Tatil Günlüğü

Betül Parıltı

20 Temmuz 2021, Salı

Tatil bana göre değil aslında. Ama ailemin ısrarına fazla dayanamazdım. Tatile onlarla birlikte çıkacaktım. Üniversite son sınıfta okumama rağmen, hala kararlarımı ekonomik bağımlılıktan dolayı, ancak ailemle birlikte tatile çıkabiliyorum.

Bostancı’dayız, burada deniz otobüsünü bekliyoruz. Bir kalabalık bir kalabalık.. Kovite de dikkat eden pek yok. Pandemi her yerde, ama insanlar da her yerde sıkış tepiş.. Ben önlemlerimi aldım, ama insanların dikkat etmemesi beni iyisinden iyice sıkıyor, adeta hafakanlar basıyor. Nasıl olacak bu, nasıl kurtulacağız bu pandemiden, bu vurdumduymazlıkla…

Bir kafeye oturduk. Dış tarafta oturmaya gayret sarfettik. Masamızı da ıslak mendille, kolonyalayarak da sil babam siliyoruz.. Ancak böyle rahat edebiliyoruz. Bunu sadece burada otururken değil, hemen hemen dışarı çıktığımız her yerde bu hassasiyeti gösteriyoruz. Bu bağlamda ailemin daha dikkatli olduğunu söyleyebilirim. Ama hiç dikkat etmeyen insanlar da var. Maske takmayanların bile olduğunu, sokaklarda görünce doğrusu şoka giriyorum..

21 Temmuz 2021, Çarşamba

Avşa adasındayız. Buraya geldik geleli, keşke gelmeseydik, diyorum. Çünkü o kadar sorumsuz insan var ki.. Yollarda, kıyılarda, kafelerde, dar ve pis sokaklarda maskesizlik bir moda olduğu gibi, bütün gençler de, o aşı olmayan ve olmak istemeyen gençler, kızlı erkekli gruplar halinde buradalar adeta.. Bir de parkları doldurmuş, çadır kurmuş, orada her bir arada yaşıyor, eğleniyor ve denize giriyorlar. Ben de gencim ama, bu kadar da sorumsuzluk, bu kadar da kendini bilmezlik olmaz..

Deniz de git gide iyice pislenmiş. O ölü yosunlar, sararak, kahverengileşerek sahillere, kıyalara, kumların üzerine çıkarak, her yeri kaplamış. Caddebostan sahilinde nasıl insanlar hiçbir şeyi önemsemeden denize giriyorlarsa, burada da hiç bir şey bunlar için önemli değil.. Doğru düzgün oturup, kafa dinleyebileceğimiz, kitap okuyup, çay içebileceğimiz kafe yok. Ya inşaat işçilerinin, ayak takımının oturduğu, gençlerle birlikte çay, kahve içtiği bir kafe var, veya daha çok gelip gidenlerin oturduğu, bir tarafı kafe, bir tarafı içkili lokanta olan bir yer var.. bir de içerdi Çınaraltı denilen köy kahvesi gibi eciş bücüş bir yer var, oraya da yine tatile gelen insanlarla, adada çalışan işçiler, denizciler oturuyor.. Hepsi tepeleme dolu olduğu için.. doğrusu hiçbirinde oturup da kitap okuyamadım, doğru düzgün soluklanamadım, rahatlayamadım…

22 Temmuz 2021, Perşembe

Akrabamız var, ona kahvaltıya gidiyoruz. Kedisi var ama, lanet bir hayvan. Kedilerin sevimli, uysal hayvanlar olduğunu bilirdim, öyle düşünürdüm. Ama bu saldırgan.. Tanımadığı insanları tırmalıyor. Belki oyun oynuyor.. Ama ciddi ciddi bir tırmalama hastalığı var.. Sokuluyor ve ondan sonra ayaklarınızı tırmalayarak kaçıyor..

Ooo.. şişmanlar şişmanlar.. Bunlar adada kala kala obeze dönmüşler.. Yiyip, içip, yan gelip yatıyorlar.. İnsan hadi denize girmiyor, giremiyor, bari yürüyemiyor mu.. Sahilde pekala yürünür, koşuluyor.. sonra da gelinip bir banyodan sonra daha sağlıklı bir yapıya kavuşulur. Türk toplumunun sportif ve sosyal aktiviteleri sıfır. Ne okuyan var, ne spor yapan, ne de sanatla ilgilenen.. Erkekler kahvelerde, ya oturuyorlar, sohbet edip, lak lak ediyorlar.. ya da kağıt, okey oynayıp eğleşiyorlar, zaman öldürüyorlar.. Zaman öldürme, öldüremiyorlarsa kederlenme, kederlendikçe de içkiye sığınma… erkeklerin, özellikle sahil beldelerinde bir numaralı uğraş işi..

Kadınlar da, izlene izlene bayatlamış dizileri, yazın, tatilde bile izliyor, bol bol kahve sohbetleri yapıyor, evde silip süpüremedikleri köşe bucağı, tatillerde iki kat daha hırsla silip temizleyerek, adeta intikam alıyorlar…

Bir Cevap Yazın