Çaybahçesinde Bir Ressamla

Aysun Kürkçü

Bir ressam arkadaşla bir çay bahçesinde oturuyoruz. Sanatını sevdiğim bir arkadaşım. Lisede beraber okuduk. O güzel sanatlarla yöneldi, ben hukuk okudum. Ben Avukatlık yapıyorum, o da ressamlık. Lisedeyken de karakterlerimiz, eğilimlerimiz farklıydı. O durmadan resim çizerdi defterlerinin kenarına. Derslerle pek bir alakası yoktu. Ben ise durmadan okurdum. Bütün derslerim iyiydi. O yaramazdı, yerinde duramayan biriydi, okulu asardı mesela. Ben bir gün bile geç kalmadım okula…

Şimdi çaybahçesinde oturuyor, manzarayı seyrediyor ve geçmişten, hayattan, meslekten konuşuyoruz. Hukuğun ağır konuları, adliyeler ve müvekkiller doğrusu beni zorluyor.. Binlerce sayfa gereksiz dosya okumak zorunda kalıyorum. Oysa o resim yaparken herhalde mutlu oluyordur. Dünyanın en şanslı insanlarından biri. Az da kazansa, çok da kazansa, sevdiği bir mesleği var ve hayatı boyunca, ölünceye kadar da bu işi sürdürecek..

“Ressamlığı severek yapıyorsun değil mi?” diyorum.

“Ressamlık bir yaşam biçimi benim için” diyor.

Herhalde hiçbir meslek böylesine bir sürekliliğe sahip değil. Belki sanatla ilgili alanların böylesi bir özelliği var. Müzisyenler, ressamlar, edebiyatçılar, mesleklerini severek hayatları boyunca sürdürüyorlar. Doğrusu arkadaşımı kıskanıyordum. Toplumda belki sanat alanları pek revaçta değil, pek sevilmiyor ve sanatçılar doğrusu hor da görülüyorlar.. Ama mesleklerini severek yapıyorlar.

İnsanlar var kendi aralarında konuşuyorlar. Bulutlar yürüyor, kuşlar uçuyor, deniz kenarlarında sere serpe uzanmış insanlar, köpekler var koşturup duran.. Sanat sadece bir uğraş değil, aynı zamanda hayatı algılama biçimi. Doğrusu merak ediyorum, çizdiği resimler gibi mi algılıyor hayatı, görüyor arkadaşım..

“Her yerde resimsel bir şeyler bulmaya çalışırım. Yaptığım resimleri sanki çevremde, insanlarda, araçlarda, manzaralarda görüyorum..” diyor. “Sürekli bir değişim var.. Benim resimlerimde de sürekli bir değişim var. Optik gerçekliği değil, kavramsal gerçekliği arıyorum; renkle, biçimle..”

Görünen dünyanın ötesinde görünmeyen gerçeklerin, hukuksal, ekonomik, sosyal, psikolojik ve sanatsal gerçekler olduğunu daha iyi anlıyorum arkadaşımla oturup konuşunca.. Hayaller, duygular birbirine karışıyor.. Yürüyen, konuşan şu her insanın, hayalleri, düşünceleri, duyguları birbirinden farklı ve herkes kendisinin daha önemli ve üstün olduğunu, düşünüyor. Böyle bir dünya içinde yaşıyoruz.. Bütün duygular, düşünceler de birbiriyle ilinti içinde akıp gidiyor…

Bulutlar, kuşlar, dalgalar da hareket halinde.. Her şey değişiyor, farklılaşıyor.. Hiçbir şey yerinde sabit durmuyor…

Bir Cevap Yazın