Hüzünlü Bir Yağmur Çiseliyor

Serdost Gökbük

Dışarda yağmur yağıyor bardaktan boşanırcasına. Sonra çiseleyen bir yağmura dönüşüyor. Apartmanların kapattığı gökyüzünden doğru düzgün bulutları algılamak da mümkün olmuyor. Zaten kimsenin bulutlara, gökyüzüne baktığı yok. Tek tük insanlar, kaldırımlarda hızlı adımlarla yürürken, dertleri kederleri bir an önce bu pandemi zamanlarında evlerine ulaşmak oluyor.

Sokaklar tenha. Birkaç yaşlı görünüyor, niye çıktılarsa dışarıya.. Birinin elinde baston, kadın daha yaşlıca gibi ama dinç erkeğe oranla.. Erkek, belki ameliyat geçirdi ve bu yüzden, sanki ayağını sürterek ve yere bakarak yürüyor, kafasında melon bir şapka var gri.. Kargalar uçuyor, martılar pike yapıyor, türlü ağaçlar var kaldırım taşlarında boy vermiş, apartman bahçelerinde sonra.. Ihlamurdan, at kestanesine, çam ağaçlarına kadar.. Bu çam ağaçları bir tuhaf ve daha küçük oluyorlar. Oysa mezarlıklarda, Karacaahmet’te mesela, var olan ordaki çamlar ne kadar değişik. Ölülerden mi kaynaklanıyor onların ihtişamlı yalnızlığı veya korkuyu da, ölüm korkusunu da içselleştirmiş duruşları?. Sanki bu apartmanların yanında bitmiş veya dikilmiş çamların daha cıvıltılı bir halleri, rüzgarla esneyen yaşam dolu tavırları ve güneş altında ortaya bir başka havada çıkmış yeşilin birçok tonunu barındıran görünümleri var.

Caddeler daha çok araba dolu. Otobüsler de var. Onlar da insan taşıyor, kısıtlamalardan dolayı doluluk oranı baya baya düşmüş. Motor kullananlar, lüks araçlarıyla trafikte arzı endam edenlerden de geçilmiyor. Bunlar yasakların trafik polisi çevirdiğinde para cezasına dönüşeceğini bilmiyorlar mı acaba?

Ara sokaklar boş gibi.. Motokuryelerin biri gidiyor biri geliyor. Kargaların da öyle.. Martılar daha tepeden süzüyor bütün olup bitenleri.. Parklar da boş olduğu içiin parklarda yaşamaya çalışan kedilerin, kuşların ne yaptığını merak edenler onlara yiyecek götürüyorlar.

Yağmurdan kaçanlar var. Bir iki tane uyduruk çöp arabası bulmuş dilenci kadın, köşe başında durmuş para dileniyor. Sonra zaman zaman gençleri de böyle görmek mümkün. Uyduruktan çöp taşıyıcısı, çek çek bulmuşlar, insanların önüne geçip geçip; “Allah rızası için su parası..” diyorlar çoğunlukla.. Kimsenin aldırdığı yok.

Bu pandemi zamanlarında evlere sadece sıradan insanlar değil, aynı zamanda ünlü ünsüz yazarlar ve ressamlar da tıkıldı. Zaten onlar tıkılmaktan hoşlanan insanlardı. Çoğu zamanları ev içlerinde geçiyor, yine çoğu sıradan insanların durmaksızın bir açıp bir daha kapamadıkları televizyonlar gibi, televizyon da izlemiyorlar, gerekli olduğu zaman internetten ne izleyecek, takip edeceklerse onu takip ediyorlardı. Hayatlarını tek başına sürdüren insanların birçoğu, bu pandemi zamanlarında en çok başka insanlara ihtiyaç hisseder olmuşlardı ve bunların ünlü olanları, popüler gazetelerin magazin eklerine verdikleri demeç ve röportajlarında bunları açık yüreklilikle söylemişlerdi zaten.

Beklenti ve umutla yaşayan insanlar vardı. Bunları umursamayan insanlar vardı. Hırs gözlerini bürümüş, kalbini katılaştırmış insanlar vardı ve son model arabalarıyla caka satan insanlar vardı; oysa çoğu insan otobüs duraklarında ve yağmur altında saatlerce evine gitmek için bekliyordu ve uzun kuyrukları oluşturuyorlardı. Gençler vardı baba paralarıyla aldıkları arabalarıyla Bağdat Caddesi’nde hava atıyorlar veya kullandıkları son model motorlarıyla böğüre böğüre sahil yollarında caka satıyorlardı. Güneşli havalarda sahil parkları tepeleme bu züppe genç insanlarla doluyor. Kızlar erkekler birbirlerine hava atmak için türlü artistik numaralar yapıyorlardı. Çimenlere yayılıyorlar, yiyorlar, içiyorlar, gezip tozuyorlar ve yan gözle çaktırmadan birbirlerine bakıyorlar, sonra denize, adalara doğru bakar gibi yapıyorlar ve başkaları da duysun diye, dinledikleri ortak kültürlerinin yansıtıcısı müziklerini sonuna kadar açıyorlardı.. Çimenler dip dibe bu gençlerle doluyor, yasakların başlama saatine kadar çimenlerde yan gelip yatıyor, telefonlarıyla konuşuyor, oynuyor, oyalanıyor ve birbirleriyle hep konuşuyor veya konuşuyor gibi yapıyorlardı…

Dışarda yağmur çiseliyor. Mahallenin kedileri apartmanların bir köşesinde veya arabaların altında, motora yakın yerde sinmiş bekliyorlar. Kargaların ve martıların sesleri artık çıkmıyor. Bir iki köpek var ama, onlar da kasabın kuytusundan sabahtan beri başlarını kaldırmadılar, ağır ve ıslak tüyleriyle boylu boyunca yatıyorlar da yatıyorlar.. Gökyüzü gri, bulutlar topak topak. Koyu gri apartmanlarla uyum içinde herşey.. Ağaçların renkleri bile soluyor yağmurda. Küs bir atmosfer çöküyor herşeyin üzerine..

Hüzünlü bir yağmur çiseliyor bütün bu grilik üstüne…

Bir Cevap Yazın