Eğitimci / Yazar / Şair / Tarih Araştırmacısı: Nusret Karaca ile Söyleşi

Ayşe Gülten Kırıcı

  Temmuz 2021

     …

       Bu sayımızda; değerli meslektaşım eğitimci, yazar, şair, tarih araştırmacısı Nusret Karaca ile birlikte olacağız. Çevresi onu, özverili, yardımsever, içten, gönül almasını bilen, güler yüzlü, kâğıdın ve kalemin hakkını veren biri olarak tanır. Aydınlık eğitimciliği ön plandadır. Çalışkan ve sevecendir. Çocukluğunda yaşadıklarını mısralarla dile getirmiş, barış ve kardeşliğe önem vermiş, sade ve duygu yüklü şiirleriyle beğeni kazanmıştır.

     Nusret Bey ile tanışmamız görev yaptığım okulda karşılaşmamızla başladı. Okulumuz, kendisini lise öğrencileriyle söyleşi yapmak için davet etmişti. Öğrencilere kitaplarını imzalarken,  “Etrafına Bak” isimli şiir kitabımı takdim ettim. Ben de bir imzalı kitabını aldım. Aradan birkaç ay geçmişti ki; Temmuz ayında kendisinden bir telefon aldım. Haftalık çıkan Kadıköy Gazetesi’nde benim şiir kitabımı tanıttığını söylüyordu. Çok şaşırmış ve mutlu olmuştum. Tanıtımında çocuklara iyi bir tatil kitabı olacağını öneriyordu. Oysa ki; şiir kitabımın baskısı bitmiş, elimde bile kalmamıştı. Daha sonraları iletişimimizi hiç koparmadık. Onun bu ince düşüncesiyle önüm açıldı. Kendime güvenim tazelendi ve hayalim olan anı kitabımı bastırmaya karar verdim. Şiir kitabımın 2. baskısıyla birlikte anı kitapları ve çocuk edebiyatı gündemime girdi. Nusret Bey, Kadıköy Lisesi’nde düzenlediği okur yazar söyleşilerine beni de davet etti. Bir çok şair ve yazar arkadaşlarla tanıştırdı. Diğer yerlerde yapılan fuarlar ve İmza günü etkinliklerinde buluştuk. Onun çok yoğun bir çalışma temposu olmasına rağmen hâlâ da görüşüyoruz.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Biraz kendinizi tanıtır mısınız?  

   Nusret Karaca: Ailem Karagümrük’te otururken, anne karnında Sakarya (Adapazarı)’na gitmişiz. Doğumum orada gerçekleşmiş. Çünkü ailem Sakaryalı. Sonra yine geri dönmüşüz. Çocukluğumu ve ilk gençlik yıllarımı Eyüp’te geçirdim. Karagümrük, Eyüp, Alibeyköy (Silahtarağa) ve Haliç kıyılarında geçen çocukluk, delikanlılık ve de öğretmenlik günlerim. Sonra Kadıköy. İlkokulu Silahtar Emniyettepe, orta öğrenimine Hasköy’de başladım. Eyüp Lisesi’nden sonra Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü’nü(1979) bitirdim. Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans tamamladım.

    Avukat kâtipliği, muhasebe yardımcılığı ve dershane öğretmenliği dışında, İstanbul’un çeşitli okullarında görev yaptım. Alibeyköy Lisesi, Şişli Orta Okulu, Erenköy 30 Ağustos İ.Ö.O.Gòztepe Orta Okulu, 50 yıl Tahran Lisesi  ve Kenan Evren Anadolu Lisesi’nde (Şimdiki adıyla İstanbul Lisesi). Kadıköy Kız Lisesi (İstanbul Kadıköy Lisesi)

  2007 yılında Dünya İzciliğinin 100. Yılı Öğretmenler Arası Fotoğraf Yarışması’nda Birincilik Ödülü aldım.

  2018 “Balat Fotoğrafları” yarışmasında fotoğrafım ikincilik ödülünü paylaştı.

Ayrıca Milli Eğitim’den teşekkürler, takdirnameler, başarı belgeleri, üstün başarı belgesi ile maaşla ödüllendirmelerim bulunuyor.

