Öykü: Yürümek

Mengü Bayındır

Evden çıktığımda hava aydınlık ve sıcaktı. Tek tük insanlar geliyordu tozlu yolun aşağısından. Yaşlılar evlerde, bahçelerine pencerelerinden bakarak günlerini dolduruyorlardı. Daha çok kayın ağaçları, ıhlamur ağaçları, kestane ağaçları yol kenarlarında, bahçe içlerinde güzelliği tamamlayan bir unsurdu.

Aşağıya, köye doğru, sahil tarafından, denizi de görerek yürümek istiyordum. Yol kenarından, toza toprağa bulanarak geçen arabalar yüzünden adım adım yürürken, bir yandan da gözlerimi güneşten korumaya çalışıyordum. Çukurlar vardı bozuk asfaltta, yamalar vardı. Durmadan geçen motorsikletler, kamyonetler vardı. Şoförler gözleri bir noktaya dikilmiş, gaza bastıkça basıyorlardı.

Güneş kavuruyordu. Tek tük de bulut vardı, şekilsiz, buluta benzemeyen bulutlar, sanki sabit duruyor gibiydi mavilikte. Birkaç martı sessizce süzülüyordu gökyüzünde. Deniz, ilerde görülen puslu ada ve daha da gerisindeki kara parçası bir görülüyor, bir kayboluyordu. İçimde bir sevinç bir sevinç, herhalde yaşama sevinciydi, sağlıklı olmanın mutluluğu, şükretmenin huzuru vardı. Ağaçlar göğe yükselmiş, her türden çiçek ve güller ağaçlarla bütünleşmiş, yol kenarındaki bahçeli evlerin bahçesinde domates, biber ve patlıcan yetiştirilmiş, velhasıl her taraf güzelliklerle ve hoş kokularla dolu insana gülümsüyordu…

Hayata iyi, güzel tarafından bakıldığında insanın daha mutlu ve huzurlu olacağını, düşünüyorum. Uzmanlar da böyle söylüyor. Hayata olumlu tarafından bakın. Ben de bakıyorum.. Deniz, mavi bir güzellik olarak uzanıyor önümde, gökyüzü ufukta denizle bütünleşiyor ve yekpare bir bütünlüğe kavuşuyor.

Aşağıya doğru yürüyorum. Yürüdükçe ruhumun açıldığını ve daha da huzur dolduğumu hissediyorum. Yürümenin huzur ve mutluluk verdiğini, bilirdim ama, bunun gerçekten, özellikle bu güzel ve bol güneşli havada olması başka bir boyut katıyor insan mutluluğuna..

Karşı karşıya geldiğim insanlara selam veriyorum, “merhaba” diyorum. Çoğu, cevap vermiyor, ama, umursamıyorum. Önemli olan tek taraflı bile olsa, insanlara mutluluk mesajı vermek. Gülmek de bu mutluluk mesajlarından biri. Sahile doğru indiğimde, deniz kenarında çocukların kumlarda top oynadıklarını gördüm. Koşturup duruyorlardı.. bazen top denize kaçıyor, dalgalar bir çırpıda sahile getiriyor, hemen kaldıkları yerden oyuna devam ediyorlardı. Çocuklar, başka dünyaların küçük insanları olarak o kadar mutlu ve huzur içinde yaşıyorlar ve etraflarına, yaşamanın güzel anlamını neşeleriyle gösteriyorlardı ki.. Mutluluğu çocuklardan öğrenmek gerekiyordu…

Yine sahilde, kumların üzerinde oturan, denize bakan, kendi aralarında neşeli neşeli konuşan insanlar vardı ve yine karşılarında bulunan adaya bakıyorlar, adadan da tatlı bir rüzgar esiyordu. Zaman zaman da arabalı vapurlar geçiyordu büyük ve kunt gövdeleriyle.. Dalgalar dalgalar, sahile vuran dalgalarla oynaşan çocuklar, gençler neşeli çığlıklar atıyorlar..

Yürüyorum, köye doğru yürüyorum sahilden.. Bir iki küçük balıkçı teknesi dalgalara bata çıka gidiyor ilerdeki adaya doğru. Martılar var kayıkların ardından koşturan. Sahile yakın küçük parkın içine yan gelip yatmış her yaştan insanlar var. Koyu sohbetlere dalmışlar. Durmadan konuşuyorlar ve konuşmadan da zevk aldıkları belli.

Yürüyorum. Köye doğru yürüyorum. Çevremde insanları, ağaçları, denizi, gökyüzünü, bulutları, adaları, sahilde oynayan, oturan, koşuşturan çoluğu çocuğu görerek yürüyorum. Yürümenin mutluluk getirdiğini bilerek, yürüyorum…

Bir Cevap Yazın