Öykü: Balkondan Bakıyorum

Zehra Başarılı

Balkondayız. Ben, annem, ananem, bir de kedimiz var Tırmık.. Tırmık, munis, cana yakın, sessiz sedasız sarı bir kedi. Onu sokaktan almıştık. Aldığımız zaman da yavruydu. Belki dört veya beş aylıktı. Sütle büyüttük. Bize, eve öyle alıştı ki, çok zorda kalmadığı sürece sesi çıkmaz pek Tırmık’ın.. Onu çok seviyoruz..

Çay yaptım. Meyve çıkardım, fındık fıstık koydum tabağa, balkona pek güzel kurulduk.. Ananem örgüsünü örüyor. Namaz vakti namazına gidiyor, sonra gelip tekrar örmeye devam ediyor. Yetmişini geçtiği halde, daha genç görünüyor. Kendine çok dikkat eder çünkü. Yemesine içmesine, namazına niyazına, sağlığına sporuna çok dikkat eder. Yatması kalkması da yine programlıdır ananemin. Yani örnek bir kişiliktir. Ben de onu örnek alıyorum.

Annem bir bankada memur. Belki yirmi yıldır çalışıyor. O da ellisini geçti. Çalışmayı çok seviyor, ananemle birlikte televizyondaki magazin programlarını sevdikleri gibi, çalışmayı da çok seviyor her ikisi de.. Evde oldukları zaman sürekli bir temizlik.. Silip süpürdükleri yeri beğenmeyip tekrar silerler süpürürler.. Ananem bile yaşına başına bakmaz, annemle birlikte temizliğe girişir… Özellikle annem, babamın ani vefatından sonra sanki daha fazla çalışmaya sardı. Hobi kurslarına dahil oldu. Bu pandemi zamanında bile online resim kurslarına, müzik kurslarına yazıldı. Sanki, boş zamanı kalmamasına çalışıyor.

Her ikisi de benim üniversiteyi kazasız-belasız bitirmemi, uzatmamamı istiyorlar. Hukuk okuyorum. Üçüncü sınıftayım. Dersler zor. Sürekli okumak gerekiyor. Ama nedense Annem de, ananem de benim avukat olmamı istemiyorlar. Hukukçu ol, diyorlar. Nasıl olacak, doğrusu ben de bilmiyorum.. Avukat olmadan, hukukçu olarak nasıl para kazanacağım?

Hava güzel bugün, hatta sıcak.. Balkon serin olduğu için balkondayız. Doğrusu günümüzün çoğu balkonda geçiyor özellikle yazları. Yazlığımız vardı, geçen sene yaşadığımız ekonomik sıkıntıdan dolayı satmak zorunda kaldık. Tatile gideceğiz, ama pandeminin tamamen sonlanmasını bekliyoruz. Her şeyin sonlanmadığı bir zamanda zaten başta ananem, en az onun kadar titiz annem buna izin vermez.

Oturduğumuz apartman altı katlı. Aşağıda Nur teyzeyi tanıyoruz yakından. Gider geliriz ara sıra. Onun da iki sene önce eşi öldü, tek başına kaldı. Bir oğlu var Kanada’da, evli, çocukları var. Ancak beş yılda bir gelir Türkiye’ye.. Nur teyze, tamamen yalnız kalmış vaziyette.. Zaman zaman bize yemeğe çıkar, biz ona ineriz.

Üst katımızda kavgacı bir aile oturuyor. Onların da iki küçük çocukları var. Yaramaz mı yaramaz. Sürekli koşturuyor evin içinde. Aşağıda da biz dinliyoruz. Hem patırtıları, hem karı kocanın ağız dalaşlarını.. Kavga etmedikleri, birbirlerine bağırıp çağırmadıkları gün yok gibi.. Ananem de annem de bu evlilik konularında çok titiz. Allah hayırlı kısmetler versin kızım, çok dikkatli olmak lazım kızım.. deyip deyip duruyorlar. Görüyorlar tabi olumsuz evlilikleri.. Gürültü patırtının eksik olmadığı karı-kocalıkları.. Özellikle de izledikleri televizyon dizilerinden ve Esra Erol benzeri magazin programlarını.. Tüyleri diken diken oluyor. Beni düşünüyorlar sürekli.. Okulunu bir bitirse de, Allah’ın izniyle hayırlı bir kısmet çıksa da..

Haklılar tabi.. Ortam çok kötü.. Görüştüğüm bir arkadaşım var okulda.. O da benim gibi Hukuk okuyor.. Ama bu evlilikle neticelenir mi, bilemem…

Sıcak iyice artıyor balkonda.. Güneş iyice yükselmiş, gözlerimizin içine bakıyor. İçerden şapka getirdim. Her birine birer şapka verdim. Soğuk su getirdim. Ananem örgüsüyle meşgul, mutlu. Annem de telefonuna bakıyor.. Ben de telefonuma bakarken, sokaktan geçen insanlara da bakıyorum. Uçan martılara, hareket halindeki bulutlara, gökyüzünün maviliğine…

Bir Cevap Yazın