ArtContact ve Contemporary İstanbul’u Hüsranla Dolaştım…

Bülent Çalı

Sanat fuarlarının her zaman için faydalı olduğunu düşünmüşümdür. Mühendislik eğitimi almama rağmen, kendimin kitap kurdu olduğunu, yurtdışı deneyim ve yaşamalarımın da, özellikle sanat fuarlarını, ondan öte müzeleri gezme tutkum neticesinde de bayağı bir kültür edindiğimi, söyleyebilirim.

Sadece görsel, plastik sanatlarına karşı değil ilgim, edebiyattan, sinemaya ve tiyatro ve diğer kültür alanlarına karşı da geniş bir ilgim ve alakam var. Dünyadaki sanat birikiminin, özellikle gelişmiş ülkelerde bayağı ileri düzeyde olduğunu, söylemek lazım. Onlarda, özellikle Batı Avrupa, buna son zamanlarda Çin de eklenmeye başladı.. Uzakdoğu ülkesi Japonya, zaten sanat konusunda, müzecilik ve fuarlar konusunda, sanatın desteklenmesi konusunda tartışmasız bir önderliğe sahip.

Bizim, birbiri peşi sıra açılan bu iki fuar düşünüldüğünde, aslında her ikisi de ‘Çağdaş’ nitelemesine sığınıyorlarsa da, doğrusu benim gördüğüm dünya fuarları ve özellikle müzeleri konusunda, buralara katılan yabancı sanatçıları dışta tutacak olursam, bizimkilerin yaptıklarının çok geri planda ve taklit kaldıklarını söyleyebilirim.

Tek tek isim vermek belki doğru olmayacaktır ama, çağdaş, güzel, yaratıcılık kokan Türk sanatçıların çalışmalarına baktığımda, bunların dünyanın başka yerlerindeki eserlerin kötü taklitleri olduğunu, çağdaş bir düzlemde de eser üretilmediğini gördüm. Üzüldüm tabi..

ArtContact’taki ‘Çağdaşlık’

İsmini çağdaş koydunuz diye, ne fuar, ne de eserler çağdaş olabilir. Artcontact bunlardan biri.. Çağdaşlıkla alakası yok, ama adı çağdaş diye çağdaş fuar olunacağını sanıyorlar. Baya klasik tablolar var, eserler üretilmiş, taklitler alabildiğine.. Çağdaşlık söz konusunu değil. Zaten bir pazar görünümünde. Belli bir estetiği, nizamiliği yok. Alt alta, üst üste.. Düzenlemeler de öyle.. Halk için bir fuar organize edilmiş gibi, yeri, uzaklığı düşünüldüğünde.. Ama halka da hitap etmiyor.. Nasıl bir mantıksa..

Sonuç olarak yaptık oldu, kabilinden bir fuar görünümüyle karşı karşıya kaldım. O yığın yığınlıktan ve insansızlıktan yoruldum ve bir an önce terketmek zorunda kaldım…

Contemporary İstanbul

Havalı, cakalı, sosyetik.. Halktan uzak, cool bir yapıda.. Kendisini de öyle takdim ediyor.. Birinci sınıf bir fuarcılık gibi.. Ama dünyadaki örneklerine bakıldığında, onların çok gerisinde.. Büyük sermayeyi de yanına aldığı halde, işi sadece pazar mantığıyla kurguladığı belli. Cavcavlı, ama nitelikle kıyaslandığında, Artcontact’ın ilersinde olmakla birlikte, dünya çağdaşlığının gerisinde.. Sonra bu fuar da tam takır kuru bakırdı.

Bütün o ışıklara, ışıklandırılmış sanat eserlerine ve aslında çoğu tasarım olan nesneye bakarken, fiyatlarının dudak uçuklatacak noktalarda olduğunu da görünce.. Bizde yoksulluk, fakirlik fukaralık edebiyatta herhalde.. Bunları alan insanlarımız var ve bunlardan da anlayan kültürel düzey bulunuyorsa ne mutlu, diye düşündüm.. Aslında bunların bir sanal hikaye ve realiteden uzak şeyler olduğunu, gösterişlilik gerisinde bir dayanağı olmadığını da biliyordum.

Maalesef böyle olunca da ne sanat gelişiyordu, ne de kültür.. sanatçı da havanda su dövüyordu.. İki fuarın da reklama, etikete, jelatine yaslanmış, gerçeklikten, hele Türkiye gerçeğinden uzak yapısı, doğrusu güleyim mi ağlayım mı duruma düşürdü beni…

Bir Cevap Yazın