Nurullah Berk ve Resmin Algılanışı

Fatih Çamlık

Nurullah Berk’in Türk resmi içinde kendine özgü bir çizgisi vardır. Türk resmi, yarı empresyonist bir kimlik içinde gelişimini tamamlarken, o geometrik, kübist bir yapı içinde kendi sanatını örgüler. Bu yönüyle bakıldığında Türk resminin klasik gelişimi içinde ve Batı resmi boyutlarında kendine özgü bir çizgisi, tavrı ve entellektüel bir karşı çıkışı vardır.

Evet, entellektüel bir karşı çıkış, çünkü diğer ressamların aksine o, resmin aynı zamanda düşünsel, yani  fikri bir mücadele alanı olduğunu, düşünmektedir. Bir  Türk resminin kurulmasının sadece çala fırça olmayacağını, Batı’daki eserlerin taklidinin de Türk resmini inşa etmede yeterli bulunmayacağını çok iyi bilmektedir.

Gerek Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’ni ve d Grubu‘nu kurarken; gerekse de yazdığı yazı ve kitaplarında, çizdiği resimlerde hep düşünsel, fikri bir sanat olgusunu savunurken, aynı zamanda kendi resmini de, bu felsefi-düşünsel-estetik temeller üzerine inşa etmiştir. Duygularla değil, akılla, akılsal yargıyla ve sanat tarihinin zengin birikimiyle hareket etmeyi kendine şiar edinmiştir.

Onun için resim gelgeç heveslerin değil, toplumsal sorumluluğu da üzerinde barındıran bir akıl süzgecinin sunucudur. Ressam entellektüel olmak zorunda, okumak, araştırmak ve hatta yazmak durumundadır. Bunun için de, sanat tarihi birikiminden faydalanabilmek için dil bilmek zorundadır ressam. Dil bilmeden dünyanın kültürel ve sanatsal değerlerine ulaşmak pek mümkün olamamakta, böylece de kültürel gerilik evrensel bir resim dilinin kurulmasına engel olmaktadır.

Türk resmi gelenek ve evrensellik içindeki çizgisini ararken, kültüre, birikime, yerel ve evrensel olanın donanımına sahip olmak zorundadır. Ne yerellikten, kendi kültüründen vazgeçebilir Türk resmi, sanatı, ne de evrensel birikimden.. Bunu sentezleyebilmek için sanatçı kültürlü, dil bilen, okuyan, araştıran, yazan-çizen olmak zorundadır. Bu yönüyle de köylülük kültürü sınırlarında kalan bir sanatçı özgün olamaz ve evrensel değerler de üretemez.

NURULLAH BERK

22 Mart 1906’da İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi‘ni bitirdikten sonra, Sanayi-i Nefise Mektebi‘nde İbrahim Çallı ve Hikmet Onat‘ın öğrencisi oldu. 1924’te Fransa‘ya gitti ve Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda Ernest Laurent ile çalıştı. 1928’de öğrenimini tamamlayarak Türkiye’ ye döndü ve bir grup arkadaşıyla “Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği”‘nin kurucuları arasında yer aldı. Beş yıl sonra yeniden Paris’e giden sanatçı 1933’te Türkiye’ye döndü ve aynı yıl Abidin DinoElif NaciZeki Faik İzerCemal Tollu ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte “Türkiye’ye egemen izlenimci tutuma karşı, biçim olarak Batı’ daki çağdaş akımlara paralel kübist ve yapımcı teknik” şeklinde tarif edilen yeni bir anlayışın öncülüğünü yaptı. Berk’in önerisiyle bu grup “D Grubu” ismini aldı.

Yurt içi ve yurt dışında birçok sergi açan Berk, 1947’de Ahmet Çanaklı Ödülünü, 1966’da 28. Devlet Resim ve Heykel Sergisi birincilik ödülünü ve 1975’te DYO Ödülü Resim Yanşmasını kazandı. Berk’in son 15 yıllık çabası ise “Doğu ile Batı esprilerini kaynaştırmak, geleneksel sanat biçimlerini Batı anlaşıyla bağdaştırmak” biçiminde yorumlandı. 1953’te Suut Kemal Yetkin’le birlikte UNESCO’ya batı Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Birliği’nin Türkiye ulusal komitesini kuran Berk’in sanat tarihi, resim ve heykel sanatı konulu çok sayıda yayınlanmış yapıt vardır.

9 Ocak 1982’de İstanbul’da vefat etti. Cenazesi 13 Ocak 1982’de Heybeliada Mezarlığı’na defnedildi.

Bir Cevap Yazın