İHSAN IŞIK İLE KADIKÖY’DE BİR CUMARTESİ

Nusret Karaca

……

Bir süre önceydi. İhsan Işık’a “Türkiye Yazarlar, Şairler Ansiklopedisi” ve internetteki BİYOGRAFYA “Türkiye Ünlüleri İnternet Ansiklopedisi’ndeki bilgilerimin güncellenmesi, yeni kitap ve etkinliklerimin de yer alması için bir e-posta göndermiştim. Her zaman olduğu gibi zarif ve olumlu ifadeleriyle geri dönüşler aldım kendisinden. Daha sonra da “Bir ara görüşelim..” notu geldi. Ancak bu kadar kısa bir sürede bir araya gelebileceğimizi düşünmemiştim. Notun iletilmesinden yalnızca 2 gün sonra…

15/12/2018 Cumartesi…Telefonum çalıyor. Arayan İhsan Işık.

“Kadıköy’deyim Nusret Karaca.14.00 gibi sahile yakın bir yerde olacağım, müsaitsen gel. Şair bir kaç arkadaşla toplanacağız.”

“Çok isterim. Gelebilirsem.” diye karşılık veriyorum davetine.

Bir kaç dakika sonra telefonuma bir mesaj. Bulunacağı mekan. Ve ben dayanamayıp bu nazik davet için yola çıkıyorum.14.00 gibi Reşitefendi sokakta Mücahit Dabakoğlu‘nun bürosundayım

Dabakoğlu Turizmci. Ancak bir eğitimci,

şair, yazar…

Alçakgönüllü.”Kendime göre..”diye kısa kesiyor şair kimliği üzerine yorumumu.

İhsan Işık gelene kadar eğitim, edebiyat,

eğitim, edebiyat ve de hayata dair söyleşiyoruz. Sonra İhsan Işık geliyor.

Yanında Beşiktaş’tan şair Sabri Galip Nakipler. Beni yine besleyen dakikalar…

Birlikte beslendiğimiz yeni konular…

zaman su gibi…

Ben bir yandan belleğime kaydediyorum bazı söz ve cümleleri…bir kaç tane de olsa yazmak, paylaşmak, edebiyat tarihine İhsan Işık’tan bir fotoğraf ve birkaç satır yazı bırakmak…Daha önce Gazete Kadıköy‘de “Kuğulu Parktaki Kuşlardan Biri” adlı şiir kitabının tanıtımını yapmış,

Moda’da ki imza günleri’nden  birine katılmıştım.

Sair, Yazar, Gazeteci, Yazar, Filolog, Bürokrat, Başbakanlık eski danışmanlarından, Çocuk Esirgeme Kurumu eski başkanları’ndan

Diyarbakırlı, Mayıs 1952 doğumlu. Ciklet satıcılığı, garsonluk, otel ve matbaa işçiliği’nden bir çok farklı işten tutun gazetelerde köşe yazarlığından bugünlere…Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Çok sayıda esere imza atmış. En çok “Ansiklopedileri” ile biliniyor.

İşte Kadıköy’de kısa bir zaman diliminde İhsan Işık’tan…

-Şiir de Nazım Hikmet okudum önce. Babamın kitapları arasındaydı. Sonra Necip Fazıl Şiirleriyle…Cemal Süreya ve diğerleri geldi sonra. Nazım ve Necip Fazıl ..ikisi de bu ülkenin şairi. Farklılıklar olacak.

-Bir arkadaşa halk ozanı olduğunu söyleyen biri çok sayıda şiir getirmiş.1000 kadar. “Bir o kadar daha var.”demiş. Arkadaş birazını okumuş ve iade etmiş. Yani önemli olan sayı değil. Nitelik, içerik. Bazen bir söz bir dize çok şey anlatır. Bana hitap etmeli, benim yüreğime dokunmalı şiir.

-Şiir toplantıları yapılıyor. Bir çok kişi kendi şiiri dinlensin istiyor, okunanların ise çoğunu dinlemiyor.

-Dost ahbap ilişkisi de bazen kitap için belirleyici oluyor. Hatta bazen kitap çıkmadan övgüler başlıyor. Tanıdıkların her biri bir kaç farklı yerde olumlu yorumlar yaptıysa tamam. Ancak bu, gerçek şiir ve şairin ortaya çıkmasına engel oluyor.

-Gençlerimiz tablet, bilgisayar, telefon başında sosyal.. sanal alemde. Çoğu yalnız, mutsuz, umutsuz.

-İngiltere’de ( Oxford ta sanırım) bu sosyal medya bağımlılığı ve bunun olumsuz sonuçlarıyla ilgili bir bölüm bile açıldığını duydum.

-Bana Ansiklopediler ve Biyografya çalışmalarımla ilgili bilgiler geliyor yazar ve şairlerden, bilim insanları’ndan. Ancak çoğu eksik bilgi. Doğum tarihi, kitaplarının konuları, yayın tarihleri gibi bir çok eksiklikler var…Kitapların adları var da, deneme mi? ,şiir mi? ,roman mı?, Hikaye mi?….Belirteceksin.

-Herkes eskiden çok şeyimiz yoktu ancak mutluyduk diyor. Evet. Benim annem dışarda çalışmıyordu, ev kadınıydı. Şimdi düşünüyorum. Ben ve kardeşlerim ne yapardık tersi olsaydı. O ortam da biz sevginin sıcaklığını aldık, bazı duyguları. Bu bir kazanç. Simdi şartlar değişik. Anne baba çalışıyor, bu duyguların yaşanması için aile ortamı önemli Mücahid Dabakoğlu’nun da değindiği gibi. Birey olmak evet, ancak bu aile ortamından uzak anlamda değil .Yorgun gelen anne baba, teknoloji’nin yeni getirdikleri ile ilgilenen çocukla ilgilenmezse, sessizlik, dinlenme olsun düşüncesiyle bir arada bulunup aile ortamı oluşmuyorsa ve çocukların, gençlerin çoğu böyle yetişirse…

-Sadece şiirle de yetinmemeli insan, başka şeyler de yazmalı. Deneme, öykü vs

Aziz Nesin ‘in sözü sanırım.”Ülkede her beş kişiden altısı şair.

-Seninle buluştuğumuza sevindim Nusret Karaca umarım daha sık karşılaşırız.

…….

Evet! Arada Mücahid Dabakoğlu, Sabri Galip Nakipler ve benim de katıldığım bu sohbet aslında kendiliğinden bir edebiyat toplantısına dönüştü. Güzel olan da buydu. İhsan Işık koltuktan kalkmadan izin isteyerek bir kare de fotoğrafını  çektim yazıma ek olur diye.

Sonra oradan ayrılıp Bahariye’ye doğru yola koyuldum. Halk Eğitim Merkezi‘nde bir bardak çay içerken bu yazının içeriğini düşündüm.

Bugün 06 Mayıs 2021

Kısa ya da uzun hiç önemli değil, yaşanmışlıklar ve “an” lar önemli.

Notlarımı toparlayıp bu yazıyı kaleme aldım. Başka bir fotoğrafı ile, kitaplarından bir kaçının kapaklarını da  bu yazıya ekleyerek epeydir aklımda olanı gerçekleştirmenin huzuru ile rahatladım.

Bizde böyle…

Bir işe başladın mı eninde sonunda bitireceksin…

Yazmak böyle bir şey!

Bir Cevap Yazın