Nesnelerin Doğal Estetiği

Füsun Akmeşe

Her nesnenin kendine göre bir güzelliği, giderek de bir estetiği vardır. Evin veya herhangi bir yerin, açının, görünümün, belli bir mesafeden algılanmasıyla, yakın çekim algılanması, (görüntülenmesi), birbirinden farklıdır ve bu fark aynı zamanda resimsel, fotoğrafik bir gerçekliği de oluşturur.

Çoğu ressam ve fotoğraf sanatçısı için nesnelerin, eşyaların, günübirlik olanın ve yaşam içindeki konum alışın; estetikle, görünümle, giderek varoluşla direkt bağlantısı vardır. Bu sadece görsel alanı veya görsel alanda üretim, yaratımlarını sürdüren sanatçıları değil, aynı zamanda felsefecileri de, hatta doğa, varlık, ölüm ve var oluş üzerine düşünen herkesi ilgilendirmektedir.

Bakın, yakından bakın nesnelere.. Evin sıradan veya kullanılan objelerine, hatta bir yerlerden hediyelik eşya olarak aldığımız oyuncaklara, biblolara, nesnelere bile.. yakından, aynı zamanda da belli açılardan, tanımsız görünümler oluşturacak şekilde bakın; ne göreceksiniz? En başta alışılmış dünyanın dışına çıktınız..

Alışılmış dünya, bir tür ‘körlük’ yaratan dünyadır ki, bu sıradanlaşma, zaman içinde Saramago‘nun da dediği gibi; ‘Körleşme’ durumu yaratır. İnsanlar artık hiçbir şeyin farklı olmadığını, monotonlaştığını, hatta hayatın yaşanmaz olduğunu, düşünürler.. Eskilerin dediği gibi; ‘Tebdili mekanda sıhhat vardır’ sözü bile onlar için bir anlam ifade etmez. Çünkü mekan değişikliği, başka, farklı yerlere gitmek ve gezmek bile onlar için anlamsızlaşmıştır. Çünkü yoğun bir körlük, ve giderek Egzistansiyalistlerin dediği gibi, ‘boşluk’ ve ‘anlamsızlık’ durumu yaşamaya başlamışlardır. Özellikle pandemi dönemi içinde dünyanın içine düştüğü durum da tam bu şekildedir.

Oysa nesnelerin kendine özgü felsefeleri ve estetikleri olduğu, mekanların değişik açılardan ve nesnelerin kurgulandığı, değiştirildiği ve farklı kadrajlara alındığı zamanlarda pek ala, çok güzel bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yeter ki biraz kişisel gayret gösterilsin. Anlam verilmeye çalışılsın.. Zaten aslında sanatın da yapmaya çalıştığı bu değil mi? Kişiselliği ortaya çıkarma ve herkesi sanata, yani özgüvenini kazanacağı uğraşlara, yaratıcılığa teşvik etme.. Herkesin resim yapabilme hakkı ve herkesin yine sanatçı olma durumu olması gibi..

Evet, bir zamanlar ancak bazıları, seçilmişler sanat yapabilirken, şimdi sanat halka, sokağa indi, herkese ulaştı.. Resim dahil, yazarlık, tiyatro oyunculuğu, şairlik…vb. herkes artık her şeyi yapabilir.. Andy Warholl’un ‘herkes sanatçı olacak!’ öngörüsü doğru çıktı… Yeter ki farklı açılardan görelim, dünyayı ve nesneleri…

Bir Cevap Yazın