  Sivil Toplum Kuruluşları, Kültür Merkezleri, Belediye etkinlikleri nedeniyle berat ve katılım, teşekkür belgeleri bulunuyor.

Bunlar onore edici, çalışmalara değer verildiğini gösteren teşvik edici belgeler.

O yüzden önemli. Yoksa ödül almak gibi 

bir düşünceyle çıkmıyorum yola. Bir ürün vermek ve bunu paylaşmak çok güzel bir duygu.

   Eserlerim: Bulutların Arasından Öylesine (şiir 1996) – Hep Mavidir Düşlerim (şiir 1998) – Ben Haliç’in Çocuğuyum ( şiir 2000) – Öylesine Esti Ki Rüzgâr (şiir 2004) – Senin Yerin Yüreğim (2006 / Atatürk’ün doğumunun 125. Yılı İstanbul T.C. Kadıköy Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Etkinlik Projesi. Ulusal Kurtuluş Savaşı ve İnkılapları çocuklara resimlerle süslenmiş Şiir) – Bir Tadımlık Haliç ( Özgün ve derleme şiir 2008) – Ben Haliç ( Tarih, Anı, Araştırma, İnceleme/ İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Projesi/ İstanbul’um Dizisi 2010) – Tarih Kucak Açınca (Araştırma 2017) – “Şimdi Ben Neredeyim Gençlik, Eğitim, Gazete ve Dergi yazıları, Araştırma 2019)

   Evliyim. Bir kızım var. Kadıköy’de oturuyorum.

    Ayşe Gülten Kırıcı: İlk yazınızı ne zaman yazdınız? ilham aldığınız ya da sizi teşvik eden oldu mu? İlham kaynağınız nedir? Nasıl yazarsınız?

    Nusret Karaca: İlk şiirim “Issız Bulutlar” Hasköy Orta Okulu’nda okurken yazdım. İlk yazılarım 1990-91’de Eleştiri Dergisi’nde yer aldı.

Gün ışığıyla uyanıp evden dışarı çıkışımla başlayan gözlemlerim, gördüklerim, yaşadıklarım, hissettiklerim, benim ilham kaynağım. İstanbul o kadar çok şey barındırıyor ki, hiç ummadığınız anda bir şeyi tetikleyebiliyor. Hemen yanımdan ayırmadığım sırt çantamdaki kağıt kalemime sarılıyorum. Sanat, edebiyat, eğitim, çevre, trafik, spor. Hayatın içinden her şey yazıya dökülüyor. Bir şiiri yazmak için masaya oturmam. Şiirin oluşum aşamasında benim için zaman kavramı yoktur. Kendiliğinden oluşan duygularım, gözlemlerim bir anda dizeye dönüşüyor. Başlar ve bitiririm.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Eserlerinizde özellikle öne çıkardığınız konular var mı?

   Nusret Karaca: Çocukluğum Santral İstanbul’un bahçesinde top oynayarak geçti. Bu yüzden tam bir Haliç aşığıyım. Haliç bir zamanlar önemsenmeyen bir yerdi. Şimdi önem kazandı. Haliç beslendiğim damarlardan. Oranın tarihi kimliği, dokusu, coğrafi konumu, sosyo ekonomik yapısı, yaşamlar, olaylar beni çok etkilemiştir.

   Eserlerim arasında elbette büyüdüğüm Haliç olmalıydı.Ben de aidiyet duygusuyla bir şeylere imza attım sanıyorum tarihe not düşecek. Haliç’in eski haliyle şimdiki arasında çok fark var tabii ki… Ben geçmiş ile şimdiki Haliç arasındaki süreci ve değişimi,dönüşümü aktarmaya çalıştım .Yalnız Haliç değil farklı konularda da çalışmalarım var.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Öğretmenlik ile edebiyat arasında nasıl bir bağ var ve mesleğiniz size yazarlıkta ne kazandırdı?

