Yazar ZEHRA TIRIL’ın Kitabı: “Kapıların Kışında”

Zehra Tırıl’ın öyküleri gündelik hayatın akışında ayrı düşenleri bir araya getiren izleri, sakin, ağır ve güçlü bir nefesle duyuruyor. Parçalanmış benliklerde insanın hayatta kalma seyrini, okurun aklına sorular düşürerek, iç burkan ayrıntılarla yalın, çarpıcı, etkileyici bir dille anlatıyor. Kapıların Kışında, yazarın Odalarda Annem Yok ve Pembe Gecelikli Kız’dan sonra üçüncü öykü kitabı.
 
“Leylekler geçiyor, dedim. Rüzgâra, dolunaya, dağlara konuştum, bir karanlık kovuğa çöküp: İnsan şeytan, insan tanrı, insan kul; korkak, kaçak, yalancı, zayıf, yalnız, ömrünün tanrısı, sürüngeni, figüranı; yaşam adil değil. Dağlar bunu duyun, her çocuk dünyaya eşit doğmuyor, eşit büyümüyor, aynı sevmiyor. Mağaraya çekilsem aklım da mağaraya çekilir mi? Aşkın içimden geçmediği, aşkın içimden gelmediği kavgalara kapanıyorum. Gitme nedenim şu diyeceğim bir yalan bulamam, sana. Doğruyu da bulamam. Leylekler geçiyordu, teyzemin yüzü, sesi, bana eğilişi… Anlattığım. Duvar, sınırları yırtılmış, renkleri solmuş harita asılı.”

ZEHRA TIRIL

1963 Yılında, Kayseri’nin Bünyan ilçesinde doğdu. Servet Hanım ile nüfus müdürü Necattin Öztürk’ün kızıdır. İlk ve ortaöğrenimini Bünyan’da tamamladı. 1986’da Isparta Meslek Yüksekokulu Muhasebe Bölümünden mezun oldu. 1988’den itibaren Türk Telekom’da çalışmaktadır. Evli ve bir çocuk annesi olan Zehra Tırıl, yaşamını Uşak’ta sürdürmektedir.

Yazın yaşamına ortaokul yıllarında şiirle başladı. 25 yaşından sonra ise öykü yazmaya yöneldi. Öyküleri KıyıVarlıkAdam ÖyküDamarFayton ve Dört Mevsim gibi dergilerde yer aldı. Üç öykü ile 1999 Ahmet Naim Çıladır Öykü Ödülü (övgüye değer) ve ilk öykü kitabı Odalarda Annem Yok ile 2000 yılında Cevdet Kudret Öykü Ödülünü Sema Kaygusuz ile paylaştı. Yazar, ilk öykülerinden itibaren iyi tanıdığı taşra yaşamını, bir köşeye sıkışıp kalmış, soluk almaya çalışan kasaba ve küçük kent orta sınıf insanını, anlardan, durumlardan oluşan canlı kesitlerle anlatırken, özgün bir öykü dünyası kurmaya çalıştı. Küçük kaçışları ve inatçı suskunluklarıyla yaşama direnen kadınları, iyimser sabırları ve tepkileriyle öykülerine konu etti. Yaşananları aktarırken bir yandan da korunmaya çalışılan eskimiş değer yargılarının eleştirisini yaptı. Zehra Tırıl, güçlü, derin gözlemler yapabilen, imge ve metafor kurabilen, dili yalın, temiz, zengin bir öykücü olarak değerlendirildi. Odalarda Annem Yok adlı ilk kitabında yer alan öyküler, herkesin yaşayabileceği anları, umutları, kederleri vb. birçok duyguyu odağa aldı. İkinci kitabı Pembe Gecelikli Kız’da da mutsuz ve talihsiz insanları anlattı. Bu insanlar arasında özellikle Anadolu’nun küçük kentlerinde kadın olmanın güçlüklerini anlatırken kadının baskılar karşısındaki umarsızlığını, boyun eğmesine rağmen içten içe başkaldırışını dile getirdi. Fethi Naci, yazarın dile gösterdiği özen ve “gerçeklik duygusu için ayrıntıları çoğaltmaktaki” ustalığı üzerinde durdu (Fethi Naci 2000). İnci Aral da Tırıl’ın hikâyelerinde ilk göze çarpan şeyin dile gösterdiği özen ve her cümlenin üzerinde düşünmüş olmasıdır değerlendirmesini yaparken onun, “önümüzdeki zaman içinde öykücülüğümüzde yeni, önemli bir ad olarak önce çıkacağına” inandığını yazdı.

Bir Cevap Yazın