Genç Edebiyatçı: Beyza Alkoç Üzerine

Berat Balıklıkaya

Yazar olmak başlı başına bir meseleyken, genç yazar olmak herhalde daha zor bir sorunsal haline dönüşüyor. Özellikle daha yirmili yaşlarında boyundan büyük kitaplar yazmak ve bu kitapların ‘tuğla kalınlığı’nda olması.

Türk edebiyatının cılız dönemi içinde bu kadar çok genç yazarın bulunması ve bunların kitap yazıyor, yayınlıyor olması; hem yayıncılık, hem okur ve hem de yazar anlamında büyük bir kazanç olduğunu söylemenin yanında; ‘cılızlık’ olgusunun da bir şehir efsanesi olduğunu, belirtmek gerekiyor.

Bu kadar çok kitap fuarlarının düzenlenmesi. Yüzbinlerce kitabın satılması, bu kadar çok yayınevinin ve milyon dolarlık bütçelerin, yazar transferlerinin olması, bu kadar çok sanal ve reel platform bulunması ve reklamın yapılması, edebiyat dünyasının cılız veya geri, olmadı zayıf, kötürüm, gibi sıfatlarla anılmasını geçersiz kılıyor..

Ben işin bu taraflarında değil, daha çok genç yazarların, özellikle Beyza Alkoç’un yaratıcı enerjisinden; Ayşe Kulin ve Canan Tan yazarlık çizgisindeki bir yazarın, daha yirmili yaşlarda belli sayının çok üzerinde, hemen hemen her konuyu kapsayacak tarzda ve tuğla kalınlığında edebiyat kitabı, roman yazmasından bahsetmek istiyorum.

Belki yaşı geçkin, veya orta yaşlarda kitap yazmaya başlamışlar için kıskançlık kaynağı olabilir bir ergen yaşlarda genç yazarın büyük kitaplar yazması ve daha şimdiden sayılarının bu kitapların epey yekun tutması.. Bu neyi gösteriyor? Bu aynı zamanda karşımızda gerçekten yetenekli, yaratıcı, hayal gücü sınırsız bir genç yazarla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Kitaplarına da bakıldığında bu yazar, hiç de sıradan görülecek bir yazar değil. Dili kullanması, geniş ve fantastik dünyası, hayal ve kurguyu özgün ve becerikli hale dönüştürmesi, sayfaları doldururken ve kurguyu olabildiğine karmaşık yaparken ve insanı, mekanı yorumlarken ve betimlerken, hiç de yabana atılacak bir toylukta olmadığını bizlere gösteriyor.

Evet, karşımızda gerçekten Türk edebiyatı için önemli bir kazanç olarak duruyor Beyza Alkoç. Kitaplarının ileriki zamanlarda belki daha rafine hale gelerek, belli konulara yoğunlaşabileceğini de düşünebiliriz. Böyle olsun veya olmasın, daha şimdiden kendi janrı için önemli bir yazar olduğunu kabul etmek gerekiyor. Tebrikler Beyza Alkoç…

Beyza Alkoç

15 Şubat 1996 yılında İstanbul’un Fatih ilçesinde doğmuştur.
Mütercim Tercümanlık ve Sosyoloji bölümlerinde lisans öğrenimi görmektedir.
8 yaşından itibaren hikâyeler, tiyatro oyunları ve kısa film senaryoları yazan Beyza Alkoç’un ilk kitabı 18 yaşında yayınlanmıştır.


Bir kitap platformunda yazmaya başlayan Alkoç’un hikâyelerinin sevilmesi ve dikkat çekmesi üzerine, 17 yaşında yazmaya başladığı Sınır adlı ilk kitabı 2015 yılında yayınlanmıştır.
İlk kitabı çok sevilen yazarın ikinci kitabı Sınırsız 2016 yılında okurlarıyla buluşmuştur.


Yazarın ayrıca 3391 Kilometre ve devam kitabı olan Sıfır Kilometre adında kitapları da bulunmaktadır.
İlk romanlarını daha çok aşk üzerine yazan Beyza Alkoç, gerilim, korku ve bilim kurgu türlerine de eserlerinde yer vermiştir.


2020 yılında fantastik ögelerin yer aldığı Kar Küresi kitabı yayınlanmıştır.
En son sevilen bilim kurgu serisi Karantina’nın son cildi olan Beşinci Perde romanını okurlarıyla buluşturmuştur.


Beyza Alkoç Kitapları
Sınır
Sınırsız
Asansör
3391 Kilometre
Sıfır Kilometre
Karantina
Kar Küresi


Beyza Alkoç’tan:
“Her yeri kapatılmış labirentte, çıkış arıyorsun… Oysa tek çıkış gökyüzü, başını kaldırıp bakmıyorsun. “ Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikâyesi,


“Hiçbir şey demedi.  Sustu. İnsanlar gerçekten üzüldüklerinde susar zaten.” 3391 Kilometre


“İnsan ancak kaybedeceği hiçbir şey kalmayınca kazanmak için çabalamaya başlıyor.” Kar Küresi

Bir Cevap Yazın