Feneryolu Üzerine Düşüneler

Dünya Göz Hastanesi

Şebnem Yakamoz

Feneryolu’nda Sabit Pazar’ın önündeki çay bahçesinde oturuyorum. Feneryolu’nun samimi, içten bir havası, görünümü var. Bağdat Caddesi’nin araç kalabalığı, insan yoğunluğuna karışıyor. Bayan garson geliyor. Potlaç, kadın dayanışması tarafından işletilen, belediyeye ait bir yer bu kafe. Güzel. Sakin.. ve huzurlu.. Çoğu yaşlı insanlar sohbet etmek, bir kahve içmek için oturuyorlar. Hemen yanında eskilerden kalma bir apartman; Feneryolu Sitesi; yapım tarihi çok eski.. 1954 yılında inşa edilmiş. Semtin köklü ailelerinden Bayındır’lar tarafından yapılmış. Hüseyin Hilmi Bayındır ve abisi İsmail Bayındır tarafından.. Göynük’ün bu köklü ailesi, 1920’lerde gelmişler İstanbul’a.. 1954’de de bu binayı yapmışlar ki ilk kaloriferli bina olarak kabul ediliyor bu semtin.

Çeşni, Dünya Göz’ün karşısında, Bağdat Caddesi’nin köşesinde

Oturuyorum, notlarımı alıyorum. Gidenler gelenler, geçenler. Trafik hiç durmuyor, sıkışıklık da an be an artıyor. Bundan kırk yıl, elli yıl önce, fotoğraflardan çıkardığımıza göre, Bağdat Caddesi’nde tek tük araç görülürmüş. Oysa şimdi adım atacak yer kalmadığı gibi, Bağdat Caddesi, dakikada yüzlerce aracın geçtiği bir kalabalığa erişti..

Sabit Pazar’dan karşıya baktığınızda, Bağdat Caddesi’nin üzerindeki dükkanlar
Sabit pazarın önündeki yüz yıllık ağaç
Sabit Pazar’daki Potlaç Kafe

Feneryolu, sadece apartmanlar, sabit pazar, Feneryolu Tren İstasyonu, eskilerden kalma birkaç köşk ve yine dört yolağzı civarında var olan esnafından ibaret değil. Aşağıya, Fenerbahçe’ye doğru, Feneryolu Tren İstasyonu’ndan bir demiryolu hattı devam edermiş zamanında.. Zamanında dediğimiz 1970’li yıllara kadar böyleymiş bu.. Sonra sonra gereksiz görülmüş demiryolu hattı. Biliyoruz ki, büyük Fuat Paşa bahçesi dahil, köşkler bir bir yıkılarak yerlerine ilkönce dört katlı apartmanlar yapılmış. Şimdilerde de o dört katlılar yakılıyor, yerlerine on dört katlı binalar dikiliyor her yerde..

Haldun Taner Kültür Evi

Bütün bu değişime ve her otuz yılda bir semtlerin yıkılıp, yapılıp kimlik değiştirmesine rağmen, değişmeyen mahalle ve mahalleli kültürü de var. İşte Feneryolu’nda belki ben bunu hissediyorum. Orta yaşlara geldiğim için belki de bu hissiyat.. Ama genç olsaydım neler hissederdim doğrusu bilmiyorum.

Feneryolu Halk Eğitim Merkezi

Feneryolu’nun çevresini kaplayan, gerek Dünya Göz Hastanesi’nden, gerek çevresindeki gözlükçü, pet shop ve eczanelerden.. sonra zincir marketlerden geniş bir mahalleye dönüştüğü bir gerçek. Eskiyenlerin yıkılıp, yerine yenilerinin yapıldığı binalar da, bu semtin gerçekliği… Ama eskiyen, köhneyen ve yaşlanan insanların böylesi bir yenilenme durumu yok. Onlar göçüp gidiyorlar ve onlardan geriye de bir şey kalmıyor. Kala kala belki eski birkaç eşya.. Onları da eskicilerde görmek mümkün oluyor ancak. Bu semtte aynı zamanda birkaç eskici dükkanı da var. Yine Feneryolu Sitesi’nin altındaki Nur Temizlik, Ayakkabı Tamircisi, Zencefil Aktar, Met Kasap, Esnaf Lokantası gibi dükkanların da geçmişlerinin bayağı eski olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Evet, bir çay içimi burada otururken neler geldi aklıma.. Güneş iyisinden ısıtmaya ve terletmeye başladı. Bir de su söyledim. Sabit Pazar artık eski köhne sabit pazar değil, yenilendikten ve kadın insiyatifine bırakıldıktan, yani rantın konusu olmaktan çıktıktan sonra, adam oldu, güzelleşti.. El emeği göz nuru bir özelliğe büründü. Düzenlenen park da eski haliyle kıyas kabul etmez bir temizliğe ve sakinliğe kavuştu..

Feneryolu’nu insanlarıyla, mekanları, dükkanları ve yüzlerce yıllık birikimi ve işaretleriyle sevmemek mümkün değil…

Bir Cevap Yazın