   Nusret Karaca: Öğretmenliğim sırasında çeşitli tiyatro oyunları sahneye koydum. Paneller, söyleşiler, kitap fuarları, şiir dinletileri, sergiler, dia gösterileri gerçekleştirdim. Kitap Fuarlarında, kültür merkezlerinde, ilk, orta ve yüksek eğitim kurumlarında, Öğretmenevlerinde çok sayıda etkinliğe konuk oldum. Tv ve radyo programlarına katıldım, Almanya’da Berlin’de bir söyleşi ve imza günü gerçekleştirdim. Öğretmenevleri’nde (Validebağ Öğretmenler Kültür Sanat Şenlikleri) ve KKL/İKL’de (Kadıköy Kız Lisesi-İstanbul Kadıköy Lisesi) fotoğraf sergileri açtım. Bazı kitaplarda ve yerel gazetelerde yayın yönetmeni olarak görev yaptım. Dergiler hazırladım, fanzinler çıkardım. Şiir kitapları derledim. Çevre ve insan, tarih, spor, trafik, gezi, eğitim konularında yazı ve makalelerim var. Tüm bu etkinlikler için enerjimi öğrencilerimden aldım. Onlarla iç içe olmak, onları bu konuda da yetiştirmek, üretkenliğimi daha da artırdı.  

   Öğrencilerimize salt akademik bilgiler vermekle yetinmemeli. Onların ilgi alanlarına odaklanıp yeteneklerinin ortaya çıkması için çaba göstermeliyiz. Vedat Günyol “Ben eğitimi dört duvar dışına taşıyabilen şanslı bir eğitimciyim” demişti. Öğrencilerin sosyal kulüpler içinde aktif olarak yer almaları gerekir. Ben öğrencilerimle Basın Yayın İletişim Kulübü’nde dergiler, şiir ve ani/deneme kitapları, fanzinler, sanat bültenleri çıkardım. Onları yazarlar, şairlerle, sanat ve bilim insanlarıyla buluşturdum. Özgüven kazandılar. Kimi gittiği üniversitede dergi çıkardı, kimi televizyonlarda görev aldı. Kimi de akademik projeler ortaya çıkardı. Yani sevdikleri ve istedikleri alanlara yöneldiler. Eğitim ve öğretimin amacı da bu değil mi!

   Ayşe Gülten Kırıcı: Kitap fuarlarını takip edebiliyor musunuz?

   Nusret Karaca: Mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. İmza günlerine katılıyorum. Hatta okulda kendim konuk sanatçıları davet ederek imza günü etkinlikleri düzenlerim.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Yeni çalışmalarınız var mı? Şu an neler yapıyorsunuz?

   Nusret Karaca: Şu aralar birçok dergi ve gazeteye değişik türlerde yazılar yazıyorum. Şiir, makale, söyleşi, çevre, tarih…Yani uğraşım yalnız şiir değil. Tarih araştırmaları, gençlik ve kent kitapları…vs. değişik türler…

   Ayşe Gülten Kırıcı: Türk ve dünya edebiyatından kendinize örnek aldığınız yazarlar, şairler var mı? Onlardan ne şekilde etkilendiniz, ya da istifade ettiniz?

   Nusret Karaca: Çocukluğumdan beri bir şeyler okurum. Elbette etkileşimler olur. Ancak inanın yaşanmışlık zaten kendi başına bir etkileşim. Büyüdüğünüz semtin sosyoekonomik yapısı, tarihi geçmişi, coğrafi konumu, oradaki yaşanmışlıklar sizi etkiliyor. Şiir de, öykü de, roman da zaten içinde. O yüzden ben okuduğum kitapların içeriklerinden, yazarlarından değil; yaşadıklarımdan dersem hiç yanlış olmaz. Zaten özgünlük çok önem verdiğim bir şey şiir ve düz yazılarımdan. “Bu benim” diyebilmeliyim diye düşünerek yola çıkmak çok önemli benim için. Yıllardır edebiyat toplantılarına katıldım Kadıköy’de. Salah Birsel, Ahmet Miskioğlu Türk Dili Dergisi gibi…Bu gibi toplantılara fırsat buldukça da katılırım. Buna rağmen şu ekol, bu ekol grupları ile şiirimi ortaya koyup, tartışmalarla değişik şekle sokmam. Zaten şiir yazayım diye de oturmam. Anlık bir gözlem, duyumsama…yazarım ve o an biter. Eksik, iyi, kötü olabilir…Ancak bana aittir ve özgündür.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Sizce eğitimde başarının yolu nedir?

