Güneş ve Yollar

Derinsu Tokalı

Tek başıma yürümek ve gözlemlemek istiyordum. Motorlar hemen hemen her yeri kaplamıştı. İnsanlar el etek çekmişlerdi adeta. Nasıl bir yerdi burası anlamıyorum? Gerçekten tek başıma kalmış gibiydim. Buraya gelmiştim, arkadaşlarımın yanına gelmiştim, ama sanki hiçbir arkadaşım burada yokmuş ve gerçekten tek’liği bütün boyutlarıyla yaşamaya başlamıştım. Bir turist gibi de insanları, nesneleri ve şeyleri inceleme, onlara kulak kabartma imkanını da tuhaf bir şekilde bulmak zorunda kaldım.

Tanımıyor, bilmiyordum buraları. İnsan ilkönce genel boyutuyla bir yeri, bir şeyi veya insanı kavramak, anlamak istiyor. Oysa anlam bazen zararlı da olabiliyor, veya kişiyi yanlış yönlere doğru sevk edebiliyor. Sonunda bulunduğum yer doğrusu beni rahatsız ediyordu. İnsanlar ablak ablak bana bakıyorlardı. Niye bakıyorlar bunlar bana böyle uzaylıymışım gibi..

Motorlar var, yol kenarına bırakılmış gibi. Tente gölgelerini taş zemine bırakıyor. Park insansızlık içinde yaşıyor. İlerde insanlar bir yürüyüşte, kafalarındaki hedeflere doğru gidiyorlar. Evlere, mutfaklara, masa ve sandalyelere doğru. Bildik bir yaşantı sürmüşlüğün mutluluğunu yaşıyorlar içlerinde. Sıradan insan olmanın getirdiği mutluluk.

İki katlı evler sıcak güneş altında kavrum kavrum kavruluyordu. Yeşil ağaçlar bile güneşin etkisiyle sararıyor ve yapraklarını erkenden döküyorlardı. Bir genel dermeçatmalık, bir genel başıbozukluk vardı dört bir yanda..

Bir yere oturmak. Renklere, biçimlere bakmak istiyordum. İnsanların bakışlarından, insanların boş bakışlarından çekinmiyordum. Bir yere oturdum çevreme bakınarak…

Bir Cevap Yazın