ZİHNİ GÖKTAY ile BAYRAM ÖNCESİ, YİNE FENERYOLU’NDA

Nusret Karaca


18 TEMMUZ 2021 Pazartesi

“Bizi taşıdığımız yük yormaz, cahiller ve cahillerle konuşmak yorar.”

 Zihni Göktay

Kurban bayramı öncesi arefe günü.

Alış veriş için Feneryolu Sabit Pazar tarafındayım. İlk olarak berber…

Derken karşımda her zaman sohbetinden

büyük mutluluk duyduğum, her seferinde

kendisinden yeni bir şeyler öğrendiğim,

mahalle komşum, tiyatro’nun duayeni

Nusret Karaca, Zihni Göktay, Feneryolu’nda

Zihni Göktay.

Yıllardır tanırım. Öğrencilerim de ilk kez

“Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda”

tanıma fırsatı bulmuşlardı usta’yı.

“Resimli Osmanlı Tarihi” adlı oyuna götürmüştüm onları.

Sonra görev yaptığım Kadıköy Kız Lisesi

(İstanbul Kadıköy Lisesi) etkinliklerimize şeref verdi. İki kez konuğumuz oldu.

Bir vapur yolculuğu’nda ögrencilerim

okul dergimiz DAMLA için bir söyleşi gerçekleştirmişlerdi ayak üstü.

Benim de kendisiyle karşılaşmalarımız

sırasındaki konuşmalarımız arasından   çok sayıda söyleşi ve yazı çıkartıp sonra

Nusret Karaca, Zihni Göktay

dergi ve gazetelerde yayımlattığım olmuştur. Belki de kendisiyle ilgili en çok ben yazı yazmışımdır!

Kim bilir!

İşte bugün karşılaşmamız anında yine not düşülecek, üzerinde düşünülmesi gereken iki söz yakalar da yazıya döküp paylaşmaz mıyım!

-Zihni bey merhaba!

-Oooo! Merhaba Nusret hocam.

-Sizi görmek ne güzel! Yine bir anı fotoğrafı almadan olur mu! İzin var mı?

-Ne demek, elbette!

-Yeni bir oyun var mı?

-Yok. Eski oyunlardan, repertuarlarda olanlardan sahneye konacak olur da çağırırlarsa….

-Ellerinizdeki yük ağır. Yardım etsem.

-Bizi taşıdığımız yük yormaz cahiller yorar, cahillerle konuşmak.

Zihni Göktay

-Alış veriş bitmemiş gibi.

-Peynirciye gidiyorum.

-Ben de oraya. (Yanında yürüyorum, bu arada peynirci önünde bir tanıdığa rica ediyorum. Aynı karedeyiz. Kim bilir kaçıncı kez.)

-Sevilmek, iz bırakmak ne güzel! Geçenlerde bir sohbet sırasında adınız geçti.. Eray Canberk, Yalçın Akçay, siz…

ve bir çok sanat, bilim insanı.

Feneryolu şanslı.

-Salyangozlar bile iz bırakıyor Nusret hocam.

(Yine anlam yüklü, düşünülmesi gereken bir söz. Demiştim. Her karşılaşmamızda yeni bir şeyler öğreniyorum diye bugün de iki güzel söz düştü şansıma!)

-Ben izin isteyeyim. Berber, sonra ben de peynirciye uğrarım. Şimdi kalabalık.

-İyi bayramlar Nusret hocam

-Size de Zihni bey.

……..

İşte bu günün ilk saatlerinde de yine yazacak bir şeyler buldum.

Ancak yazdıklarım günlüğüm içersinde

gerçek bir sanatçı, mütevazi kimliğiyle halkın içinden biri olunca kelimeler birbirini o kadar güzel takip ediyor ve cümlelere dönüşüyor ki…

Kalem sanki kendiliğinden kayıyor kağıt üzerinde.

Ben sadece adım ve soy adımla imzamı atıyorum, hepsi o!

Bir Cevap Yazın