Orhan Pamuk Romancılığı ve Veba Geceleri

Mehmet Zeki

Türkiye’de romanın macerası Tanzimat dönemine kadar uzanır. Romancı toplum ve birey analizcisi olarak, o tarihten başlayarak kendi yaşadığı toplumu derinlemesine anlamaya ve çözümlemeye çalışmış, yeri gelmiş yol göstermiş ve kendi toplumuna ışık olmuştur.

Bütün büyük romancıların, bakıldığında medeniyet havzalarında yetiştiği ortaya çıkmaktadır. Geri kalmış, köksüz bir tarih atlası içinde romancı yetişmemiştir. Osmanlı geçmişine sahip bir toplumun da elbet büyük romancıları olacaktır. Nitekim bakıldığında; Ahmet Mithat Efendi’den, Hüseyin Rahmi Gürpınar’a, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan, Halit Ziya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kemal Tahir, Reşat Nuri Güntekin’e, Orhan Kemal ve Yaşar Kemal‘e kadar Türk romancıları ele aldıkları konular itibariyle yaşadıkları toplumu ve bireyi derinlemesine analiz etmişler ve toplum gelişmesine de büyük katkılar sağlamışlardır.

Orhan Pamuk’u, bir dönem köy romanına saplanmış Türk edebiyatını kent romanıyla taçlandırarak kurtarması itibariyle en başında önemli bir romancı kimlik olarak algılamak lazım. İster otobiyografik ister toplumsal veya bireysel anlatım veya tarihi olaylar penceresinden olsun; Orhan Pamuk bir kent romancısı olarak, köy romanından Türk edebiyatını uzaklaştırmıştır.

Veba Geceleri Romanı

Diğer romanlarından farklı bir roman mıdır Veba Geceleri? Değildir bana göre.. Beyaz Kale, Benim Adım Kırmızı vb. gibi ‘Tarihi Roman’ konsepti içinde, kurgusal/hayali bir roman kimliğine sahiptir Veba Geceleri.. Öyküsü hayali Minger Adası’nda geçer ve salgın merkezinde; toplum, birey, devlet, tarih ve aşkı, hem sorgular, hem de ironik dil yapısı üzerinden içten içe, alttan altta, biraz Hüseyin Rahmi humoruna benzer ti’ye almalarla devam eder. Aslında Pamuk romancılığının temelini oluşturur bir ironi.. Bütün romanlarında bir ironi vardır. Bu ironi ele aldığı konunun komikliğinden tutun da, gerçekten toplum, birey ve tarihi ciddiye almamasıyla da orantılı bir akıl oyunu şeklinde ortaya çıkar.

Orhan Pamuk, romanı, romancılığını, giderek aslında edebiyatı da ciddiye almıyor içyapısına sahip görünmekten hoşlanıyor. Onun için kurmaca, büyük anlamda sanki edebiyatın kendisi de bir oyundur. Kendi zekası ve yetenekleriyle ilgili bir yazarlık oyunudur bu ve bundan tuhaf bir zevk de almaktadır yazar. Onun yazarlığı Sait Faik‘in yazarlığı gibi bir tutku yazarlığı değildir. Olsa olsa kendisini büyük bir aynada görmenin verdiği tuhaflığın, anlatıyla ortaya çıkan hazzın dayanılmazlığının yansıması ve kendisini mutlu etmesi sonucu var olan bir şeydir.

Orhan Pamuk ancak roman yazarak mutlu olabilen bir yazardır. Bu yönüyle de her ne olursa olsun, bir kentin romancısı ve Türkiye’nin dünya çapında yazarıdır…

Bir Cevap Yazın