Ressamlarımızın “Ada” Resimleri Üzerine

Ümit Gezgin

Adalar benim için önemli. Hem resimsel ve hem de yazınsal olarak onlara değer veririm. Ada resimleri yapmaya da özel bir dikkat gösteririm. Ama sadece ada resimleri; denizi veya suyu olan resimler değil sadece; su kenarında, ada içindeki insanların yaşantıları ve hayata bakışları da ilgilendirir beni.. Oradaki insanların daha bir duyarlı ve sanata yatkın olduklarını, düşünürüm..

Türk resminin önemli temsilcileri her biri bu ada resimleri yapanların, hiç değilse benim seçtiklerim. İbrahim Çallı sadece önemli bir ressam olarak durmaz karşımızda, aynı zamanda bir sanatçı kuşağa da adını verir; “Çallı Kuşağı Ressamları” onun perspektifi doğrultusunda resim üretmiş, özgürlüğü, kişisel özgünlüklerine ve ifade biçimlerine dönüştürmüş ressamlar olarak karşımıza çıkar. Biliyoruz ki Çallı, kendine özgü bir çizgisi, giderek karakteri olan ve bu karaktere göre resimlerini oluşturan, yaşar gibi resim yapan ve resim yapmaktan, kendi tekniğini geliştirmekten ve hatta, yeniliğe açık tutumunu, tekniğini baştan başa değiştirecek kadar da özgür ve serbest, yani özgüvenli davranabilen bir ressamdır.

Adil Doğançay

“Adada Sohbet” tablosu da yine onun karakter özelliğini, yaşadığı dönem kültürü ve insanlarını, kadınlarını yansıtan özellikleriyle karşımıza çıkar. Çallı’yı figür ressamı olarak nitelediğimiz kadar aynı zamanda bir manzara ressamı olarak da yorumlayabiliriz.. İzlenimci akımın, kendine özgü çizgisinde üretimini sürdürmüştür İbrahim Çallı.

Adayla ilgili resimler elbet sadece Çallı’ya ait değildir. Yine Feyhaman Duran da Adadan peyzajlar yapmış bir ressamdır. Bir manzara, tahta bir iskele ve yalnız, tek başına figürsüz bir sandal, bir ağacın gövdesi ve dalları, batmakta olan güneşin hüznü, solgun sarımtrak renkleri suya, gökyüzüne yansıyarak, sembolik anlamlarıyla ‘hüznü’ insan ruhunda, görsel algılamasında gezdiriyor..

Feyhaman Duran

Hikmet Onat da yine, Boğaz ressamı olmasının yanında, Ada ressamıdır da.. Ada yolları, diğer adaların görünümü, ağaçlar ve yeşillikler içinde minik evler ve bulutlarla kaplı ada manzaraları.. Bu ada manzaraları, sanatçının özgün fırçasıyla tuvallere yansır..

Burhan Doğançay’ın babası, Adil Doğançay’ın da biliyoruz ki, iyi bir manzara ressamıdır. O da yine adadan manzaralar yapmıştır. Kendi kişiliğinin izinde adalar, iyi ve özgün kadrajlarla tuvallere yansıtılmıştır. Onun resimlerine baktığımızda da yelkenli tekneler, durgun veya hafif dalgalı deniz içinde yalnız ve sessizliği çağrıştıran ada resimleriyle bize sanatın güzelliğini anlatır.

İbrahim Çallı

Pertev Boyar‘ın Ada resimlerine bakıldığında da yine insansızlık ve yalnızlık devreye giriyor. Doğanın, gerek kayalıkları, gerekse de deniziyle buluşan noktaları, ressamın kadrajına girerek, onun özgün, kişilikli anlatımı, fırça tuşlarıyla, yalnızlık ve dinginliği bir arada barındırır. Nice şairlerin ve yazarların ilham kaynağı olduğu bu resimler, sadece adalar üzerine bir görsel zenginlik değil, aynı zamanda diğer sanat dallarına da ilham vermesi bakımından önemlidir.

Ada, bizim ressamlarımızın çoğu için önemli bir konu olarak yer almıştır. Birçok resim yapılmış, duygular, tutkular ve düşünceler anlatılmıştır… Başta Prens adaları olmak üzere, ada başlı başına bir konu, bir özlem ve kendini ifade etmenin aracı haline dönüşmüştür.

Mehmet Ali Laga

Keza Mehmet Ali Laga da yine adalara göz kırpan, adayı yaşayan ve onu paleti vasıtasıyla yansıtan ressamlardan. Zaten adaları içselleştirmeden ve sevmeden resme dönüştürmenin imkanı yoktur. Laga da ada’ları, özellikle de Prens Adaları’nı seven ve onları defalarca çizmiş ressamlarımızdan biri olarak, önemli bir konumdadır.

Sonuç olarak adalar hem edebiyatımız hem de resmimiz için vazgeçilmez bir konu ve konumda yer almıştır. Estetik ve düşünsel derinlik adalar için önemli bir kulvar olarak karşımızda durmakta, hepimize ilham kaynağı olmaya devam etmektedirler…

Bir Cevap Yazın