da İstanbul’un Kadıköy ilçesinde doğdu. Selim ismini Yavuz Sultan Selim‘den ötürü ablası Meral İleri koydu. Babası yüksek makine mühendisi Hasan Hilmi İleri, annesi ise ev hanımı Süheyla İleri’dir.

1953’te konuk profesör olarak Almanya’ya giden babası ailesini yanında götürdü. İlkokula başlayacağı yıl aile İstanbul’a döndü. 1955’te Cihangir İlkokulu’nda birinci sınıfı okudu. Birinci sınıf bitmek üzereyken okumayı sökememiştir. Sonraki sınıfları ise Firuzağa İlkokulu’nda okudu. 1960’ta ortaokul eğitimini Galatasaray Lisesi‘nde yatılı olarak aldı.

Buradan ayrılıp önce Bakırköy Lisesi‘ne ardından Atatürk Erkek Lisesi’ne kaydolur. Burada Kafka‘yı Türkçeye kazandıran Fransızca öğretmeni, edebiyatçı Vedat Günyol ve edebiyat öğretmeni, yazar Rauf Mutluay, İleri’nin hayatına etki eder.

İleri, lise ikinci sınıftayken Peride Celal‘in Dar Yol (1949) romanından esinlenerek yazdığı Unutulmak adlı romanının yayımlanmasını için yayınevlerini dolaştı fakat reddedildikten sonra Dünya gazetesinde de tefrika edilmemesiyle romanı yırttı.

Cumhuriyet gazetesinin genç yazarların çalışmalarına şans tanıyacaklarını duyurmasıyla Karanlık Yüzlü Günün Aydınlığı adında bir roman yazıp gazeteye götürdü. Roman acemice bulundu fakat İleri’nin yetenekli olduğu ifade edildi. İleri, ikinci romanı Unutulmak‘ı da götürdüğünde yayımlanması için Remzi Kitabevi‘ne yönlendirildi fakat yayınevi basılması için gereken yeterliğe sahip olmadığı gerekçesiyle romanı yayımlamayı kabul etmedi.

Bir başka romanını yine Cumhuriyet aracılığıyla Varlık Yayınları‘na götürdü. Burada Yaşar Nabi Nayır yerli roman basmadıklarını söyleyerek romanı okumadan reddetti. Lise öğretmeni ve Yeni Ufuklar dergisinin yönetmeni Günyol’un yönlendirmesiyle öykü yazmaya başladı. Dergide Cemil MeriçFerit EdgüNermi UygurOrhan Şaik Gökyay gibi edebiyatçılarla tanıştı. Temmuz 1967’de “Savaş Çiçekleri” adında bir öyküsü yayımlandı. İki ay sonra “Bi Keman” adındaki başka bir öyküsü dergide yer aldı.

 1968’da Günyol’un da yardımıyla öykülerinin yer aldığı Cumartesi Yalnızlığı/Güz Notları kitabı yayımlandı ve merhum babasına ithaf etti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne başladı fakat 1972’de fakülteyi yarıda bıraktı.

1971’de ikinci öykü kitabı Pastırma Yazı yayımlandı. Kitap, Peride Celal’in Gecenin Ucundaki Işık (1963) romanının etkisi altındadır. Fakat yeterli ilgiyi görmez. 1970’lerin başında tanıştığı Halit RefiğTürk sinemasının yeni senaryo yazarlarına ihtiyacı olduğunu ve İleri’ye senaryo yazmasını önerdi. Böylece 1971’de Cennetin Kapısı adlı ilk senaryosunu yazdı. Yazdığı uyarlama bir senaryo Zeki Ökten tarafından Kadın Yapar adıyla filme çevrildi. İlk özgün senaryosu Bir Demet Menekşe‘dir. Damsız EvlerÇürümeDüşman Gözler ise filme çevrilmeyen senaryolarıdır.

