KADIKÖY’DE İZ BIRAKANLAR:Nuri Candaş “Bana soruyorlar, sen sihirbaz mısın?”

Nusret Karaca

…                                                                                                                

Kadıköy’de tanıdığım değerlerden biridir Nuri Candaş. Kadıköy’de iz bırakanlardan.

Devlet Opera ve Balesi Ses Sanatçısı.

Yaşamını yitirmeden, en yoğun olduğu dönemiydi sanırım. CKM‘nin bahçe içindeki küçük, şirin, sıcak mekanında gerçekleştirdiği çalışmalar sırasında tanımıştım kendisini. Sonra değişik etkinliklerde sıcak sanat sohbetlerinde buluştuk. Bu buluşmaların birinde kendisiyle yaptığım bir söyleşiyi Sevgili Uğur Karakadı‘ya iletmiştim Gazete Kadıköy için.

Nuri Candaş ile “Sevil Berberi” ve “Fantastik” adlı eserleri sahneye koyma hazırlığı sırasında bir dinlenme anında fırsatını bulup söyleşiye ikna etmiştim bir sonbahar günü. Caddebostan Kültür Merkezi’nin o zamanki bahçesinde.

Bir de iki karelik fotoğrafını da sıkıştırdım araya. Şimdi hem o notları, hem fotoğraf karelerini çıkarttım arşivimden onu anımsamak ve anımsatmak için. Sanata gönül veren Kadıköylü ve Kadıköy’de iz  bırakan bir sanatçıya vefa olarak…

….

29 Eylül 2002

Her Mevsimin kendine özgü bir güzelliği var. Sarıp sarmalıyor sizi. Yazın kavurucu sıcak günlerinin ardından denizle kucaklaşıp martılarla içli dışlı olduğumuz günler geride kaldı. Kaldırımlar üzerine yayılmış sonbahar yapraklarının üzerlerine basarak yol alıyorum CKM’ye. Dostlarla kucaklaşma zamanı.

CKM’deyim. Nuri Candaş ve öğrencileri bir çalışma arasındalar.

Biz Türkiye Yazarlar Sendikası etkinliğindeyiz.

Gün sonu Nuri Candaş ile TYS odasındayız.

Söyleşi zamanı

-Nasılsınız ağabey?

*Teşekkür ediyorum Nusret Karaca, iyiyim.

-Çalışmalar yoğun. Hangi eserler?

*”Sevil Berberi” Geçen yıl bildiğin gibi “Fantastik” adlı müzikali sergiledik. Ayrıca “Mutlu Prens”i sahnelemeyi düşünüyorum.

Işık Noyan tercüme etti. Oscar Wilde’ın eseri. Wilde bu eserinde Noyan’ın dediği gibi özveri dostluk, sadakat, yardımlaşma var. Bu opera çocuklar için.

-Çalışma ortamınız? Ayrıca giderlerinizi nasıl karşılıyorsunuz?

*Ortam iyi. Burayı kullanıyoruz. Kasdav ve Caddebostan Gönüllüleri’nin de desteğini alıyoruz. Kadıköy Belediyesi’nin katkısı da olunca iş kolaylaşıyor. Yoksa opera ve müzikal sahneye koymak zor ve pahalı bir iş. Bunu en iyi bilenlerdenim. Ben bu işi parasız yapıyorum. O yüzden bana hep sorarlar: Sen sihirbaz mısın?

-Oyucular öğrencileriniz?

*Evet!4-5 yıllık öğrencilerim. Aralarında konservatuar öğrencileri de var.

-Onlarla çalışmaya nasıl karar verdiniz?

*Ben 15-16 yaşında “Fuar Yıldızı” adlı oyunda yer aldım. Bakırköy Halkevi’nde Sadık Şendil‘in bu oyununda Münir Özkul, Kenan Büke, Turan Göker gibi önemli oyuncular vardı. Bir zamanlar ben oynadığıma göre onlar neden oynamasın diye düşündüm.

-Gençlerin sanata, spora olan ilgilerinin onlara kazandırdığı çok şeyler var aslında. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

* Öyle! Bir araya gelmek, bir şeyler üretmek bir şeyler paylaşmak ve bu mutluluğu yaşamak güzel bir duygudur! Ayrıca görüş ve kimliklerinde olumlu gelişmeler olur.

Zararlı alışkanlıklara yönelmezler.

-Siz aslında emekli değilsiniz.

*Çalışmalar var oldukça hep sürecek.

Sonra gençlere devredeceğiz. Doğal olarak sonraki kuşaklara bir şey bırakmak ne güzel değil mi?

-Çok doğru. Bana zaman ayırdınız. Teşekkür ediyorum

*Ne demek! Ben de teşekkür ediyorum Karaca.

      …..

Söyleşi bitiminde boğazımda bir şeyler düğümleniyor sanki…

CKM’den çıkıyorum. Hafiften yağmur yağıyor. Güzel bir sonbahar akşamı. Böyle dostlarımız sayesinde her mevsim bir başka güzelleşiyor sanki.

Çünkü onlarla sanata ve yaşama dair her mevsim yaşanacak ve yazılacak o kadar çok şey var ki…

Bir Cevap Yazın