Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Ümit Gezgin

Yıllar ne çabuk geçiyor. Kaç yıl geçti Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne atanmamın üzerinden.. Galata Kulesi’nin dibindeki Okçumusa İlköğretim Okulu, orta kısmında Resim öğretmeniydim. Doktorayı da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde sürdürüyordum. Bayağı uzun sürmüştü doktora çalışmam ve bir türlü de bitmemişti.

İlk danışmanım rahmetli Prof. Özer Kabaş hocaydı. Kendisini aniden kaybetmiştik bir kalp krizi neticesinde. Bütün öğrencileri üzülmüştük. Engin kültürü, geniş ufku, bilgisi ve sanatıyla her zaman bize yol gösterici olmuştu. Nice sohbetimiz olmuştu hocayla. Sergilere iştirak ediyor, ayaküstü kültür sanat konularında enine boyuna konuşuyor, bizi her zaman için konulara dahil ediyordu. Uygarlık Tarihi dersimize de Hilmi Yavuz geliyordu. Okumanın, resim yapmanın, sergilere katılmanın mutluluğunu yaşıyorduk. Pırıl pırıl, aydınlık okul binası, boğazın kenarında olması, bize ayrıca mutluluk ve huzur veriyordu.

Ben doktora yaparken, aynı zamanda Galata Kulesinin dibindeki Okçumusa İlköğretim Okulu’nda da Resim öğretmenliği yapıyordum. Bir yandan da üniversiteye nasıl geçebilirim, düşüncesiyle, gerek Mimar Sinan’daki hocalarımın, gerekse de Atatürk Eğitim Fakültesi’ndeki hocalarımın destek ve teşvikleriyle üniversitelerin Güzel Sanatlarla ilgili bölümlerine başvuruyordum. Kolay değildi elbet, Milli Eğitim’ten birden üniversiteye geçmek.

Kısmet oldu, davet Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden geldi. Gittim o dönem rektör hocamız Prof. Dr. Engin Ataç’la konuştum. Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı Prof. Mehmet Erem’di, onunla temasa geçtim. Bu arada Sanat Çevresi Dergisi’nde yazılarım ve röportajlarım çıkıyor, doktora derslerine devam ediyor, maişetimi kazanmak için de Okçumusa ilköğretim Okulu’ndaki öğretmenliğime devam ediyordum.

Muvafakat alınarak Milli Eğitim’den YÖK kanalıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne atandım. Evim barkım İstanbul’daydı. Evliydim ve bir oğlum vardı. Yine yollara düşecek ve ilk tayin yerim olan Zonguldak Çaycuma’ya gittiğim gibi, bu sefer de Eskişehir’e trenlerle 6-7 yıla yakın bir zaman gidip gelecektim. Daha sonra Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ve oradan da mezun olduğum okul Marmara Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü’ne geçecektim..

1992 yılında başlayan öğretmenlik otuz yıla yakın bir zamandır üniversite boyutunda devam ediyor. Allah ömür ve sağlık versin, yetmiş yaşına kadar da devam edecek..

Mehmet Erem hoca ben göreve başladıktan kısa süre sonra emekli oldu. Onun yerine Prof. Atilla Atar hocamız dekanlık görevini devraldı. Kendisiyle uyum içinde çalıştık. Bütün hocalara yardım etmeyi sever, herkesle iyi diyalog içinde olurdu Atilla hoca. İki dönem birlikte çalışmayı sürdürdük. O dönem içinde çeşitli yazılar da yazdım. Okulun teorik derslerini yüklenerek, öğrencilerimle de uyumlu bir iletişim içinde oldum.

İki-üç gün kalıp, tekrar İstanbul’a dönüyor, hayatımın yarısı trenlerde geçiyor; yaz kış, kar yağmur demeden İstanbul Eskişehir hattında yollara düşüyordum. Eskişehir’in buz kesmiş soğuklarını da gördüm, Porsuk Nehri’nin gün be gün güzel değişimlerine de tanıklık ettim. Prof. Yılmaz Büyükerşen hocanın başarılarını, şehri güzelleştirmesini, medenileştirmesini adım adım takip ettim.

Doç. Ekrem Kula hocamızla aynı odayı paylaşıyorduk. Bu yıllarca sürdü. Değerli bir seramik hocası olduğu kadar Ekrem hoca, aynı zamanda çalışkan, öğrencilerine ve arkadaşlarına faydalı, gayretli, değerli bir hocadır ve halen de Cam Bölümü’nün değerli hocalarından biridir. Benim de içinde yer aldığım bu afişi göndermesine çok sevinmiştim. Sağ olsun…

Keza, daha sonra Dekan olan hocamız Prof. Zehra Çobanlı hocamız da çalışkanlığı, sevecenliğiyle hepimizin takdirini kazanıyordu. Hem üretken, hem yaratıcı ve hem de herkese nasıl faydalı olurum, düşüncesinde olan Zehra hocam, hümanist ve yaratıcı tavrıyla herkes tarafından takdirle karşılanıyordu. Kendisiyle kitap çalışmaları da yapmıştık. Hoca ve sanatı hakkında ne kadar yazılsa çizilse azdır. Hala kendisi sanat konusunda değerli çalışmalar ve etkinlikler içinde bulunmaktadır. Yaptığı çalışmalar her türlü takdirin üstündedir.

Her okula gittiğimde oturup konuştuğumuz entellektüel tavrıyla ve insanlığıyla saygı uyandıran değerli hocam Prof. Hayri Esmer de yine gerek sanatı ve gerekse de hocalığıyla önemli bir kimliktir. Onunla da kültür sanat konularında enine boyuna konuşurduk. Yine, Prof. Rıdvan Coşkun’la, Prof. Abdullah Demir hocamla, Prof. Zeliha Akçaoğlu hocamız ve değerli arkadaşlarla birlikte uyumlu, güzel, paylaşımcı günlerimiz geçti.

Yıllar çabuk geçti. Nice günler geceler, zamanlar tükendi. Hep sanat, eğitim ve dostluk ve arkadaşlıklarla… Kısacası, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, hoca, çalışanları, öğrencileri ve bütün personeliyle büyük bir aile olarak sanat eğitimi yolculuğuna devam ediyor…

Bir Cevap Yazın