Gökyüzü Yere İndi

Kürşat Bungun

Evler uzaklardan görünüyor. Tek tük insan var ama sanki saklanmışlar gibi. Renklerin de saklandığını düşünüyorum. Renkler, ışığın çok fazla olmasıyla gerçek kimliklerinden sıyrılmışlar, saklanmışlar ve kaybolmuşlar. Ben insanları arıyorum yine de.. Nerede bu insanlar? Yoklar. Ya çok sıcak ve bıktırıcı güneşten dolayı evlerinin en kuytu, gölgeleri ve serin köşelerine çekildiler. Veya başka yerlere gittiler, yani terk ettiler yaşanılan alanları..

Gökyüzüne yükselen demir konstrüksiyonların gölgeleri yeryüzüne yayılmış gibi duruyor baktığım zaman evlerin oraya ve elektrik direklerinin absürd, daha çok da soyut tablo gibi manzaraları, kablolarla uzatılan ve evlere bağlanan görüntüleri, ağaçlarla birlikte renksel bir uyuma dönüşüyor.

Kuşları arıyorum.. Türlü türlü kuşlar, özellikle gökyüzüne uzanan martıları sesleriyle birlikte görüyorum. Onların da gölgeleri düşüyor çorak toprağın üstüne.. Terkedilmiş gibi duran evlerin bazılarından bir iki insan çıkıyor. Ellerinde bir şeyler var ve aşağıya doğru yürüyorlar sessizce.. Zaman geçtikçe gölgeler uzuyor ve bu karanlık, çizgisel ve metalik gölgelerden en çok martılar ve çocuklar ürküyor. Metal zamanla her yere yayılıyor, adeta kaplıyor yeryüzünü. Gökyüzünden mi indi bu metal direkler.. çamur gibi renkleri yaşamdan ziyade ölüme davetiye çıkarıyor.

Orada bir meydana açılan bir yerde bir süre durdum. Dondum adeta. Öylece donakaldım ve manzaranın ciddiliğini anlamaya çalıştım. Ölüme davetiye çıkarmış, yaşamın olmadığı bir manzara. Terkedilmişliğin, yereinmişliğin, hikayesizliğin manzarası. Bu sessizlik git gide daha da ürkünç geliyor bana. Uzaklaşmak, kaçmak istiyorum ama, nereye gideceğim…

Bir Cevap Yazın