1973’te Destan Gönüller adıyla ilk romanı yayımlandı. Dostlukların Son Günü adlı öykü kitabı 1975’te yayımlanmasının ardından 1976’da Sait Faik Hikâye Armağanı kazandı. Attilâ İlhan‘ın teşvikiyle Bu Gece ve Her Gece adında bir roman yazdı ve İlhan’ın isteğiyle Her Gece Bodrum adıyla yayımlandı. 1977’de Türk Dil Kurumu Roman Ödülü kazandı. 1980’de Bir Denizin Eteklerinde öykü kitabıyla 1983’te ilk uzun öyküsü Son Yaz Akşamı yayımlandı. 1983 yılında yayımladığı Annem İçin adlı anı kitabında, annesinin yazarlık yaşamı üzerindeki büyük etkisini dile getirdi. Annesinin ölümüne kadar sekiz yıl süren alzheimer hastalığı yazarın yazarlık anlayışını değiştirdi ve yazarın yaşamında alkolün yeri arttı.

1981’de yazdığı Kırık Bir Aşk Hikâyesi senaryonun filme çevrilmesiyle 1982’de Sinema Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi senaryosu ödülüne layık görüldü. Ardından Seni Kalbime Göndüm ve Göl filmlerinin senaryolarını yazdı. Halit Ziya Uşaklıgil‘in Aşk-ı Memnu‘nun son sözünü romanına isim verdiği Yaşarken ve ÖlürkenMilliyet Sanat tarafından yılın romanı seçildi. Aynı yıl Aşkı-Memnû ya da Uzun Bir Kışın Siyah Günleri adında bir inceleme kitabı yayımladı. Çağdaşlık SorunlarıDüşünce ve Duyarlık (1982), Seni Çok Özledim (1986), O Yakamoz Söner (1987), Perisi Kaçmış Yazılar (1996) gibi kitaplarında Türk edebiyatındaki sorunlara eleştirel gözle yaklaştı. 1983’te Ölünceye Kadar Seninim ve 1984’te Yalancı Şafak romanları yayımlandı fakat yeterli ilgiyi görmedi. 1985’te Saz Caz Düğün Varyete kitabını yayımladı. Asker kaçağı olan İleri, bedelli askerlik çıkacağı söylentileri üzerine gerekli parayı toplamak için Hürriyet‘te Hayal ve Istırap adında romanını tefrika ettirdi. 1987’de bedelli askerliğin çıkmasıyla üç aylık askere gitti. Askerlik dönüşü senaryosunu yazdığı ve yönettiği Hiçbir Gece, sinemalarda gösterilmedi ve Antalya Film Festivali‘nde ön jüri tarafından geri çevrildi.

1990’larda İleri, tiyatro oyunları yazdı. Cahide Sonku‘nun hayatından uyarlama olan Cahide, Ölüm ve Elmas yazarın yazdığı ilk oyundur. Sonraki oyunu olan Allahaısmarladık Cumhuriyet 1997’de hem Afife Jale hem de Avni Dilligil ödüllerini aldı. 1998 sahnelenen Mihri Müşfik: Ölü Bir Kelebek oyunuyla Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’nü aldığı Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın‘ı 1991’de yayımladı. Nahit Sırrı Örik‘in Kıskanmak (1946) adlı romanından yola çıkarak yazdığı Cemil Şevket Bey/Aynalı Dolaba İki El Revolver 1997’de yayımlanırken 1999’da Ada, Her Yalnızlık Gibi, 2000’de Solmaz Hanım, Kimsesiz Okurlar İçin ve 2001 yılında Bu Yaz, Ayrılığın İlk Yazı Olacak‘ı yayımlandı ve roman 2002’de Orhan Kemal Roman Ödülü kazandı.

2006 yılında Fotoğrafı Sana Gönderiyorum adlı kitabı ile öyküye geri döndü. 2007’de Hepsi AlevKapalı İktisat ve İstanbul Lale ile Sümbül adlarında üç farklı türde üç kitap yayımladı.

Bir Cevap Yazın