Bir Kadın Ressamın Bir Günü

Şenay Korkmazer

Artık soyuta başladım, diyordu. Eski resimlerimi bir kenara koydum. Onlara bakmıyorum bile.. Soyut, bana uygun bir dile sahip, diyordu. Hava kapalıydı. Yağmur yağmıştı sabahtan. Akşamdan başlamış, gün aydınlanınca iyisinden arttırmıştı şiddetini.

Evdeydi. Hep evdeydi. Arkadaşlarına pandemiden şikayet ediyordu. Pimpirikli biriydi. Giyimine kuşamına dikkat eder. Hep kendinden, sonra annesinden bahsetmekten mutlu olurdu. Hiç evlenmemişti. Evliliğe belki karşı değildi ama, anne sorumluluğu baskın gelmiş, duygularını içine gömmüştü. Erkeklerden uzak durmuştu.

Resim öğretmenliği yapıyordu bir ortaokulda. Pandemi sürekli eğitime izin vermediği için evden sürdürüyordu eğitimi. Dışarı da pek çıkmak istemiyor. Zaten uzun aylar boyunca kafeler kapalı olduğu için dışarı ancak alış veriş için çıkmıştı.

Soyutu sevmeye başladım, diyordu. Soyut resim benim karakterime daha uygun. Bundan önce figüratif resim yapıyordum. Çok eleştiriyorlardı. Oysa hocalarım bana hep derdi, sen soyutçusun, diye, ama onları pek dinlemez, figür resmi çizerdim.. Şimdi daha iyi anlıyorum onları.. En değer verdiğim hocam geçen sene vefat etti, bir bilseniz, ne üzüldüm ne üzüldüm, derdi en yakın arkadaşlarına.. Pek yakın arkadaşı da yoktu. Annesiyle dertleşir, annesiyle plan yapardı.

Bu günlerde seramik yapmaya da başladım, dedi geçenlerde bir arkadaşına. Çamurun başka bir ruhu olduğunu keşfettim, dedi. Resimle çamur arasında bir ilişki var, dedi.

Huzursuz, pinpirikli bir yanı vardı. Her şeyden mutlu olmazdı. Kendini güzel bulurdu ama, bazı arkadaşlarını da yine elbiselerinden dolayı kıskanırdı. Annem, derdi. Babasının vefatından sonra bir annesiyle kaldığını, akrabalarının bile miras konusunda kendilerine düşman olduğunu, söylerdi. İç dökme konusunda rahattı. Kimi görse, çalçeneliğiyle hemen kendini ele verir, anlatır da anlatırdı.. Neler anlatmazdı ki.. Anlattıklarının neresi doğru neresi uydurma, hikaye olduğunu çoğu kere kendisi de bilmezdi.. Ama anlatmayı çok severdi.. Konuşma, sohbet.. öğretmenlikten kaynaklanan bir şey gibi dururdu onda.

Saf bir tarafı vardı. Temiz bir taraf. Herkesin farkedemediği bir tarafıydı bu. Çoğu galerici, ressam arkadaşı onu çenesi düşük, yeteneksiz ve hatta fazla kaprisli, abartıcı olarak görürdü.

Soyuta başladım. Soyutu sevmeye başladım. Bundan sonra soyutçu bir ressamım ve seramiği, çamuru da seviyorum. Bunları ancak en yakın arkadaşlarıma göstereceğim. Yoksa taklit ediyorlar hemen beni. Alıyorlar, kendilerine mal ediyorlar, sonra kalkıp bizi eleştiriyorlar, diyordu.

Pandemi korkusundan evden pek dışarı çıkmıyordu, alış veriş için ancak..

Bir Cevap Yazın