Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Şıpsevdi” Romanı Hakkında…

Ümit Gezgin

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Şıpsevdi” romanı da, diğer birçok romanı gibi kült romanlardan biridir. Türk edebiyatının yüz akı bu yazarımız, seksen yaşına kadar, sanat ve edebiyat konusunda hep nitelikli yazılara, romanlara, öykü ve tiyatro eserlerine imza atmıştır.

Türk edebiyatı yüz elli yıllık tarihi boyunca, Tanzimat’tan günümüze değişik evrelerden geçerek gelmiş, her dönem kendi büyük yazarlarını da yetiştirmiştir. Bağımsızlar grubu içinde yer alan, hiçbir akım ve anlayışa girmeyen, kendi özgür alanını sonuna kadar koruyarak, özgün bir üslup geliştiren ve Türk toplumunun bütün kesimlerini gerçekçi bir gözlemle dile getiren Hüseyin Rahmi, adeta kendi alanında tek yıldız olarak varlık kazanmıştır. O, Sait Faik gibi, Salah Birsel, Yahya Kemal gibi, Ahmet Hamdi Tanpınar ve hatta Orhan Pamuk gibi, kendi alanının tek ve önde gelen yazarları kategorisi içinde yer almıştır. Bakınız, 1864’de doğan, 1944’de vefat eden yazarımız, eserleriyle hala canlılığını koruyor, yine üstadı, onu yetiştiren ve teşvik eden Ahmet Mithat Efendi gibi, (elbet Ahmet Rasim‘i de unutmamak lazım..), halkın aydınlanması, gelişmesi, medeni vasfını çoğaltması için elinden geleni yapmıştır. Yapmıştır yapmasına da, onu yine sıradan vatandaşlar değil, okumuş yazmış, memur, öğrenci ve aydın kesimi okumuş ve hala okumakta, hayret etmekte ve takdir etmektedir.

ŞIPSEVDİ DERİNLİKLİ BİR ROMAN

Şıpsevdi birçok romanı gibi, popüler ve yüzeysel bir konu çerçevesinde, derinlikli ve kuşatıcı, kalıcı ve öğretici olan; en önemlisi Hüseyin Rahmi’nin, ‘yüksek felsefesi’ denilen, eğitimi ve öğretime de kucak açmış, derinlemesine, insan, mekan, çevre ve karakterler üzerinde iyi şekilde bunu işlemiş, anlatmış bir romandır.

Öğretici öğretici olmasına.. Hem de derinlemesine ve genç yazarlara olduğu kadar, usta yazarlara da yol gösterici bir vasfı vardır. Nasıl Sait Faik, Salah Birsel dönüp dönüp okunması gereken yazarlarsa, keza Hüseyin Rahmi de başucu yazarlardan biri olmak durumundadır, edebiyatı ve yazarlığı ciddiye alan yazarlar için…

Zaten, Şıpsevdi için üstad şunları söyler: “Bu eser alafrangayı aşağılamaya değil aksine onu yanlış anlaşılmaktan kurtarmaya hizmet edecektir. Daha doğrusu bu roman herhangi bir amaca hizmetten çok halkı güldürmek için yazılmıştır. (…) Meftun, Frenk hayranlığı hastalığına tutulmuş bir deli midir: Hayır. Göreceğiz ki o da değil. Bazı sınırlı zamanlarda akıllılık anları görülmesine bakılırsa seyrek nöbetli sıtma gibi aklı gelir gider takımından olması pek mümkündür..”

Yazar, aslında bu açıklamasında mütevazi davranıyor. Dönemi için ne kadar derinlikli olduğunun romanının ve geleceğe de ışık saçacağının aslında farkında. Bakın, yüz yıldan fazla bir zaman önce yazılmış olan bu roman, hala birçok değer, anane değiştiği ve ne mekan, ne insan ve kültür kalmadığı halde, canlılığını, yaratıcı ve kuşatıcı gerçekliğini, aydınlatıcı ve ışık saçıcı vasfını korumaya devam ediyor..

Yine bu roman vasıtasıyla kaybolan değerler, eşyalar ve zaman, giderek mekanlar da karşımıza çıkmakta ve Ayfer Tunç‘un 70’lerin kaybolan değerlerini anlatan; “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” anlatısında olduğu gibi; birçok şey sayfalarda bize hüzün ve yalnızlık, kaybolmuş değerler ıssızlığı yaşatmaktadır.. Mesela; ‘takatuka’ (odanın ortasına konulan ve uzun tütün çubuklarının külü silkilen çanak), ‘guguruklu’ (Osmanlı kadınlarının saçlarını tepede toplayarak yaptıkları yüksekçe topuz), ‘payapay’ (adım adım), ‘fisebilillah’ (Allah rızası için, karşılık beklemeksizin) vb.. Böyle yüzlerce sözcük, deyim, anlatım, atasözü ve yorum.. Şıpsevdi romanında ve diğer romanlarında arz-ı endam eylemektedir…

Sonuç olarak Türkçede böylesi büyük, güçlü ve özgün yazarların varlığını koruması çok önemlidir. İş Bankası Yayınları’nı da kutlamak gerekmektedir. Gönül istiyor ki, bu yazarlarımızın bütün kitapları ayrım gözetmeksizin tekrar yayınlansın…

Bir Cevap Yazın