Bulutlar

Tuba Tor

Bulutları seviyorum. Yeryüzünün bütün kirine rağmen onlar bembeyaz gerçekliğiyle birlikte, saflığı ve duruluğu temsil ediyor.

Bulutların taşıdığı anlamı arıyordum aynı zamanda. Dolaştığım güneşli yerlerde bulutların gökyüzü maviliği içinde soyut formlar oluşturduğunu ve bunun da sürekli değiştiğini görüyordum.

Bulutları izlemek, mutluluk veriyordu bana. Yeşil, sarı, kuru erik rengindeki yapraklarıyla gökyüzüne uzanıyordu. Ben orda bir yerde bakıyordum, hem bulutlara hem bulutların altındaki yaşayan, devinen ağaçlara, onların yanında yürüyen insanlara, bir yerde bekleyen araçlara, renklere bakıyordum.. Binaların rengi gökyüzünün beyaz bulutlarıyla bütünleşiyor. Gölgeler bütün nesnelerin asfalta, kaldırımlara, binaların yüzeylerine uzanıyor.

İlerde bir deniz var, gökyüzüne kadar uzanıyor deniz, hemen üstünde çok güzel, parlayan bir bulut var.. onun bir de küçüğü var yanında.. Soyut bir tablo gibi.. Soyut resimlerden de hoşlanırım ben. Hayali serbest bırakan resimlerdir soyut resimler. Kolay gibi görünür ama, gerçekte kolay değildir soyut resim yapmak. Spontane bir oluş içinde meydana gelen renkler kendi anlamlarını da oluştururlar üzerinde. Duygular, coşkular, anlamlar ve kavramlar hepsi iç içe geçer. Bulutların durumları da böyledir. Mavinin, sarının ve kırmızının içinde, bunların değişik tonları dahilinde beyazın değişik tonları ve değerleri benek benek yer alır.. bazen, iç içe geçen bulutlar gökyüzü maviliğini iyisinden kapatır ve sadece beyaz ve grinin her tonunda karmaşık bulut tabakaları, yağmuru içlerine davet ederek, gökyüzünde kalın ve kalın katmanlar oluştururlar. Ürkütücü ve sağnak varlıklarıyla insanlara evet, bir ürkünçlük, endişe ve korku verirler..

Evet, şimdi bulutların altında bulunuyorum. Deniz yanımda. Deniz kenarında kitap okuyan, oturan, kumları ve kum taşlarını okşayan insanlar var. Denizin dalgaları ürkütmüyor beni, hatta sevimli geliyor. Bazı yerlerde daha yüksek dalgalar, ilerde büyük gemiler bu büyük dalgaların arasında ilerliyor. Yanmayan, yamuk yumuk elektrik direkleri arabaların üstüne üstüne gelmiş. Sandalyelere oturan insanlar var düzensizi ve kirli kum, taş sahilde.. Güneş parçalı, çıplak, çorak tepelerin üzerine vurmuş. Evler, ne de çok artmış buralarda, oysa geçen sene de buradaydım ve bu kadar ev yoktu. Çok enteresan. Durmadan değişiyor insanlar da ve bulutlarda.. Martıları aslında unutmamam lazım. Martılar, bir alçalıyor, bir yükseliyor, balıkları gözlüyorlar. Olmayan balıkları gözlüyorlar denizde.. Ama yine buralarda yine de az da olsa balıklar var.. Bazı bulutlar balıklara da benzemiyor değil..

Bulutlara bakıyorum. Seviyorum bulutları…

Bir Cevap Yazın