27 Yazarın Kaleminden, ‘Yaz Öyküleri’ kitabı

Öykünün yazı kışı elbet olmaz.. Ama edebiyatçılar yazın da öykü yazarlar, diğer günler yazdıkları gibi.. Çoğu genç yazarın yazdıkları ve yaz’ı da içine alan bu öyküler derlenmiş ve ortaya çok güzel, faydalı ve kalıcı bir ‘Yaz Öyküleri’ kitabı çıkmış.

Yaz Öyküleri, “yaz mevsimi” teması etrafında yaşam ve yol bulan öyküler toplamı. Yaşam, çünkü öykülerin karakterleri her an karşımıza çıkacak denli canlı ve gerçekçi. Bazen çok sıradan bir olayın kahramanları bazen de şaşırtan ve merak uyandıran gelişmelerin kişilikleri. Okur, bir öyküden öbürüne geçerken, arkada bıraktığı öykünün bir yerinde mutlaka kendini görüyor. Yol bulan, çünkü öykülerin hepsinde bir gidiş veya geliş sözkonusu. Bu bir anne evine, deniz kenarına, ölüme, sevgiliye ya da kendi içine, içinin sessizliğine, gürültüsüne… doğru yolculuklar.

Yaz Öyküleri, yaz mevsiminin ısıttığı kadar sıcak öykülerden oluşuyor. Gerek seçilen öykücüler gerekse de öyküleri, titiz bir çalışmanın ürünü olarak çıkıyor okurun karşısına. Akıcı bir sadeliğe, ustaca kurguya ve soluksuz anlatıma sahip hepsi de. Yaz teması, fonda bir müzik eşliğinde akıp gidiyor. Okur onu sadece duyuyor uzaktan uzağa, hiçbir öyküde göze batırılmıyor. Bu da yazarların, öykü türüne fazlaca hâkim olduklarını gösteriyor.

Yaz ÖyküleriOnur Çalı’nın editörlüğünde hazırlandı. Okur, öykülerin seçim ve dizilişindeki titizliği hemen fark edecektir.

Katkıda bulunan yazarlar:

Aslı Akarsakarya, Ayça Erkol, Ayşe Başak Kaban, Ayten Kaya, Çağdaş Küçük, Defne Suman, Deniz Arslan, Derya Sönmez, Duran Emre Kanacı, Esra Özdemir Demirci, Gül İnce Beqo, Gülhan Tuba Çelik, Hakan Sipahioğlu, Hakkı İnanç, Halil Yörükoğlu, Hande Çiğdemoğlu, M. Barış Övün, Makbule Aras Eivazi, Mehmet Can Şaşmaz, Mehmet Fatih Özbey, M. Özgür Mutlu, Nalan Kiraz, Nilüfer Ataç Canbayır, Ruhşen Doğan Nar, Suzan Bilgen Özgün, Tunç Kurt, Vuslat Çamkerten.

Kitaptan:

Garson ayaklarını sürüyerek aheste aheste kafeteryaya yürümeye koyuldu. Bu mevsimde, hele ki günün bu saatinde kimsenin acele etmeye niyeti yoktu. Zaman bile ağırlaşmış neredeyse durma noktasına gelmişti. Güneşin çiğ ışığı bütün sahili kusursuz bir kristallikte sabitlemişti, boğucu, nefes aldırmayan, hiçbir şey sızdırmayan camdan bir küre. Bir kar küresi gibi ferahlatıcı değil, daha çok ışıltılı bir yaz küresi. İster bağır ister çığlık at, sesin hapsolduğu cam küreye çarpıp sonunda yine sana döner. Tam Sibel’e dönüp bir şey söyleyecekken kadının sakin sakin havlu kenarındaki pürçekleri okşadığını görünce sustu, her şeyin boşuna olduğunu hissetti bir an. Gözleri uzakta bir noktaya takılıp kaldı.

Kitabı ücretsiz olarak okumak için>>>

edebiyathaber.net

Bir Cevap Yazın