Van Gogh: Resme Adanmış Hayat

Pınar Uzgör

Vang Gogh dünya resminin önemli ressamlarından biri. Hayatını sanatına adamış biri. Deli dolu yaşamı hep resmin peşinde olmuş. Resim yaparken, kendini bulan, kendini buldukça evrendeki anlamını daha yakından kavrayan biri Van Gogh.

Hayatının son on yılında yüzlerce tablo yapmış, binlerce resim çizmiş bir ressam. Toplumda yer bulamadığını düşünen biri olarak Van Gogh, resme sığınarak kendini gerçekleştiriyor ve ancak resim yaptıkça mutlu oluyordu.

Resmini samimi bir çerçeve içinde yapan Van Gogh, toplumdışı yaşamının ve herkesten uzak duran gerçekliğinin izini de yine tablolarında sürüyordu. Yaptığı resimler empresyonist resimden uzak, bir tür yeni empresyonist veya empresyonizm sonrası resim olarak nitelendirilebilir. Çünkü o bir gözlemci, izlenimci değildi. Kendi içgerçekliğinin izini arıyor, kendi içgerçekliğini gözlemliyordu.

Karmaşık yapısı, dehayla delilik sınırı arasında gidip gelen melankolik karakteri resimlerine de yansıyor. Kendisi de; bir ressam için hayatındaki en zor şey belki de ölüm değildir, diye düşünüyordu.. Belki yıldızlara ulaşmak için ölmek gerektiğini, düşünüyordu. Belki de intiharının ardında bu gerçeklik yatıyordu. Evet, yıldızlara ulaşmak. Tanrısal gerçekliğin böylesine bir ulaşma ihtiyacından kaynaklandığını, düşünüyordu..

Çocukluğunda da resim yapıyordu Van Gogh. Orta sınıf bir aileye mensuptu. Çocukken sessiz ve saygılıydı. Aslında kişilik olarak sessizliği ve saygılı davranışları hayatı boyunca devam etti. Küçük kardeşi Teo tarafından hayatı boyunca desteklendi. Kardeşine karşı vefa duygusunu bütün ömrünce hissetti.

Durmadan resimler yapıyordu. Yaptığı resimlerle Tanrısal hakikate ulaşmak istiyordu ama bir türlü oraya varamıyordu. Resimlerindeki sarılar, turuncular, altın renkler.. Hep sonsuzluk ve özlem içinde kıvrandırıyordu onu, bir nevi acı veriyordu..

Van Gogh resmin şairi olarak nitelenebilecek bir insandır. Kelimelere değil, renklere egemen bir şair.

Bir Cevap Yazın