   Nusret Karaca: Bence eğitimde başarının ilk yolu, mesleğinin önemini maddiyat ve mesai saati ile ölçmeyen eğitimcilerden geçiyor. İdealist, mesleğini seven, sabırlı çalışkan, projeler üreten, öğrencilerinin yeteneklerini ortaya çıkmasına çaba sarfeden, onları hayata hazırlayan, onlara değer veren, özgüven yükleyebilen, sadece teste yönelik bir sistemde boğulmayan eğitimcilerle başarı sağlanır. Eğitimci empati kurabilmeli, ayrıca sürekli arayış içinde ve kendi üzerine bir şeyler katma çabasında olmalı. Zorluklardan yılmayan bir eğitim sistemi başarı getirir. Eğitimcilere güvenen ve destek veren aile, yönetici ve bakanlık hepsi bir bütündür. Emek ve alın terlerinin karşılığını veren, liyakata dayalı, bilimsel, sanatsal, kültürel, sportif etkinliklere yatırım yapan, şablon testlere bağlı olmayan gerçekçi bir değerlendirme yapan, muhakeme gücünü artıran bir sistem olmalı… Ve de her şeyden önce insana değer. Yoksa, teneffüs, ara tatiller, sürekli değişen müfredat ve kitaplar, ders saat süreleri, bütün bunlar diğer ögelerin tamamlanması üzerine sonradan gündeme gelmesi gereken düşünceler ve planlamalar olabilir.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Ülkemizde sanata bakış açısı nedir? Yeterince edebiyat okuru var mı sizce?

   Nusret Karaca: Ülkemizde sanata ve sanatçıya verilen ya da verilmeyen önemi bilenler, sanatçı ve sanat izleyicisi sayısını bilirler. Kalabalık görüntüler yanıltıcı ve geneli yansıtmıyor olabilir. Toplam nüfusa göre oranları o kadar azdır ki; bana göre hepsi, birer kültür ve sanat savaşçısıdır. Hem üretirler, hem izlerler, hem de büyük zorluklarla karşılaşırlar.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Yazarlık Atölyelerine bakışınız nasıl?

   Nusret Karaca: Şiir atölyeleri içinde hiç yer almadım. O yüzden bir yorum yapamam. Ancak sosyal bir aktivite. Bu işe girişenler ve katılımcılar oluyor ve ilgi görüyorsa bu yararlı olduğunu gösterir. Şiir zaten yaşamın içinde.

   Ayşe Gülten Kırıcı: Bu güzel sohbet için zaman ayırdınız. Duygu ve düşüncelerinizi paylaştınız. Çok teşekkür eder, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dileriz.

   Nusret Karaca: Ben teşekkür ederim. Sizlerle beraber olmak kazanılmış bir zaman dilimidir.

Ben Haliç’in Çocuğuyum

Ben Haliç’in çocuğuyum

Eyüp’te büyüdüm

Sütlüce’den Balat’a

Sandallarla ben geçtim.

Ben Haliç’in çocuğuyum

Orada

Erken çalardı fabrika boruları

İşçiler otururdu sırt sırta vermiş evlerde

İnsanlar yorgun kalkardı yataktan

Biz çocuklar

Kana kana içerdik suları

Eyüp çeşmelerinden.

Ben Haliç’in çocuğuyum

Orada

Top oynarlardı bebeler

Ellerinde yağlı ekmeklerle

Güleryüzlü insanları

Ve kahvede toplanırdı büyükler

Akşamları.

Ben Haliç’in çocuğuyum

Kokular yayılırdı

Martıların uğramadığı Alibey Deresi’nden

Oranın çamurunda

Son balıkları ben tutmaya çalıştım

Tellerden

Ben Haliç’in çocuğuyum

Yorgun çökerdi güneş akşamları

Evlerin damlarına

Geç yatılır, erken kalkılırdı

O küçücük evlerde

Bilseniz ne hayaller yaşanırdı.

Ben Haliç’in çocuğuyum

Aklımda hep Haliç

Eyüp Sultan’da kuşlar

Avlusunda dua eden annem

Dışarıda simitçiler.

