Edebiyatta ve Sanatta Temel İzlek

Ümit Gezgin

Sanatın kendine özgü doneleri vardır. Her sanatçı o döneleri yerine getirirken kendi gerçekliğini yeniden kurar. Ressam, malzeme olmadan, en başta kağıt ve kalem resmi gerçekleştiremez. Keza, edebiyatçı; şair veya öykücü de, kağıda, kaleme veya daktilo/bilgisayara muhtaçtır. En başında bir dil’e.. Dil olmadan edebiyatın olabilmesine imkan yoktur. Ama kelimeler olmadan resim, görsel sanatlar olmuştur.

Mağara döneminden günümüze kadar var olagelmiş olan resim ve heykel, görselliğin malzeme aracılığıyla kendini ifade etmesi, ifade ettiği oranda da insan duygu ve düşüncelerini gerçekleştirmesi neticesinde oluşmuş, olgunlaşmış, sonunda da yazının icat edilmesini doğurmuştur.

Yani, görsel sanatlar yazıdan binlerce yıl önce ifadenin, duyguların ve düşüncelerin aracılığını meydana getirmiştir.

Herkes Yazar veya Ressam Olabilir mi?

Herkes yazabilir veya resim çizebilir. Ama yazar veya ressam olabilmesi sadece yazıyor olması veya resim çiziyor olmasıyla sınırlı değildir. Bir kişinin gazetecilik düzeyinde yazı yazabilmesi bile yıllarca o uğraşın içinde olmasını gerektirdiği gibi, aynı şekilde edebiyatçı olabilmesi, şiir yazabilmesi veya öykü, roman kurgulayabilmesi için de uzun uğraşların içinde bulunması gerekmektedir. Ayrıca şair olmak veya edebiyatçı olmak sadece yazmak, hatta o alanlarda yazmakla da ilgili değildir. Bir özgünlük düzeyine ulaşması gerekmektedir insanın. O özgünlük düzeyi de yine yazmayla sınırlı değildir.

Keza, ressam için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Herkes resim yapabilir ama, ressam olanlar yine bazılarıdır. O da yine özgünlüğü, farklılığı gerektirir. O özgünlük ve farklılığı yakalamış, geliştirmiş insanlar ressam olarak düşünülebilirler. Bunun bir yolu elbet çalışmak ve üretmektir. Ama bununla sınırlı değildir bu durum. Kişinin yaratılışındaki kumaşın da yine ressam veya yazar/edebiyatçı olmasına müsait olması gerekmektedir.

Edebiyatta da, görsel sanatlarda da temel yapı, kişinin o alana yönelmesi ve o alanda ciddi çalışmalar gerçekleştirmesi, giderek o alana kendini adamasıyla ilgili, o alanı yaşamının temel taşı yapmasıyla direkt bağlantılıdır. Yoksa ucundan tutularak gerçekleştirilecek olan sanatsal uğraşlar ancak kısa günün hevesi olarak kalacak ve gerçek bir sanat uğraşısına dönüşmeyecektir…

Bir Cevap Yazın