Güneşin Altında Evler ve Eşyalar

Sinem Kilitlioğlu

Güneş o kadar yakındı ki, bütün evler, bütün ağaçlar, direkler, teller, ağaç dalları, köşeye beriye atılmış teneke, demir, tente parçaları, ıvır zıvır ve ne idüğü belirsiz şeyler toplamı eriyordu adeta. Yollar yapılmıştı ama o kadar dardı ki, araçlar zor bela geçiyordu yollardan gidecekleri yere. Rüzgar güneşin kuşatıcılığı ve yakıcılığıyla hareketsiz kalmış adeta, yerinde mıhlanmış, bekliyor. Gölgeler uzamış, koyulaşmış ve kurumuş gibi. Kuru dal ve yapraklarla bütünleşmiş koyu gölgeler yerlerde.

Güneşin altındaki bütün bu evlerde insanlar yaşıyorlardı. Belli bir kültürleri, alışkanlıkları ve beklentileri vardı. Çevreyle uyumluydular. Gezmek, eğlenmek, en çok da kilolarından kurtulmak istiyordu insanlar. Özellikle kadınlar için bütün konuşmaların ana noktası kilolarıydı. Yemekler üzerine dönüp dolaşan konuşmalar, ev temizlikleri ve kilolarla ilgili oluyor ve kilolardan kurtulmalarının ana çaresini de yürüyüş yapmak olarak açıklıyorlardı.

Evlerde, güneş altında, güneşten uzak yaşantılar devam ediyordu. Çiçekler, ağaçlar, dallar ve yapraklar arasında da bir yaşam çeşitliliği vardı ki, buradaki canlıların yaşantılarından insanlar da habersizdi. Hayatın içinde müthiş bir devinim sürüp gidiyordu.

Yollardan sıkışık nizam araçlar gidiyor. Çalışanlar yürüyorlar caddelerin ortalık yerinde. Sararmış, dallar bütün yeşillikleri kaplamış, kapatmış durumda. Güneş erittikçe eritiyor dal ve yaprakları. Kurumuş dallar arsaların köşelerinde birikiyor.

Güneş yükseldikçe yükseliyor. Eşyalar, ağaçlar ve evler geriniyor, daha çok kendilerine geliyorlar, yaşam kendi devinimiyle artıyor, büyüyor..

Bir Cevap Yazın