Masada

Kaan Poyrazgül

Sandalyelere iyice yaslanmış insanlar. Konuşuyor habire, dereden tepeden, sokaktan, gelip geçenlerden, eğitimden ve kararsız kalabalıklardan. Arabalar da kararsız, masadan görünüyor arabaların kararsızlığı ve karmaşık bir görünümleri de var trafik içinde. Otobüs durağı kalabalığı da görünüyor masadan.

Çaylar geliyor, çaylar gidiyor. Sonra pasta kesiliyor, mumlar üfleniyor. Ağaç var tek tük, dalları ağaçların masaların üstüne üstüne düşmüş. Güzel, siyah maskeli bayan garson geliyor çaylarla ve kuru pastaların olduğu iki tabağı da albenili masaya bırakıyor.

Yağmur çiselemeye başlarken, şemsiyelerin altına sığınılıyor ve sonra birden bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlıyor, ilerdeki ağaçlar sisler arasına giriyor, daha uzaktaki apartmanların görüntüleri silikleşiyor ve araçlar trafikte kilitleşiyor. Koşturanlar var ıslak kaldırımlarda, sular akıyor ordan burdan. Gökyüzü kapalı, grileri bol bir renk her tarafa egemen.

Yağmur arttırdıkça arttırıyor şiddetini. Masa yağmur doluyor. İnsanlar daha bir sıkışıyorlar masa etrafına. Neler yok ki masada.. Bardaklar, defterler, yağmur damlaları, güneş gözlükleri, düşünceler, hayaller.. Masa kalabalıklaştıkça kalabalıklaşıyor.

Burda hep masalar var ve masaların çevresinde türlü insanlar. Genç, yaşlı, orta yaş. Kadın, erkek, çocuk, genç.. Masaların etrafını tutmuşlar. Habire konuşanlar, gülüşenler, düşüncelere, hayallere dalmış olanlar, telefona, gasteye, kitaba bakanlar. Otobüs duraklarında bekleşenlere göz gezdirenler. Arabalardan kaldırımlarda yürüyenlere bakanlarla göz göze gelenler.

Masalarda oturanlar daha bir güvenle bakıyorlar çevrelerine, otobüs duraklarında otobüs bekleyenlere, kaldırımlarda hızlı hızlı yürüyenlere..

Masalar dolu. Boşalan masalar var. Dolan masalar var. Terk edilmiş masalar var. Yalnız ve hüzünlü masalar var.

Masada oturan ve konuşan insanlar mutluluk yayıyorlar çevrelerine. Yağmur da bir şiddetleniyor bir yumuşuyor, sanki güneş açacakmış gibi..

Bir Cevap Yazın