Ne babam kaldı orada

Ne de annem

Aklım hâlâ Haliç’te

Eski Eyüp’te

Gördüm

Eski Galata Köprüsü’nü de

Hasköy’e çekmişler

Peki İstanbul nerede?

Ben İstanbul çocuğuyum

Şimdi Kadıköy’de oturan

Eyüplü

Yani aslında

Ben Haliç’in çocuğuyum.

                          Nusret Karaca

Şair

Bir tek şiir seçti şair

Onca şiir arasından,

Hepsi hepsi üç beş dizeydi.

Birini ayırdı diğerlerinden,

O dize kendisiydi.

Çiçeği bir kez kokladı şair,

Tomurcuklar açtı düşüncelerinde,

Bahar geldi dallarına ağaçların.

Her yanı şiir oldu.

Tek dizeydi yine,

Adı “Sevgi’ydi.

Bir kere tutuldu şair,

Kalemini bir kere kullandı, sevdiği için,

Yokluğunda bir kere ağladı,

Bir kere düşündü,

Yanındayken bir kere dokundu saçlarına,

Bir kere sarıldı.

Bir kere öptü dudaklarından,

Yüreğinde bir yer de ona açtı,

Yalnızca bir sözcük,

O da “aşk’tı.

Gökyüzünü bir kere tanıdı şair,

Sonra uçtu gitti güvercin kanatlarından,

Uçsuz bucaksız maviliklere.

Kalemi de hâlâ,

Ütopyalar peşinde koşuyordu,

Yeryüzünde kendince.

Evlendi şair,

Bir kızı, bir de oğlu oldu.

Kızının adını “Sevgi”,

Oğlunun adını da “Barış” koydu.

Bir kere doğdu şair herkes gibi,

Ama bin kere yaşadı doyasıya.

Hep yanında taşıdı kağıdı kalemi,

Hep koynunda sakladı.

İsim vermedi yazdıklarına,

Ne öykü dedi ne de şiir.

Başkaları açtılar yüreğini,

Baktılar, okudular.

Dediler ki “Dolu dolu yaşamış adam”,

Her anı şiir,

Anladılar ki o “şair”.

                         Nusret Karaca

Gün Batımı Şiirleri

Ben senin gülüşünü bekledim

Gün batımı

Vapurdan inişini

Şimdi

Kıyılara değil

Yüreğime vuruyor dalgalar

Soruyorsun

Nasıl geçti diye

Öylesine bir gündü

Sıradan

Gün battı

Vapur geldi

Sen yoktun

Üşüdüm

                Nusret Karaca

 …

Soru-Yorum

Söyleyin!

Şiirin neresindeyim ben.

Öykünün neresinde,

Hangi defterin?

Yaprakları arasına sıkışmış kalemim,

Beynimde,

Hiç dinmeyen gel-git dalgaları,

Gökkuşağı kaplamış yüreğimde,

Söyleyin,

Daha kaç aşk’a yer var?

Gecenin karanlığında,

Ay mı?

Yıldızlar mı?

Gündüz,

Yüzüme vuran güneş mi?

Hangisi aydınlatıyor?

Bir şeyler karaladığım sayfaları,

Saçlarımı okşayan rüzgarın sesi mi?

Kulaklarımdaki uğultu,

İçimde çoğalan tomurcuklar.

Söyleyin!

Hangi yeni baharların müjdecisi.

Elini tuttuğum el,

Sen misin? Gerçek dost,

Gülümseyen yüz,

Sen misin? Yeni sevgili,

Kucakladığım çocuk,

Yanakları ellerimde uyuduğum eş.

Siz misiniz? Şiirimin en güzel dizeleri.

Sokaktaki yalnız çocuk,

Terkedilmiş yaşlı,

Ezilmiş kadın,

Söyleyin!

Hangi öykülerimde?

Yer buldunuz kendinize.

Peki,

Yer kaldı mı?

Yeni umut şiirlerine.

İz bırakan anılar mı?

Düşler mi?

Yaşadığımız an mı?

Söyleyin!

Bu şiirin,

Bu öykünün,

Neresindeyim ben?

                         Nusret Karaca

Bir Cevap Yazın